Bizim meslekte adettendir; önemli bir göreve getirildiğinizde bütün başlar size yönelir, “Hadi bakalım” derler, “göster kendini!”

Derya Sazak’ın “ilginç” ayrılığının ardından, Milliyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmenliğine getirilen Fikret Bila böyle bir “Hoş bulduk” haberi yaptı.

Haber şu;

“2003 YILINDAKİ ABDULLAH GÜL-COLİN POWELL GİZLİ ANLAŞMASINI AÇIKLIYORUZ!”

Manşette yer alan satırlar da bir o kadar çarpıcı;

“İşte 10 yıldır tartışılan belge”

Vay be!

Bir de haberin ayrıntılarına bakalım;

“Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın imzaladığı anlaşma şunları içeriyor: “İncirlik’teki hastanenin ve diğer Türk askeri hastanelerinin yaralanan ABD askerleri için kullanılması. Kuzey Gözetleme Arama ve Kurtarma Operasyonu kapsamında Türkiye’de olan varlıkların Irak’a yeniden intikali. ABD güçleri için gerekli malzemelerin Türkiye’den Irak’a teslimatı…”

Görüldüğü gibi haberin ana iki unsuru Abdullah Gül ve Colin Powell.

Kocaman fotoğrafta bu iki isim var.

Haberin bütününde de Gül-Powell’den bahsediliyor.

“Gizlilik” sosuyla-koduyla habere daha bir “kavi”lik katılmış.

Fakat şuraya dikkat!

Abdullah Gül ve Colin Powell’in, bir üstlerinden ve hükümetlerinden (Recep Tayyip Erdoğan ve George W. Bush) habersiz böyle bir anlaşmaya imza atmaları düşünülebilir mi

O halde Başbakan Erdoğan o fotoğrafta neden yer almadı

Satır aralarına dikkat kesildiğinizde, “bir satranç oyununun paradoksal izdüşümlerini” hemen fark ediyorsunuz… 

Acaba bu da “2014 Siyaset Oyunları”nın bir parçası mı

Şimdilerde kızı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’ın misyonunu üstlendiği eski MİT mensubu, öğretim üyesi Mahir Kaynak’ın böyle haberler, olaylar karşısında getirdiği bir yorum var; “Ne olduğuna değil, neye hizmet ettiğine bakmak lazım!”

Haberi yayınlayan Milliyet Gazetesi…

Milliyet Gazetesi’nin sahibi kim; Yıldırım Demirören.

Yıldırım Demirören kim; işadamı, aynı zamanda son dönemlerin en tartışmalı kurumu olan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı.

Yıldırım Demirören’i bu makama kim getirdi; siyasi iktidar, yani bugünkü siyasi irade.

Bugünkü siyasi irade Başbakan Erdoğan’dan habersiz bir adım atabilir mi Elbette hayır.

O zaman sormak lazım;

Sahi siz bu fotoğrafın neye hizmet ettiğini düşünüyorsunuz

***

Son bir ayrıntı;

Haberi yapan Fikret Bila, aynı gazetede yıllarca birlikte mesai yaptığı Ahmet Sever’in “çok yakın” arkadaşı!

Ahmet Sever şimdi, daha doğrusu 7 yıldır nerede

Abdullah Gül’ün Başdanışmanı..

Arkadaş arkadaşa böyle şeyler yapar mı, hiç!

Ayıp, ayıp!.. 

YÜKSEK LİSANSINI YARIDA BIRAKANLARA AF GETİRİLMELİ

Avukat Seda Kaplan’dan bir elektronik mektup aldım.

Önemli bir eğitim mağduriyetten söz ediyor. Okuyalım;

“Merhabalar.

Ben bir hukuk bürosunda stajyer avukatım. Hacettepe Üniversitesinde yüksek lisansımı ailevi sebeplerden dolayı 03.06.2012de yarıda bıraktım. Tekrar dönmem için başvurduğumda mevcut yasanın 25 Şubat 2011den önce üniversiteden ilişiği kesilenleri kapsadığını ve benim dönüşümün mümkün olamayacağını belirttiler. Ben de size yazmaya karar verdim.

Bu durum anayasanın kişinin eğitim hakkı/hürriyetiyle bağdaşmadığından ben ve tıpta uzmanlık eğitimi gören arkadaşlarla beraber dava açtık.

Eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçerin soru önergesinde  (2012 olmasına rağmen) 25 Şubat 2011 sonrası üniversitesiyle ilişiği kesilen mağdur öğrenci sayısı 106 bin 791. (

http://www2.tbmm.gov.tr/d24/7/7-5588sgc.pdf

) Eylül 2013 tarihinde 150 bini rahat bulmuştur.

Gerek twitterde  #universiteaffi hashtag’ıyla kendini gösteren ve sosyal medyada başka alanlarda aynı başlıkla mağdur kişiler mağduriyetlerini içeren yazılar yazdı.

TBMM Milli Eğitim Komisyonu’na giden arkadaşlar olumlu görüşmeler neticesinde affın süresizleştirilmesi ve tıpkı memuriyet gibi sadece bir kez dönmenin sağlanacağı bir af çıkartılması teklifini sundu.

Sizden istirhamım şu; konu bu aralar sıcaklığını korurken ve mağdur öğrenci sayısı azımsanmayacak kadar fazlayken bu konuyu gündeme getirmeniz. 25 Şubat 2011 sonrası için af talebimizi köşenize taşımanız. Saygılarımla…”

31 Ocak 2013 tarihinden itibaren, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanlığı’nı üstlenen Sayın Fikri Işık’a buradan sesleniyorum;

Fikri bey, şu mağduriyete bir el atsanız…

MİLLİGAZETE.COM.TR’DEN…

* Kızıl arıyorsan aynaya bak!!! Tarih, cennet mekan  2. Abdulhamid’i kızıl diye anıyormuş. Hangi tarih İzinden gittiğiniz Siyonist referanslı olan mı Yoksa, “Elhamdülillah Müslümanız” diyenler her yönüyle minnetle, rahmetle anıyor, Ulu Hakanı. Hem de Özkök gibilere inat; “hatasız 33 yıl” diyerek... Ayrıca önce İsrail’den mühimmat ve silah alımının hiç durmadığı, “one minute”un sözde kaldığı ve tezkerenin gizli anlaşmasının ortaya çıktığı bugünlerde hükümeti değil; benzeteceksen Milli Görüş lideri rahmetli Erbakanı benzet Abdulhamide. Üstelik rahmetlik size bile merhametle, edeple yaklaştı. (MÜCAHİT EREN)

* Dil yapısı-diplomasi ve siyaset… Öncelikle esenlikler dilerim. Bir milletin dil yapısı aynı zamanda siyasal düşünme kapasitesine etki eder. Türkler, İngilizceyi diğer milletlerden daha çok zor öğrenir ama Osmanlıya bakın, devlet kadrosunda herkes rahat dünya dillerini öğrenebiliyordu. Çünkü, İngilizcede bir kavram için bir çok kelime vardır. Bizler hep aynı kelimelerle konuştuğumuz için İngilizceyi de öyle olsun istedik ve zor olsa da öğrendik. Eğer Osmanlıca bilseydik Fransızca, Farsça, Almanca, Rusçayı rahat öğrenirdik, rahat konuşurduk. (MEHDİ BİN CABBAR)

* Rahmetli Erbakan hoca, ekonominin ve hayatın bu çok önemli kurallarını Ağır Sanayii Hamlesi ve Milli Ekonomi üst başlıkları ile on yıllar boyunca Türk milletine anlatmaya çalıştı. Bundan sonraki yıllarda da inşallah dönüp, dolaşıp, aynı gerçekleri duymak, okumak, öğrenmek zorunda kalmayız. Milletin 1995’te rahmetli Erbakan hocaya verdiği iktidar olma şansı, bir 8 yıl daha devam edebilse idi, bugün Türkiye ekonomisinin ihracatı ithalatını geçmiş olurdu, dış borcu olmazdı. (DR. ORHAN BAKİ)

NOT: Bugün 16 Eylül 2013 Pazartesi… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Cemil Çiçek, liderlerle görüşerek yeni bir süreç başlattı. Mısır’daki askeri darbe ve katliam bu süreci gölgelememeli. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…