Bugünlerde evlerde bir gerilim var. Doğrusu son on beş yirmi yıldan bu yana giderek artan bir kuşak çatışması son yıllarda ivme kazandı.

Görsel dijital ürünlerin kullanımı yaygınlaşması bazı sonuçlar doğurdu. Dikkat eksikliğinin artmasında önemli bir etken. Kısa pasaj okuyan ve görsel akışı yoğun şekilde takip eden çocukların dikkat eksikliği sorunu yaşamaları normaldir.

Bir diğer faktör ise bu çocukların katkı maddeli gıdalarla beslenmeleri. Ev yemekleri yerine kızartılmış ve soslanmış gıdaları tercih etmeleri damak tadından benliğin dönüşümüne ince bir yol açmakta.

Başarısızlığın nedenleri üzerinde durmaya çalıştığımız asıl konu anne baba tutumları. Ebeveynlerin çocuklarla yaşadığı sorunların başında ders çalışma ve buna bağlı olarak okul başarısı var. Onlara sorsanız çocuğun geleceği için bunu gerekli gördüklerini söylerler.  Peki, başarı kadar meşru bu isteğin çocuğun dünyasında yeri nedir Başarı talebinin çok anlamlı karşılığı var mı Olsa bile ebeveynin başarı beklentisinin öğrenilmiş bir davranış olarak topluma uyma davranışı olduğunu söyleyebiliriz.

Günümüzde yükselen bu trendin elbette yaşanan anlam boşluğu gibi nedenleri var. Aileler geleceğe yön verirken bir değere bağlı olmayı ötelediklerini görüyoruz. Bir değerler manzumesine aidiyet sağlamayan toplumlar için gözlenebilir başarı beklentisi bir tesellidir. Yaşadığımız medeniyette akademik başarı öteki başarılardan sadece biridir.

Kardeşlik, adalet, ahlak, edep, hürmet, nedamet, şükran, sabır, cömertlik, sadakat, dürüstlük, diğerkamlık, iffet ve cesaret gibi kişiyi toplumun takdirini kazanmasına vesile kılan hasletler vardı. Yaşadığı toplumda statü kadar erdemli tutumuyla saygınlık kazanmak mümkündü.

Örnek bir kişilik yapısında olsa bile çocuğun ve gencin değerlendirildiği tablo başarı. Akademik başarı aynası karşısında çocuk ne yapacağını bilemez durumda. Akademik başarı kendini ispatlayacağı tek gösterge. Fıtrat donanımında gizlenmiş nice özellikleri sergileyeceği bir zeminden yoksun. Ahlaki özelliklerini sergilediğinde akademik başarı göstermedikçe takdir edilmesi zor.

Akademik başarı öteki başarılardan sadece biridir. Çocuğunuzun saygın meslek sahibi olmasını isterken bir yandan onu akademi başarı ile var olmaya hapsetmiş olursunuz. Ayrıca mevcut yetenek ve duygusal özelliklerini de bu yolla baskılamış olabilirsiniz.

ÇEYREK ASIR ÖNCE ÇOCUKTAN BEKLENTİ NE İDİ

1980’li 90’lı yıllarda çocuklardan farklı beklentiler vardı. 1982’de yapılan bir araştırma tabloyu gözler önüne seriyor.

Dokuz ülkede sürdürülen ‘Çocuğun Değeri’ araştırmasında, Endonezya, Filipinler, Tayland ve Türkiye’deki yetişkinlerin çoğunluğu, çocuklarında en çok arzuladıkları  özellik olarak “ebeveynlerine itaat etmeyi” ifade ettiler.  Amerikalı ve Alman yetişkinler ise tersine; ‘kendi kendine yetebilmeyi ve bağımsızlığı’ vurguladılar.

Prof. Kağıtçıbaşı bu araştırma bağlamında bazı anekdotlar aktarıyor. “Çocuklardan itaat bekleme sistematik bir kültürler arası değişme gösterir. Daha geleneksel aile bağlamlarında, özellikle kırsal tarımsal ve düşük sosyo-ekonomik koşullarda, çocuk yetiştirmede itaate yüksek bir önem verilmektedir. Bu değer güçlü bir sosyal ögeyi kapsayan bir bilişsel yeterlilik anlayışını yansıtır. Sıkı insan bağlarıyla örülü toplulukçu toplumlarda çocuk yetiştirme hedefi, başkalarının ihtiyaçlarına duyarlı, onlarla ahenkli ilişiler kuran, sosyal olarak sorumlu ve müşfik bir kişi sosyalleşmesidir. Eğer varsa, bireysel bağımsızlığının çok daha düşük bir önceliği vardır.  Söz gelimi, İstanbul’da düşük gelirli ve eğitimli aileler arasında yapılan bir çalışmada, “iyi sosyal ilişkisel davranış” ( itaatkar olmayı, duygularını göstermeyi ve diğerleri ile iyi geçinmeyi kapsayan ), annelerin çocuklarında arzuladıkları davranış olarak ifade edilmiştir.

İtaat yönelimli çocuk yetiştirme, çocukların yetişkinler için “yaşlılık sigortası değeri” taşıdığı sosyo-ekonomik bağlamda işlevseldir. Çünkü itaatkar çocuk muhtemelen yaşlı ana babasına bakan sadık yetişkin halinde yetişirken, bağımsız çocuk evini terk edebilir ve ailesinin ihtiyaçlarından ziyade kendi ihtiyaçlarına yönelebilir.”

Doğu aileleri ve Batı aileleri arasında temel iki yaklaşıma baktığımızda iki temel bakış var. İtaat ve bağımsızlık. İtaat bizim kültürümüzde değerli bir ahlak kuralıdır. Ancak ebeveynlerin itaat beklentisi vurgulandığı gibi yaşlılık sigortası olabiliyor.

Çocukların itaat etmesi 1990 yıllarda önemli bir beklenti iken bugünün ebeveynleri için itaat, kendilerine sadakat artık birinci öncellik değil. Bu beklentilerin olumlu olumsuz yanları bir yana çeyrek asır sonra artık bu konuları konuşmuyor oluşumuz daha önemli bir mesele…

BAŞARI TUTKULU EBEVEYN ÖRNEĞİ

Bir ebeveynle çocuklarının başarı durumlarını görüşmüştük. Lise öğrencisi kızları Beyza’dan şikayetleri vardı. Not ortalamasının 85 olduğunu ve bunun hedefleri için yetersiz olduğunu vurgulamışlardı. Okul başarısından geri kalma nedeni olarak bir arkadaşıyla sık birlikte olduğunu vurguladılar. 

Beyza gerçekten arkadaşı Elif’le yoğun olarak görüşüyordu. Öğrenciyle önceden görüştüğüm için, durumu kendilerine izah ettim. Elif’in anne babası ayrılma sürecinde olduklarını ve bu nedenle Beyza’nın arkadaşına destek olduğunu paylaştım. Öğrenci ağır bir duygulanım sorunu yaşıyordu. Arkadaşı da bu süreci atlatmasında ona destek oluyordu. Gerilim içinde olan Elif sürekli ağlıyor ve anne baba ilgisizliği karşısında tek dayanağı Beyza’ya yaslanıyordu. Beyza’nın arkadaşına verdiği desteğin ne kadar anlamlı olduğunu, bununda bir başarı olduğunu kendilerine ayrıntılı bir şekilde anlattım.

Beyza’nın anlattığına göre; anne babası ortaokul TEOG sınavında günde okulla birlikte dört eğitim aldırmıştı. Bu süreçte bunaldığını ve artık sınav kelimesini duymak istemediğini söylemişti.  Anne ve babasının kendisinin eczacı olmasını istediklerini, çalışarak onların isteklerini yerine getirdiğini fakat mezun olduktan sonra sevmediği için mesleği yapmayı düşünmediğini söylemişti.

Anne ve babaya çocuğun aslında duygusal yönünün ileri düzeyde olduğunu, merhamet, empati, iyilik severliğini de takdir etme gereğini vurguladım. Çocuğun bu onaya ihtiyacı olduğunu ve bugün ki gençlik için bir zafer olduğunu söyledim. Tüm bu anlatımdan sonra, başarıya zorlamanın onun psikolojisini zorlayabileceğini söyleyerek sözü bağladım. Anne baba bana şöyle karşılık verdi:

Hocam, 90-95 hedefini kendisiyle konuşarak belirledik. Bu yönde neler  yapabiliriz !.