İşitme engelli anne babanın iki evladından biri olan Nilüfer beni telefonla aradı ve “anneme olan sevgimi, ona duyurma imkanım yok, o yüzden hep bir şeylerin eksik kaldığını düşünüyorum. Arkadaşlarım annelerinin boynuna sarılıyor, onu sevdiklerini söylüyorlar ama ben sesimi duyuramıyorum. Bu yıl üniversiteye başladım, annemin mutluluğunu sadece gözlerinden okuyabildim. Annem benim sağ kolum, ona sevgimi nasıl hissettirebilirim” diye sordu. Nilüferle ilk tanıştığımda da, hikâyesi beni çok etkilemiş ve o sessiz evin her zerresini görür gibi olmuştum. Genç kızın ifadesine göre anne çocukken geçirdiği menenjit rahatsızlığına bağlı olarak işitme özelliğini tamamen kaybetmiş. Baba ise doğuştan işitme engelli. İki genç rehabilitasyon merkezide tanışıp evlenmişler. Evlendikten bir yıl sonra Nilüfer, ikinci yıl da kardeşi Hüseyin dünyaya gelmiş. İki çocuk bu sessiz evde, işaret dilini öğrenmiş ve dünyayı sessizliğe gömülmüş bir yer olarak hayal etmişler. Beş yaşına kadar konuşmayı öğrenemeyen iki kardeş, pek dışarıya çıkamadıklarından, arkadaş edinme imkanına sahip olamamışlar. Ancak akraba ziyaretlerine gittiklerinde insanların konuşarak anlaşmaları onlara oldukça ilginç gelmiş ve benzer sesler çıkarmaya çalışmışlar. Büyük anne çocuklar okula başlamadan konuşmayı öğrenmeliler diye düşünmüş ve onlar için aynı apartmanda bir daire kiralamış. Akrabalar, konuşma becerilerini geliştirmeleri için iki kardeşle özel ilgilenmiş ve anneye destek vermişler. Nihayet çocuklar konuşmayı öğrenmişler ve birkaç ay sonra da okula başlamışlar.
Çocukların bu saatten sonra artık iki dili vardır, birini dışarıda kullanırlar ve burada sesler hâkimdir, diğerini evde kullanırlar burada ise işaretler hâkimdir. İki kardeş sessiz evin sessizliğini bozar ve canlılık katarlar. Anne baba kendi aralarında işaret dili ile anlaşmaya çalışırken onlar sohbet eder, oyun kurar ve birlikte vakit geçirirler.
Nilüfer artık bir genç kız, annesini anlatırken, “o çok fedakar bir annedir, engelli bir kadın olarak çeşitli zorluklar yaşadı fakat bizim için her zorluğu göze aldı. Biz okulu bitirinceye kadar evde el işi yaptı ve okul masraflarımızı karşıladı. Babamın maaşı yetmediğinde annem evde mantı yapar ve bizi mahrum bırakmazdı” diyor ve anneye olan sevgisini her seferinde tekrar ediyor. Uzunca bir aradan sonra arayıp, “sözle ifade edemediğim sevgimi ona nasıl hissettiririm” diye sorduğunda önce düşündüm ve sonra şu cevabı verdi: Merak etme, sevginin yuvası kalptir ve kalpten kalbe giden bir yol vardır, sevgini karşı tarafa duyuramasan da o gideceği yere gider. Endişelenmene gerek yok, annen senin sevgini bütün yoğunluğu ile hissediyor olmalı” dedim.