Eylül ve okul kayıtları. Yıllarca süren emeğin hasat mevsimidir eylül. Yoğun sınavların sonu gelmiştir. İlkokuldan beri süren acımasız yarış nihayetlenmiştir. Aile ile çocuk bir hafta sonu pikniğine, bir sinemaya bile gidememiştir. Gitse bile okul dışı dershanelerin çaldığı zamanının kendisine kalmış küçük bir kırıntısına alelacele tıkıştırıp da denizde, piknikte, yaylada herkes gülüp eğlenirken onların ağzını bıçak açmamıştır. Çünkü bıçak kadar keskin bir sınav stresi ile çerçevelenmiş o küçücük yaşamlarında bir kelebek gibi dağlardan yamaçlara süzülüp uçamamışlardır. Kâğıttan uçurtmalarını gökyüzüne yollayamamışlardır. Kuzen düğününde herkes eğlenirken onlar sıkıntı ile tırnaklarını yemişlerdir. Seviye tespit sınavları, VİP imtihanları, OKS handikapları ile geceleri gündüzleri kâbusa dönmüştür.
Minik kuşlar telaşta iken ailelerinde de benzer endişeler. Yememiş içmemiş, üzerlerine giysi almamış; çocuklarının dershane paralarını öyle denkleştirmiştir anne ve babalar. Evlatlarının yarınları için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan babalar işyerinde bir simidi öğlen yemeği bilmiş. Yol parasını hesaplayan çok anne, haftalarca evden çıkmayarak çocuğunun eğitimi için yaptığı katkıyı ince ince hesaplamıştır. Akşamları okul ve dershaneden yorgun dönen evlatları ayakta sallanmasına karşın uykuya savaş açarak masasına çalışmaya oturduğunda; onları da derin bir düşünce almıştır. "Bu kadar çok çalışıyor ya sağlığı bozulursa" diye korkmuşlardır. Kimi geceler gözlüğü gözünden düşmüş masada uyuyakalmış küçük kelebeği kucaklarına alıp yatağına götürdüklerinde; hayatın ağır yükünün bu kadar erken çocukları hırpalaması karşısında ne kadar üzülmüşlerdir. Benzer bir yarış bu kez daha yoğun bir ritimle üniversite hazırlık sürecinde yaşanmıştır. Fakat sonuçlar geldiğinde çocuğunda ailenin de düğünü ve bayramı olmuştur. Hayalleri süsleyen üniversite kazanılmıştır.
Fakat kız çocukları için her şey o kadar kolay değildir. Çağdaş yobazlar için onları elma armut gibi ayırıp kenara koymanın belirteci başlarındaki örtüdür. Aynı ailenin erkek çocuğunun başında ayırgaç malzemesi göremeyen örümcek kafalılar için kız çocukları kazandıkları hakları ellerinden alınacak en zayıf kesimdir. Üstelik her şehid cenazesinde dizlerimizi döve döve ağlamışızdır. Şehidlerin anneleri, orduevlerine başlarındaki örtüler yüzünden sokulmasa da; onur ödülleri için davet edilmişlerdir. Nizamiyenin eşiğinden bile başındaki örtü ile geçemeyen kadınlar; evlat kanının karşılığı olarak bir saatlik kalma ile madalyalandırılmışlardır. O şehitlerin kız kardeşleri ise Eylülü ve pazartesiyi yaşayamamışlardır. Üniversiteyi kazanmanın sevinci her seferinde onlara çok görülmüş, manevi işkencelerle gencecik yaşlarında en büyük acılarla bir başlarına bırakılmışlardır.
Binlerce kelebek gibi eylülle birlikte kayıt derdine düşenlerden biri de Şeyma. Onun okulu yaşadığı şehirden çok uzaklara çıkmıştır. Maraş a babacığı ile birlikte giden Şeyma, kayıt evrakları ve parasını tedarik etmiş. Başındaki örtüsü kayıt esnasında sorun olmasın diye valizinde getirdiği peruğunu başına geçirmiş. Eksik hiçbir şey kalmamış olmasının güveni ile üniversiteye gittiğinde hiç aklına gelmeyen bir olayla karşılaşır Şeyma. Başındaki peruk da meğer üniversiteye kayıt yaptırmasına engeldir. Peruğunu gerekçe gösterip kaydını yapmazlar. Fransız askerlerin Müslüman kadının örtüsüne uzanmak isteyen eline tahammül edemeyen Sütçü İmamın destansı bir direnişi ateşlediği topraklarda örtülere değil peruklara dahi tahammül edilmemesini ne kadar hazin buluyor baba ve evladı. Öğrenci işlerinden yatırdığı harç parası yarım milyar lirayı da alamazlar. İkinci gün baba kız tekrar üniversiteye gidip şanslarını denemek isterler ama Sütçü İmam Üniversitesi nin kahraman(!) Rektör Yardımcısı güvenliğe talimat vermiştir, bina içine dahi alınmamışlardır. Bu insan hakkı ihlali karşısında baba kız; üzgün, kırgın yaşadıkları şehre geri dönmüşlerdir. Kim bilir ne kadar mutlu olmuştur üniversiteleri demir perde ülkelerinin yasakları ile yöneten gerici zihniyet. Bir kelebeğin daha kanatlarını kırarak uçmasını engelledikleri için örümcek kolları ile birbirlerini kim bilir ne kadar hararetle tebrik etmişlerdir.