YUKARIDAKİ başlığı eksik bıraktım değil mi Nesi mi eksik
Tabii ki finalde Fenerbahçe nin rakibinin hangi takım olacağı eksik. Şaştınız
mı Öyle ya Galatasaray deplasmanda Rizespor u 3-1 yendi, artık bunun rövanşı
mı kaldı diyeceksiniz. O halde açalım...Galatasaray, Rize de sahaya öyle bir kadro
sürdü ki, şaşmamak mümkün değildi. Ama ne var ki eldeki malzeme de bundan öte
daha iyi değildi. Bu gerçeği de önümüze koyarak yazalım o zaman... Orta alanda
Emre ve Bilal görünüyordu. Sneijder de önlerinde. Yani ciddi bir karşılama
komitesi, ciddi bir savunmaya gerilerken yerleşim olgusu görmek mümkün değil...
Nitekim Rizespor daha maçın 2. dakikasında Galatasaray savunmasını 4 e 1
yakaladı. Ama sağ bek Orhan golü beğenip beğenip birine attırabilecekken tuttu
kaleye çaprazdan vurdu. Gol de güme gitti. Galatasaray ın bu arızalı orta alan
kurgusuna karşılık Rizespor ne yaptı Hiiiç! Onlarda bir orta alan kurmuşlardı
ki sormayın gitsin... Merakım odur ki, iki takımın orta alan karşılamalarında
toplam kaç faul yaptıklarıdır. Maçın sırrı da burada yatıyor işte...
Sneijder in sakatlanması ile Galatasaray krize girecek sananlar oyuna giren
Olcan ın daha bir tahripkar olduğunu unuttular tabii... Hele hele Rizespor on
kişi kalınca, rövanşın tehlikeye girme ihtimali de düştü. Ancak Hakan bana göre
çok haksız atılınca oyun kafa kafaya geldi ve 2-1 oldu... Şunu da anlayamadım.
Üç ayda bir oynayan Yasin tam o üç aylığını yaşarken yerini Tarık a bıraktı ve
üç dakika sonra Rizespor un şık golü geldi.
Sonuç olarak Galatasaray ın elinde 3-1 lik bir skor var.
Rizespor 2-0 kazansa bile elenecek. Bence mi İstanbul tarafında tur çok kesin
değil... Rize tarafında mı, yemeden iki gol bulunabilir mi, buna çalışacaklar
önce... Yani, Rize deki koşullar işi yüzde 75 Galatasaray, yüzde 25 Rize yaptı.
Galatasaray ın sezon içinde sadece iki maçta gol yemediğini de dikkate alalım
derim.
Sonra Konya ya geçtik. Sen misin ligde Fenerbahçe yi
yenen... Aykut hoca sandı ki, açılıp saçılıp, hücuma altı yedi kişi ile kalkıp
turu garanti edecek. Oysa Konyaspor un kadrosu öyle oynayamazdı. Tıpkı ligdeki
gibi tam takım topun arkasına geçecek ve kontrayı kollayıp öyle veya böyle maçı
kazanmaya bakacaktı. Tabii ki Pereira nın altı oyuncusu rotasyona uğramış
takımı da Aykut hocaya gaz veren bir başka unsur idi. Belki de Fenerbahçe bu
rotasyonu yapmasa, Aykut hoca da tıpkı lig maçındaki gibi yönlendirecekti
takımını. Ama bir teknik adam rakipten önce kendi takımının potansiyeli bilmeli
ve kurduğu oyun planından vazgeçmemelidir. Ancak skor oyun içinde bazı küçük
değişiklikler gerektirebilir. Geçen gün ne
yazmıştım. Bu ülkede bütün yerli yabancı hocaların yeniden bir testten
geçmeleri gerekir demiştim.
Peki, Pereira ne yapmıştı Bakınız burası da çok önemli...
Kupayı ligin arkasına atıp önemsemeyebilirsiniz. Ama orası Fenerbahçe dir...
Kupa da, hoş Aziz Bey kendi sesi ve görüntüsünden, hem de kendi stadında,
Herkes şunu iyi bilsin Fenerbahçe nin kupada hiç bir iddiası yoktur demişti
ama oyuncu ve hoca en azından kendi kariyerleri açısından düşünmelidirler. Ve
bir büyük takım, kalecisi de dâhil, savunmasının beş oyuncusundan dördünü bir
sonraki maça değiştirerek çıkamaz. Bakınız orta alanı veya ileri üçlüsü demiyorum. Savunma, sistemlerin,
kurguların, oyun planlarının başlatıldığı yerdir. Sakatlık, ceza gibi aksilikler
hariç yüzde doksan değişime uğrayamaz. Pereira dua etsin de Aykut hoca bunun
gazına geldi. Yoksa ligdeki gibi bir oyun tezgâhlasa bu ağır değişime uğramış
savunma ne hale gelirdi tahmin edemezsiniz. Sonuçta Fenerbahçe finale kaldı...
Aykut hoca... Hele hele bu oyunu oynayacaktınız da kalecinizi niye
değiştirdiniz hocam diye sorarlar adama
Tam bitirirken aklıma ne geldi. Konyaspor da Volkan diye bir
oyuncu var. Bir şişirildi bir şişirildi ki, hayret! Yapmayın, etmeyin...
Olabilecekleri daha bırakın olmayı, çiçek bile açmadan yok ediyorsunuz. Pardon
unutmadan... Pereira dua temledir ki, Markoviç sezonu kapattı. Yoksa Volkan Şen
diye takımı sırtına almış götüren o oyuncu hala kulübede mahkum idi. Hatta
belki de Caner gibi postayı koyup yürümüştü...