Bir şehrin iki yakası: kültür ve medeniyet, bir insanın iki yakası: ilim ve irfandır. Bu iki yakayı bir araya getirebilecek unsur ise sivil toplumdur! Şehirlerimizin geldiği son durumu gözler önüne sermek ve bu konuda sorumlu olanları uyarmak günümüzün önemli bir vazifesidir. Özellikle sivil toplum kuruluşlarının, çalışma sahalarında iyi örnekler sergilemesine katkı sunmak takdir edilecek bir gelişmedir. Bu amaçla yapılan “Şehir ve Sivil Toplum Kuruluşları Zirvesi”, sorumluluklarımızı bizlere yeniden hatırlatmıştır.

Zirvede geçen; “biz bu şehre ihanet ettik, ben de bunun sorumlusuyum” ifadesi, son döneme ayna olmuştur. Üstelik bu itiraf, engel olunmadığı takdirde daha büyük bedellerin ödeneceğine işaret etmektedir. Örneğin; İstanbul ’un en prestijli işyerlerinde çalışanların, aldığı yirmi yıldan fazla eğitimi ve birikimi, metrobüse binerken yirmi dakikada kenara atmak zorunda kaldığını görmüyor musunuz? Bir düğünün mutluluğuna, bir cenazenin acısına ortak olmak isteyenlerin, trafik keşmekeşi yüzünden bunu gerçekleştiremediğine şahit olmuyor musunuz? Daha da önemlisi; elinin emeğiyle otuz yılda kazanılanı üç yılda kazanmak adına şehirleri beton yığınına çevirenler yüzünden, “kötü şehirlerin insanı ahlaksızlaştırdığı”nı ibretle izlemiyor musunuz?

Sivil toplum, insanı merkeze almanın ve sorumluluğu kuşanmanın ortamıdır. İnisiyatif alınması gereken bir dönemde bu ortam; eşyanın hâkimiyet kurduğu ve insanın yalnızlaştığı bir düzleme taşınmamalıdır. Sorumluluğu yeniden kuşanmak yerine, suçunu itiraf ederek prim toplamaya çalışılıyorsa, daha da kötüsü bu durum alkışlanıyorsa, şehir ve sivil toplumun kimyası bozulmuş demektir. Eğer biz şehirlerimize ihanet ettiysek bunun bedelini ödemeliyiz. Bu bedelden kaçmak adına yapılan itiraflar, suçu ortadan kaldırmadığı gibi, seçilmiş herkesin omuzlarına yeni sorumluluklar yüklemektedir.

Suçu itiraf etmek yerine, bu millete “sözümüz var” diyerek sorumluluğu kuşanmak esastır. Çünkü şehir (Medine), karşılıklı yapılan sözleşmedir. Çıkış; inisiyatiftedir ve bu ülkede sağlıklı şehirleşme ve katılımcı sivil toplum için her türlü imkân vardır. Bu konuda bugüne kadar yapılan paneller, sempozyumlar, zirveler ve kongreler dikkatlice incelendiğinde çalışmak için ihtiyaç duyulan bilgiye kolaylıkla ulaşılır. Asıl ihtiyacımız olan şey; bilmekten öte, yapabilmektir; bilgiden öte bilinçtir!