Terör ve bölücülük meselesini iki gündür yazıyoruz.

Birinci gün, dört vilayetimizdeki çatışmalarda şehit düşen askerlerimizi andık. Konuya tarihî bir perspektiften bakarak geniş boyutlu bir açıklık getirdik. Çözüm sadedinde ise sadece "Millî Görüş"ün köklü çareler üretebildiğini hatırlattık

İkinci yazımızda, PKK sorununun iç değil tamamen dış kaynaklı olduğunu, Kürt sorunu olmadığını, askerî bir mesele olmadığından bu yolla çözülemeyeceğini, asıl bataklık kurutulmadıkça PKK nın ortadan kaldırılamayacağını hatırlattık

En önemlisi, sorun çözülmeye çalışılırken yapılan hatalara işaret ettik

Son olarak bu yazıları yazmamıza vesile olan acı haberler birbiri peşisıra geldi:

Dört ilimizde çatışmalar oldu

Bir günde toplam sekiz şehit verdik...

Maalesef terör can almaya devam ediyor

Terör ateşi düştüğü yerleri yakmayı sürdürüyor

n

Asıl büyük tehlikeler nelerdir

1. Türk tarımı yok ediliyor, araziler işlenmiyor, halkımız tarım yapmayı unutuyor.

Böyle giderse, on sene sonra ülkemizdeki topraklar artık ekilemez hâle gelecek, bu toprakları ekmeyi bilen halkımız yani köylümüz de artık kalmayacaktır. Ondan sonra biz nasıl geçineceğiz ve ne yiyeceğiz ..

Kentlerimizde de Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT ler) özelleştiriliyor, fabrikalar kapatılıyor Halkımız işsiz bırakılıyor... İşsizler ve açlar devletçe besleniyor... Gençler de işe alınamıyor...

Özel teşebbüsler de ağır vergi ve korkunç yasalar nedeniyle bir bir kapanıyor... Ağır faizler ve istikrarsızlık işyerlerini teker teker öldürüyor... Çok değil, on sene sonra elinden hiçbir iş gelmeyen, fabrikada çalışmayı da unutmuş işsiz insanlar topluluğu hâline geleceğiz. İşte asıl sorun o noktada ve o zaman başlıyor...

Demek ki, işsizlik sorunu PKK dan belki yüz misli daha büyük bir tehlikedir; hem de yakın tehlikedir.

2. Tarım yasaklanmış, fabrikalar kapatılmış, halk işsizliğe mahkum edilmiştir.

Türkiye dıştan alınan borçlarla yaşar hâle getirilmiştir. Biz iki sene önce, onbeş yıl sonra Türkiye borcun içine boğulacaktır demiş ve yazmıştık. O zaman dış borç için % 30 luk bir artış hesaplamıştık. Halbuki iki yıl içinde borç yüzde yüz artmıştır. Böylece 15 sene 5-10 seneye inmiştir.

Kim size ilanihaye borç verip yaşatır Ekonomisi çökmüş bir ülkede ordumuz ülkeyi nasıl koruyacaktır Bölücülük, terör ve PKK dan daha beter asıl korkunç ve yakın tehlike budur.

3. Türk adalet sistemi çökmüştür.

Bir dostumun on yıldır süren bir davası var, 1997 de açılmış. On sene sonra davayı kazandı ama, ondan hâlâ para kesiyorlar! Karşı tarafta bir şey olmadığı için parasını değil, havasını alıyor! Dava açıldığında 20 bin dolarlık mesele 60 bin dolara çıktı ve o miktarı tahsil ettiler, ama şimdi o alacak tahsil edilemiyor!..

İşte böyle bir yargı sistemi içindeyiz.

Bu yargılama sistemi sadece eşkıyaların işine yaramaktadır. Avukatlar para kazanmaktadır, o kadar.

Devletin asıl görevi adaleti tesis etmektir. Adaleti kuramayanların topluluğu devlete değil, eşkıya teşkilatına dönüşür. Türkiye bugün böyle bir duruma düşmüştür. Büyük bir tehlikenin içindedir.

4. Türkiye de millî medya yoktur.

Medya yani basın ve yayın, ulusun ve devletin gözü ve kulağıdır.

Kör ve sağır şoför tehlikeli değildir, çünkü arabayı kullanmaya kalkışmaz. Ama ters gören bir şoför düşünün; sağdan gelen bir arabayı bazen solda, bazen de doğru gören arabayı süren şoförün hâli nice olur

Ulusal basın tesis edilememiştir. Yarın basın işbirliği yapıp filan öldürüldü dese, herkes inanacaktır.

Buna çare bulunmalıdır. Millî basın ve yayının olmayışı ülke için en büyük tehlike teşkil etmektedir.

Bu tehlikeler yalnız devlet için tehlike değildir, aynı zamanda ulus için de en büyük tehlikedir.

Türk halkı yavaş yavaş soykırımına götürülmektedir. Bu gidişle 40-50 senede büyük bir yüzdesi gayri Türk olanlar Anadolu da dolaşacaklar, Sevr den daha beter bir tehlike oluşacaktır.

Sayıp sıraladığımız yukarıdaki asıl büyük tehlikeler yanında, PKK terörü devede kulak bile değildir.

İşte, bütün bunlara karşı direnme yükü Millî Görüş ve Adil Düzen Çalışanlarına yüklenmiştir.

Başaracaklardır, çünkü arkalarında Allah vardır; Allah onlara zafer vadetmiştir.

Birileri isteseler de istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.

Sonuç olarak, bölücülük ve terör elbette büyük bir beladır ve ülkemiz için tehlikelidir. Ama tek kelimeyle yıkıcılık dediğimiz ve ülkemizin ana temellerini sarsan musibetler daha büyük tehlikedir.

Vesselâm