Dün ülkemizde bir seçim oldu. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile milletvekili seçimi. Netice siz bu yazıyı okuduğunuzda belli olmuş olacak. Bense bu yazıyı seçimden birkaç gün önce “yedek yazı” olarak yazıyorum.
Dünkü seçim, daha ziyade insanların bu dünyasını ilgilendiriyor. Ülkede can, mal, namus emniyeti olsun, huzur ve sükûn olsun, insanlar geçim sıkıntısı çekmesinler, başta gıda olmak üzere zarûrî ihtiyaç maddelerini rahatça alabilsinler, evleri olsun ya da ev kirasını ödeyebilsinler, çocuklarının eğitimini sağlasınlar ve neticede iş sahibi olmaları sağlansın, vs… İnsanlar düşünüp taşınıp “seçimlerini” yaptılar. Seçimlerinde isabet edip etmedikleri icraatlarla belli olacak. Şimdi bu “dünyevî seçime” bir nokta koyup, asıl bütün insanların ebedî hayatını etkileyecek “seçim” üzerinde durmak istiyorum.
Yeryüzünün, gökyüzünün, yedi kat semanın, Arş’ın, Kürsî’nin, Cennetin, Cehennemin, insanların, cinlerin, meleklerin, bütün mevcudatın yaratıcısı olan Allahu Azimüşşan, ilminde mevcut olan bütün ruhları yaratıp huzurunda topladı. A’raf Sûresi’nin 172. âyetinde haber verildiği üzere; “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” buyurdu. Bütün ruhlar; “Evet (Rabbimiz olduğuna) şâhit olduk” dediler. (Hz. Ali ra, “Ben kalû belâyı hatırlıyorum” demektedir.) İşte orada bir “seçim” yapmış olduk. Mü’min, bu seçiminde, bu sözünde duran insan demektir. Kâfir ise bu sözünde durmayan “dönek” insandır.
Rabbimiz (cc) bizim için iki vatan hazırlamış. Biri bu dünya, diğeri âhiret yurdu. Bu dünya yurdu kıyamet ile harap olacak, ancak âhiret yurdu, ebedî olarak kalacaktır. Bizler de bu dünyada bize takdir edilen ömür kadar kalacağız, öldükten sonra önce Berzah âleminde (Kabir hayatında) yaşayıp sonra Haşir meydanında toplanıp, oradaki safhalardan sonra ebediyen kalacağımız menzillerimize gideceğiz. Biz mü’minler inşallah Cennete, kâfirler ise Cehenneme…
Rabbimiz bütün insanları ve cinleri Cennete davet etmektedir. Yunus Sûresi’nin 25. âyetinde; “Vallahu yed’û ile dârü’s-selâm” [“Allah kullarını selâm yurduna (Cennete) çağırıyor.”] buyruluyor. Kullarını Cennete dâvet eden Rabbimiz, onların bu dünyadaki imtihanlarını kolayca vermeleri için peygamberler gönderiyor, peygamberlerin eline suhuflar ve kitaplar veriyor. Bu dünyada da emniyet, huzur ve refah içersinde yaşayabilmeleri için gerekli sistemi ve yapıyı açıklıyor. “Seçimi” insanların iradeline bırakıyor. İradelerini ellerinden almıyor. Tercih kullarının. Ölümle bu dünya imtihanı bitiyor. İnsanların seçimi zaten belli. Bu Haşir meydanında net bir şekilde görülecek. “Seçim zarfları” açılacak. İnsanlar ya kitabını sağdan ya da soldan alacaklar. O kitapta ne yaptıkları yazılmış olacak.
Bu dünyadaki seçimlerde partilerin bayrakları dalgalanır. Haşir meydanında ise bir tek bayrak olacak; “Livaü’l hamd”, yani, “Hamd sancağı…” Bu sancağın altında toplananlar kurtulmuş olacak. Onlar o Haşir meydanının dehşetinden emin olacaklar. Peygamber Efendimizin (asm) Havz-ı Kevserinden su içecekler. İnşallah, kılıçtan keskin, kıldan ince diye târif edilen Sırat Köprüsünden selametle geçip Cennete gidecekler.
Ben mü’minim, Muvahhidim Elhamdülillah. Tercihimi, yani seçimimi yapmışım. İslâmiyet’e can u gönülden inanmışım. Kur’an-ı Azimüşşan’a ve Sünnet-i Seniyyeye bağlanmışım. Rabbimiz ne emretmişse, Peygamber Efendimiz (asm) Allahu Azimüşşan’ın hangi emirlerini tebliğ etmişse hepsine inanmışım, iman etmişim. Tercihimi bundan yana yapmışım. Bu inancımla ve ümidimle, Rabbimin lütfuyla Cennete kavuşmayı orada bütün sevdiklerimle birlikte olmayı beklemekteyim. Bu seçimimden dolayı da çok mutluyum ve bahtiyarım. Cennet yurdunda bütün peygamberlerle, Allah’ın sevdiği bütün veli kullarıyla, şehitlerle, sahabelerle, bütün Müslümanlarla birlikte olacağım. En çok merak ettiklerimi yakinen göreceğim. Dünyanın yaratılışını, peygamberlerin maceralarını, Müslümanların cihatlarını, kazandıkları zaferlerin ve fetihlerin safhalarını. Bu dünyadaki uyduruk filmleri değil, gerçek filmleri seyredeceğim, inşallah.
İnsanlar o ebedî hayat safhasında dizlerine vuracak; “Ne olaydı, bu dünya hayatındaki seçimlere verdiğimiz ehemmiyet kadar bu ebedî hayat için yapılması gereken seçime daha iyi hazırlansaydık” diyecekler. Ancak son pişmanlık fayda etmeyecek.