Geçtiğimiz Temmuz ayında İspanyol hükümeti Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde değişikliğe giderek Medeniyetler İttifakı projesini kendi adına sona erdirdi.

Proje, bilindiği üzere, İspanyol Sosyalist İşçi Partili eski Başbakan Jose Luis Rodriguez Zapatero ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2005 yılında başlatılmış ve kısa sürede Birleşmiş Milletler tarafından onaylanıp desteklenen bir girişim haline gelmişti.

Bugün Medeniyetler İttifakı girişimi BM çatısı altında devam ettirilmeye çalışılıyor. BM’nin bu projeye -tabiri caizse- balıklama atlaması gayet anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü kendi bünyesindeki benzeri başka pekçok faaliyet ve oluşum gibi bu da sistem içinde, sistemi takviye eden bir girişimdir. Dünyada işlerin hep kötüye gitmediği, BM’nin önemli bir umut kapısı olduğu, dünyada barış ve refahı tesis için BM çatısı altında ciddi çabaların sarf edildiği mesajını vermek için bu tür girişimler hep kullanılagelmiştir.

BM çatısı altında yoksullara yardım, çocukların eğitimi, kadınların şiddetten korunması, kadın erkek eşitliği vs. konu başlıklarıyla yürütülen faaliyetler, bir yandan saf beyinleri sistemin iyi niyeti konusunda kandırma, diğer yandan Batı kültür ve inancı dışındaki bütün sistem ve öğretileri insan hayatında geçersiz kılma gayesi güder. BM projeleri, tıpkı ülkemizde uygulanan Avrupa Birliği projeleri gibi, daima iyi niyetten uzak ve ikiyüzlü, sinsi, aldatıcı ve ayartıcı faaliyetler olagelmiştir.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Suriye’de kimyasal silahlarla işlenen katliama tepki gösterirken BM’ye yüklenmişti. “Kadına karşı şiddetle uğraşacağınıza, önce insanlığa karşı cinayetleri önleyin” demişti. Bu elbette haklı bir tepkiydi. Fakat gönül isterdi ki, Görmez BM’nin kadınlar, gençler, çocuklar adına, barış, hümanizm, kardeşlik vs. söylemleriyle hangi sinsi projeleri ne tür manipülasyonlarla yürürlüğe koyduğuna da birazcık değinsin. (Ama zaten bu sözleri bir BM projesinin imza töreninde söylemişti!)

Medeniyetler İttifakı, tıpkı dinler arası diyalog projesi gibi, kulağa hoş gelse de aynı şer odaklarının elinde bir istismar vasıtası olmaktan kurtulamazdı. Nitekim daha en başta, Zapatero’nun projeyi önerdiği 2004’teki BM konuşmasında “terörizm”e karşı mücadeleye vurgu yapması belli işaretler veriyordu. Buradan “aşırılık” (extremism) ile mücadeleye geçildi ve “küresel sistem normal, ona itiraz edenler aşırıdır” mesajı zihinlere kazınmaya çalışıldı. Bugün Medeniyetler İttifakı’nın tanım veya tanıtımı yapılırken aşırılıkla mücadele amacına dikkat çekilmesi ilginç ve anlamlıdır.

Bugün aile kurumunun ciddi sarsıntı geçirmesi, zinanın yaygınlaşması, sapkınlıkların hoşgörüyle karşılanması, hayatın anlamsızlaşması, hedonizmin yegâne felsefe haline gelmesi… Artık tepki çekmiyorsa, göze batmıyor ve rahatsızlık vermiyorsa, tüm bunlar projenin amaçlarıyla bağlantılı gelişmeler midir

İspanya’da Zapatero hükümetinin yerine geçen sağcı yönetim Medeniyetler İttifakı’nı bir kenara bırakırken bundan böyle Müslüman avına çıkacağının işaretini verdi. Geçtiğimiz haftalarda İspanya İçişleri Bakanlığı “aşırı dinci Müslümanlar” konulu bir kitapçık hazırlattı ve polis teşkilatına dağıttı. Bundan böyle özellikle Katalonya bölgesinde “aşırı Müslümanlar” tesettür veya sakalıyla, ibadetlere düşkünlüğüyle kolayca teşhis edilebilecek ve yakayı ele verecekti.

Görüldüğü gibi Batı cephesinde değişen bir şey yok; İspanyol engizisyonu bile dipdiri.

Hiroşima ve Nagasaki’de, Felluce, Kuzey Veziristan ve Guta’da, eski ve yeni nice sömürgelerde masum insanlar, yerliler “Batı medeniyeti”yle çok acı buluşmalar gerçekleştirdiler. Kendisinden başkasını medeni görmek bir yana insan bile saymayan bir anlayışla ilgili unutulmaz tecrübeler edindiler.

Bize hâlâ Batı’yı ulaşılması, hatta aşılması gereken bir medeniyet aşaması olarak takdim edenler kime hizmet ediyor acaba Yoksa BM yapılanmasını sorguluyormuş gibi görünen söylem, cesaretini böyle bir hizmetten mi almaktadır