Şu zarflardaki sarı toz olayı gündeme gelince ve büyük bir panik havası oluşturulunca kendimi acıyla gülmekten alamıyorum. Medya kanalıyla bu gerilim alabildiğine tırmandırılıyor. Ne kadar bayat bir oyun ama insanlar nasıl da bunu yutuyor veya kanıyor.
Doksanlı yılların başında “Saddam Hüseyin” paranoyasıyla ne yalanlar uyduruldu, ne senaryolar oluşturuldu. Anımsamada yarar var. Saddam’ın füzelerinin Ankara’yı vuracak paranoyasıyla büyük bir kaos oluşturuldu. Ankara ve çevresinde olası füzelere karşı bodrumlara sığınaklara nasıl girilecek provaları yapıldı. Gaz maskelerinin satışı patladı. Ekranlarda günlerce bunun uygulamaları yapıldı. O zaman da gene elçiliklere ve bazı önemli yerlere benzer zarflar gönderildi. Bir karabatak karesi günlerce zumlanarak ekranlara taşındı. Söz konusu karabatağın Saddam’ın attığı füze sonucu batan bir gemiden sızan petrolden olduğu söylenedurdu. Herkes vah çekti acı içinde kıvrandı. Sonradan bu karabatağın Fransa açıklarında sızan petrollere batan bir karabasanmış. Bu ekranlar kanalıyla insanlara yutturuldu. Saddam’ın kimyasallarının ne çok olduğu ve nasıl tehlike içerdiğini günlerce ekranlara taşıdılar. Öyle ki bütün bunlar Irak’a demokrasi getirmek içindi. Nedense bir işgal söz konusu olunca “demokrasi” akla geliyor ve saldırı başlıyor, işgaller gerçekleşiyor. Bütün bu senaryolar bir zalimden, insan kanının akıtılmasını durdurmak içindi. Üzerinden çok geçmeden Türkiye’de konuşlanan patroit füzeleri, Kürecik radar üssü, NATO üsleri de olası Beşar Esad füzelerinden korumak içindi.
Her dönem bir karabasan oluşturuluyor ve bu alabildiğine de abartılıyor. Ya da o konuma getiriliyor. El-Kaide bir dönemin en acımasız karabasanı oldu. Onlar New York’taki kuleleri vuracak kadar tehlikeli ve güçlüydüler. Amerika’nın o denli güçlü istihbaratını aşarak böylesine büyük bir olayı gerçekleştiriyor! Neredeyse Pentagonu bile vuracak yerle bir edecek kadar hem güçlü hem de tehlikeli. Ve dünya insanlığı buna kandırılıyor. 11 Eylül senaryosuyla el-Kaide bahanesiyle Müslümanların üzerine bir karabasan gibi çöktüler. Şimdi ise el-Nusra ve sonrasında da IŞİD paranoyası oluşturuldu. Güçlendirildi, bölgeyi kasıp kavuruyor. Sanki onlar dünyanın egemenlerine kafa tutacak kadar güçlü olduğu ihsas ettiriliyor.
Yakın zamanda gelen bilgilere göre Pakistan’da bombalanarak ya da çatışmalarla öldürülenlerden 3 bine yakını sivil, sadece 90 kadarı militan. Suriye ve Irak bölgesinde öldürülen evlerinden barkından edilen milyonlarca, öldürülen yüzbinlerce insan var. Amerika ve ortaklarının bombalarından ölenlerin büyük bölümü de siviller. Sadece arada birkaç militan öldürülüyor.
Bölgede oluşturulan korku ile bir örgütün büyük bir devlete karşı bu denli güçlenmesi ve güçlendirilmesi üzerinden hiç de durulmuyor. Nasıl oluyor da bir yıl içinde bu kadar devasa bir örgüt ortaya çıkabiliyor
Ne yazık ki herkes bu kirli oyunun bir parçası hâline getiriliyor ve geliniyor. Suriye’deki muhaliflere yani Özgür Suriye Ordusu’na İsrail silâh ve lojistik destekte bulunuyor. Bu haberler sızınca hasıraltı oluyor. Nedeni ise bu büyük oyunun iç yüzü bilinmesin diye. Aynı İsrail arada bir Suriye ve civarındaki kimi yerleri şöyle hafif bir yokluyor, yani bombalıyor ama ne yazık ki üzerinde durulmuyor.
Müslümanların bu oyunlara hep aynı taktiklerle gelmesi ne tuhaf ve bir büyük açmaz. Bunlara en üst düzeyden halk katına kadar herkes kanıyor. Çünkü sarı toz olayı ile büyük bir korku oluşturuluyor bundan nasıl kurtulunacak onun hesabı yapılıyor. Çünkü bu tozlar da aynı oyunun bir parçası. Gönderenleri de biliniyor aslında.
Sürekli aynı oyun oynanıyor insanlık da bu oyuna geliyor ve yutuyor.