Dünya genelinde şehirleri derinden sarsan konulara ve fırsatlara odaklanan herkes, “Yeniden Düşünme ve Birlikte Hareket Etme” çağrısına muhatap kalıyor. Sivil toplum açısından bu çağrıya kulak verdiğimizde; “ezberlerimizin, düşünce ve üretme-tüketme alışkanlıklarımızın yeni duruma yanıt üretmekten uzak” olduğunu görüyoruz. “Daha cesur, daha kapsamlı, daha işbirliğine dayalı” çabalara ihtiyaç duyduğumuzu anlıyoruz. Bu açıdan “Yeniden Düşün, Birlikte Hareket Et” teması, krizlerle başa çıkma mekanizmalarımızı güçlendirmek ve dayanışmanın tek çıkış yolu olduğunu gösteriyor.
Küresel ile yereli birlikte düşünmeye davet eden bu çağrı, “paydaşlarla iş birliği” ve “ortak aklı harekete geçirme konusunda inisiyatif alma” çabalarına dikkat çekiyor. Şehirleri ve şehirlileri “yeni ve proaktif bir çaba”ya davet ediyor. Peki, bu çaba; “değişen şartlara ve yükselen toplumsal taleplere” göre nasıl şekil alacak? Pandeminin derinden etkilediği evlerimizi konuşmaya başlar başlamaz konut ile ilgili eşitsizlikler bir kez daha su yüzüne çıkıyorsa, şehirlerin öznesinin insan olması yeniden ele alınmalıdır.
İnsanı özne konumuna taşıyamayan hiçbir şehir, zamana değer katamaz! Zamanını değerlendiremeyen şehirliler de, refahın teminatı olamaz. Bu durumda “küresel sözleşmeler, ulusal kalkınma planları, sektör ve şehirlerin iklim eylem planları” problemleri tespit etse de, problemin kaynağına inemez. Problemin kaynağına inmeden doğa ve yaşam kalitesi lehine bir çözüm üretilemez. Mülteciden müsilaja savrulan bir yelpazede tüm konular ele alınsa da iyi uygulamalar yaygınlaştırılamaz. Uygun olan, kabul gören çalışmalar açıklıkla sergilenmedikçe fikirler yarışsa da çözümler ipi göğüsleyemez.
Şehir ve insana dair eksiklikleri çok iyi ortaya koyan, fikirler sunan çok iyi platformlar ve etkinlikler var ama bunlar insanı özne yapan uygulamalara yön vermelidir. Pilot şehirler seçip örnek projeler ortaya çıkarmalı ve iyi örnekleri hayata geçirmelidir. Çünkü şehirlerin geleceği insan özne yapılmadan şekillendirilemez! O halde; insanı özne konumuna taşıyan sivil unsurları güçlendirmeliyiz. Bunun için; bilgi başta olmak üzere, içinde itibarı barındıran deneyimlere ve yetkinliklere açık olmalıyız. Zamanda birliği ve mekânda beraberliği sağlayacak ve insanı özne yapacak bilgiyi somut yeteneklere dönüştürmeliyiz.