Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (c.c) hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v), âline ve sahabelerine olsun.

İman edenler, dünya hayatını; CASİYE 24: “…Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helak eder…” diyenler gibi tanımlayamazlar. Bizim için yaşamanın bir gayesi vardır. Biz hayatı, Müslümanlar olarak ölmek için yaşarız. Yusuf gibi bunun için dua ederiz. YUSUF 101: “Ey Rabbim! Mülkten bana (iktidar nasibi) verdin ve bana (rüyada ve gerçekte görülen) olayların (hak) yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibim ve yöneticimsin. Beni MÜSLÜMAN olarak öldür ve beni salihler arasına kat!” İşte biz, inanan MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER olarak, her daim bu duayı ederiz. Müslüman olarak ölmenin temenni ile değil, İMAN ve CİHAD ile olduğunu biliriz. Müslüman, BATIL karşısında, HAKKIN yanında ve safında yer alan kimsedir. Bizim görevimiz, BATILIN kurduğu FAİZCİ köle düzenlerinin abdestinde, namazında, Müslümanım diyen İŞBİRLİKÇİ yöneticileri olmak değildir. Bizim görevimiz ADİL BİR DÜZEN kurmak, inandığımız gibi yaşamak, bütün insanlığın saadet bulması için ALLAH YOLUNDA malımızla canımızla CİHAD etmektir. ALLAH’IN yolu İslam’dır ve İSLAM mücerret bir din değil, O bir HAYAT NİZAMIDIR. İSLAM’I bir hayat nizamı olarak algılamayan, O’nun hayata dair hükümlerini çıkar ve menfaatleri için şimdilik veya ebediyen uygulanır bulmayan kimselerin Müslümanlık iddiaları anlamsız bir şeydir ve boşunadır. İnsan bu hayatın hesabını ALLAH’A verecektir. ALLAH ise, hesap gününde kullarından BOP’UN, AB’NİN, FAİZCİ köle düzeninin değil, İSLAM’IN hesabını soracaktır. İSLAM; Akide, ibadet, ilim, ahlak, hukuk ve hüküm olarak bir bütündür. İSLAM’IN yarısı kendisi değildir. İSLAM, teslim olmak ise, bu teslimiyet yarım yamalak olmaz. İSLAM’A teslim olmak, bütününe tabi olmaktır. Müslüman, bütün hesaplarını İSLAM’CA yapan ve hayatı İSLAM için yaşayan kimsedir. Biz, İSLAM’DAN bir şey çıkaramayız, O’na bir şey ilave edemeyiz. Bunu yapmak haddi aşmaktır. ALLAH ise haddi aşanları sevmez. ALLAH inananlara EY İMAN EDENLER diye hitap ederek onlara sorumluluklarını hatırlatıyor: BAKARA 172: “EY İMAN EDENLER! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin, eğer siz yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’na şükredin.” BAKARA 178: “EY İMAN EDENLER! Öldürülenler hakkında size KISAS farz kılındı…” BAKARA 208: “EY İMAN EDENLER! Hep birden barışa (İSLAM’A) girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.” ALİ İMRAN 100: “EY İMAN EDENLER! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra sizi yeniden İNKÂRCILIĞA sevk ederler.” ALİ İMRAN 118: “EY İMAN EDENLER! Kendi dışınızdakileri (inkârcıları, münafıkları, müşrikleri, batılı yürütenleri) sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler…” ALİ İMRAN 130: “EY İMAN EDENLER! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.” NİSA 29: “EY İMAN EDENLER! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, batıl (faiz, kumar, hırsızlık, haksız vergi gibi haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi esirgeyecektir.” NİSA 144: “EY İMAN EDENLER! Müminleri bırakıp da kâfirleri (batılı hakka tercih edenleri) veli, dost ve yönetici edinmeyin; (bunu yaparak) Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz ” MAİDE 8: “EY İMAN EDENLER! Allah için hakkı (İSLAM’I) ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin…” MAİDE 35: EY İMAN EDENLER! Allah’tan korkun. O’na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda CİHAD edin ki kurtuluşa eresiniz.” ENFAL 20: “EY İMAN EDENLER! Allah’a ve Resulüne itaat edin, işittiğiniz halde O’ndan yüz çevirmeyin.” ENFAL 27: “EY İMAN EDENLER! Allah’a ve Peygamber e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.” Bu hitapla başlayan diğer bütün ayet meallerini şuurla okuyalım ve muhasebemizi buna göre yapalım.

1 KASIM SEÇİMLERİ

1 Kasım seçimleri yapıldı ve bu seçimlerden AK PARTİ, tek başına iktidar çoğunluğunu elde ederek çıktı. CHP, yerinde saydı. MHP, yarıya yakın milletvekilini kaybetti. HDP ise oy kaybına uğrayan başka bir parti oldu. Bu seçimlerde SAADET PARTİSİ’NİN inanan kadroları, seçmenleri SAADET bulacakları, huzur ve barışa kavuşacakları MİLLİ GÖRÜŞ yoluna davet etmiştir. Görevlerini imkânları ölçüsünde başarıyla yerine getirmişlerdir. İSLAMSIZ SAADET OLMAZ, ADİL DÜZENE geçilmeden barış ve huzur sağlanamaz, BESMELELİ eğitime geçilmeden SALİH NESİLLER yetişmez, FAİZ kalkmadan, üretim yapılmadan, önce ahlak ve maneviyat demeden SAADET bulunmaz demiştir. Seçmenler, bu anlatılanlara itiraz etmemiştir. SAADET PARTİSİ iktidarında rahat ve huzura kavuşacağına olan inancını da beyan etmiştir. Sonunda sığınacağı kapının SAADET PARTİSİ’NİN kapısı olduğunu da söylemiştir. Bütün bu kabullere rağmen seçmen, SAADET PARTİSİ’NE değil, son bir kez daha AK PARTİ’ye, CHP’ye, MHP’ye, HDP’ye oy vermiş ve Meclis’e taşımıştır. Seçmen, İSTİKRAR sopasıyla terbiye edilmiş, arzu edilen iktidara ve muhalefete oy vermeye ikna edilmiştir.

Yaşayarak göreceğiz. Faizler kaldırılıp, ADİL DÜZENE geçilmeden, tüketim çılgınlığı önlenip üretim artırılmadan, işsizlik önlenmeden, BESMELELİ eğitime geçilmeden, toplumu ahlaken çökerten 6251 sayılı kanun ve benzeri AB kanunları rafa kaldırılmadan, dış politikada ABD’nin güdümünden kurtarılmadan değişen hiçbir şey olmayacaktır. AK PARTİ bu yeni dönemde Önce Ahlak ve Maneviyat derse, ADİL DÜZENE geçerse, İslam Birliğine yönelirse işler düzelir. Bunlara yönelmez MUHAFAZAKÂR DEMKRATLIK yolunda devam ederse, helak olma yolculuğu devam edecektir. Çünkü ŞERDEN hayır çıkmaz. Bu seçimin tek kazananı aldığı oyla değil, yaptığı görev ile yine MİLLİ GÖRÜŞ, SAADET PARTİSİ kadroları ve SAADET’E oy veren seçmenler olmuştur. Gazamız mübarek olsun vesselam.