Öyle anlaşılıyor ki, koronaya karşı ilan edilen tedbirler bir takım dükkânların ve salonların giriş kapısında asılı durmaktan öte gitmiyor. Bunun yanında sinema ve tiyatro salonlarında koltukların sayısı azaltılırken, özellikle dolmuşlarda koltuk sayıları azaltılmış olmakla birlikte alınan yolcu sayısı salgın öncesi döneme göre artmış durumda. Bu noktada dünkü gazetelere yansıyan salgın haberlerinin sadece başlıklarını aktarmak istiyorum:
“Korona kalbin şalterini kapatıyor.”
“Korona kanserin önünü açıyor.”
“Korona vücudun şalterini kapatıyor.”
“Kovid gözde de hasar bırakıyor.”
“Kovid, alerjisi olanlarda daha ağır geçebiliyor.”
Bu başlıklar sadece dünkü gazetelerde gözüme ilişenler. Bunun yanında koronanın vücudun tüm organlarına başta akciğer, karaciğer ve böbrekler olmak üzere ciddi hasarlar yaptığı da sıkça medyaya yansıyor.
Bu arada yine dünkü gazetelerde yer alan salgın ile ilgili haberlerden başlıklar aktarmakta yarar var. Bir haber başlığında, “5. dalga başladı, tedbiri bırakmayalım” denirken bir başkasında, “Bakanlık salgında süreci yönetemedi” deniyordu.
Tüm bu haber başlıklarını insanlara korku salmak için aktarıyor değilim. Sadece salgın ile mücadelede alınan tedbirlerin ve uygulamaların gevşetilmiş olmasına dikkat çekmek istiyorum. Aslında hayatımızın her alanında koronaya karşı alınan tedbirler kapılara, pencerelere asılan uyarılar var. Söz gelimi toplu taşıma vasıtalarına maske takmayanlar alınmıyor ama 12 kişi alınması gereken bir minibüse 30 kişi alınabiliyor. İşin garip tarafı böylesine sıkış sıkış yolcu alan şoförü uyaran yolcu şoförden tepki görüyor, Bununla da kalınmıyor ödediği para iade edilip dolmuştan indiriliyor. Bu arada yaşanan tartışmaya şoförle itiraz eden, bu tartışmasına başka yolcuların karışması ise tartışmayı büyük bir ihtimalle kavgaya kadar götürebilir. Bu bakımdan iş bu boyuta ulaşmadan ilgililerin gerekli tedbirleri almaları gerekiyor.
Bir hafta kadar önce yine bu köşede bir dolmuşta yaşanan benzer olayı gündeme getirmiş, fazla yolcu alınmasına itiraz eden kişi dolmuştan şoför tarafından indirildiğini yazmıştım. Böyle bir olaya ilk defa şahit olduğum için şoförün çözümsüz bazı sorunları olabileceğini, onun için aşırı tepki gösterdiğini düşünmüştüm. Ama bir hafta sonra yine bindiğim dolmuşta benzer bir tatsız olayın yaşanması doğrusu bu tür tepkilerin ileride daha da setleşebileceğini düşündürdü ve beni endişeye sevk etti.
Derdim şoförler boş gitsinler gelsinler değil. Elbette onlar da ev geçindirecekler. Ancak, salgın sebebiyle azaltılmış olan koltuk sayılarının yerine en az iki misli yolcu alınması, insanların üst üste gitmek zorunda kalmaları, bunun da ötesinde, bazı şoförlerin hız yapma ya da bir sefer daha fazla atmak arzusu sebebiyle insanların aile fertlerinden daha fazla birbirlerine yakın olmak zorunda kalışları ilgililere ileride çok daha istenmeyen olayların habercisi olabilir. Bunun için ayakta alınabilecek yolcu sayısının belirlenmesi ve buna uyulmasının sağlanması gerekiyor. Çünkü koltuk sayısı kadar yolcu alınmasının uygulanabilir yanı yok ama insanların üst üste yolculuk yapmak zorunda kalmaları da doğru değil. Ayrıca, bu işin uygulanmasının dolmuş şoförlerine bırakılmasının da sakıncaları var. Bu bakımdan ilgililer bu soruna çözüm bulmak durumundalar. Çözüm ne insanların üst üste gitmeleri ne de dolmuşların 10-12 kişiden fazla almamaları. Bilmem anlatabildim mi?