25 Mart 2016 tarihli Taraf Gazetesi fâiz canavarının

kuyruğuna hamle yapmış ve Yüksek Faiz Can Yakıyor manşetini atmış. 29 Ocak

2016 tarihli Milli Gazete ise, fâiz canavarının ne olduğunu kör gözlere de

gösterecek müthiş bir habere imza atmış ve canavarın kuyruğuna değil, başına

hamle yapmış. Lütfen gazetedeki şu bilgileri bir kere daha dikkatlice okuyalım,

ondan sonra konuşalım:

Sadece bu sene [2016], maliyeti 5 milyar TL olan 3.

köprüden 11 tane, maliyeti 8 milyar TL olan Marmaray dan 7 tane, maliyeti 71

milyar TL olan 3. havalimanı ndan 1 tane yapılabilecek kadar paramız faize

verilecek

2016 bütçesinde faize bu sene 58 milyar TL ödenmesi öngörüldü.

Bu faiz parasıyla 537 ton altın alınabiliyor. (Türkiye nin

mevcut altın rezervi 515 ton)

13 yılda [2003-2015] faize 653 milyar TL ödendi.

Lütfen bu bilgilere bir kere daha bakınız. Bir yılda faize

ödenecek 58 milyar TL ile neler yapılabileceğini düşününüz. Bir de 13 yılda

faize ödenen 653 milyar TL ile neler yapılabileceğini hayal ediniz.

Bütçeden, yani senin benim paramdan son on üç senede faize

ödenen rakam bu. Bir de geçmiş yıllarda ödenenleri düşününüz. Gayet net

söylüyorum. Bütün bu paralar faize ödenmemiş olsaydı; Türkiye şu anda her

cihetten dünyanın en güçlü ülkelerinden birisiydi. Memur, emekli, işçi dünya

standartlarının üzerinde maaş alırdı. Sağlık ve eğitim harcamaları bedava

olurdu. Ülkede fakir kalmazdı. Devlet, her vatandaşının yüzünü güldürecek

yardımı rahatça yapardı.

Faiz sadece bizim ülkemize musallat olan bir bela değil.

Dünyadaki bütün devletlerin baş belası. Yalnızca devletlerin değil, bütün

insanlığın başının belası. Fâiz, devletleri çökerttiği gibi, insanları da

çökertiyor, evler yıkıyor, beller büküyor, huzuru ortadan kaldırıyor. Faiz

yüzünden nice ocaklar söndü.

Yüz milyonlarca insan fâiz yüzünden derin acılar çekmekte.

Ancak onların feryadına aldırış eden yok. Zira fâizden nemalananların zerre

kadar insafı yok. Yakında devletler feryadı kopardığında belki insanlık bir

nebze uyanacak.

Bütün bu olanlara bakıldığında İslâmiyet te fâizin haram

kılınışının hikmeti daha iyi anlaşılmaktadır. Kur an-ı Kerim de ve hadis-i

şeriflerde fâizle ilgili şiddetli ifadeler vardır. Faiz almak, vermek, en büyük

günahlardandır. Fâiz, Allah a harb ilan etmek tir. Bu Kâinatın Mâlikine,

Sultanına harb ilan edenlerin âkıbeti nice olur Beşer tarihine bakıldığında

görülür. İslâmiyet, fâizi haram kılmakla, zekâtı emretmekle, sosyal hayattaki bütün

ihtilâllerin, kargaşaların, sıkıntıların önünü kesmiştir.  Sosyal hayattaki bütün ihtilâllerin

kaynaklarından biri; Sen çalış, ben yiyeyim! düşüncesidir. Bu düşüncenin

neticesi fâizdir. İşte İslâmiyet fâizi yasaklamakla, bütün insanlığa huzur

kapısını açmış olmaktadır. 

Bu ülkeyi fâiz belâsından kurtarmak için çalışan merhum

Erbakan Hocamızın söyledikleri çok dikkat çekicidir. Başbakan olduğu devrede,

bizim de bulunduğumuz bir husûsi sohbette, ülkenin malî kaynaklarını

araştırdıklarını, nerede paramız olduğunu tespit ettiklerini, İngiltere de bir

bankaya yüzde 5 faizle para yatırılıp aynı bankadan yüzde 15 faizle kredi

alındığını hayretle gördüklerini, o bankadaki yüz milyonlarca dolar tutarındaki

paramızı alabilmek için altı ay uğraştıklarını söylemişti. Havuz Sistemi nin

temel gâyelerinden biri de bu ülkeyi fâiz belâsından kurtarmaktı. Ama

birileri bundan rahatsız oldu ve neticede olanlar gözler önünde. Yazık oldu

bu ülkeye. Eğer fâiz canavarı bu şekilde başıboş dolaşmaya devam ederse yazık

olacak bu ülkeye, yazık olacak bu halka. Yazık olacak bütün ülkelere ve bütün

insanlığa