Malumunuz olduğu üzere 10 Mayıs Pazar günü hem Anneler

günü hem de Sakatlar Haftasının birinci günü idi. Bu münasebetle engelli sivil

toplum kuruluşları hem engelliler için hem de annelerle alakalı birçok

programlar yaptılar. Bizi de bu programlara özellikle davet etmek suretiyle

engellilerin sorunlarını konuşma fırsatı verdiler.

Bu esnada gördüm ki, yılın annesi seçiyorlar ve onlara

plaket takdim ediyorlar. Bu anneler genelde bir aileden üç veya dört engelli

çocuk annesi.

Bu durumu müşahede ettikten sonra hemen aklıma bir

zamanlar tıbbın söylediği akraba evliliğinden kaynaklanan sebeplerden ötürü

engelli çocuk dünyaya geliyor. söylemiydi.

Benim de bir sivil toplum kuruluşu başkanı olarak 30

yıldır şahit olduğum,  bir ailede birden

çok engelli çocuğun olması hakikatine binaen, kendi çapımda yapmış olduğum

araştırmada akraba evliliğine pek rastlamadığımı söyleyebilirim. Aksine bir

ailede çok engelli çocuğun olması genetik bir durumdur diye düşünüyorum. Diğer

bir taraftan engelliliğe yol açan sebepleri de bilmemiz gerekir.

Sizlere önceki yazılarımda mutlaka bir yaşadığım olayı

örnek vermişimdir. Burada da bu konuda yine bir yaşanmış örnek vermek

istiyorum.

Yine Erzurum da dernek başkanlığı yaparken, bugünlerde

olduğu gibi Sakatlar Haftası içerisinde idik. Sakatların sorunları ve çözüm

yolları konulu bir panel tertip etmiş bulunuyordum. Bu panele konuşmacı olarak

da zamanın Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu nu konuşmacı olarak davet etmiştim.

Bendeniz panel başkanıyım. Konuşmacılardan birisi olan

rahmetli Yazıcıoğlu na sıra gelince konuşmasında;

Engelliye sebep olan tıbbın söylediği akraba

evliliğiymiş, diye cümle kurunca ben panel başkanı olarak sayın valimize,

Efendim, ben bu görüşe katılmıyorum. Zira bir dernek başkanı olarak şimdiye

kadar hiçbir engellide akraba evliliğine rastlamadım. dedim. Sonra sözlerime

şöyle devam ettim:

Evliliklerde düğünlerin gayri İslami olduğu, inancımıza,

örfümüze uygun olmadığı, gelinle damadın gerdeğe sarhoş olarak girdiğini, bunun

gibi hususların engelli çocuğun dünyaya gelmesine önemli ölçüde sebep

olduğunu, söyledim.

O zaman rahmetli Yazıcıoğlu tekrar söz alarak bana,

Başkanım, dedi. Bu görüş benim değil, tıp öyle söylüyor diye öyle, dedim.

Halbuki ben de sizin tespitinize katılıyorum, dedi. 

Bugün de aynı durum devam etmektedir. İçinde bulunduğumuz

hafta vesilesi ile gerek annelerin ve gerekse engelliler konusunda toplumun

bilinçlendirilmesi ve engelli çocuk dünyaya gelmemesi hususunda devletin de

sağlık ve sosyal politikalarını buna göre dizayn etmesi kaçınılmazdır.

Bu meseleye etkili ve yetkili insanların bir kez daha

dikkat kesilmesi, doğrusu ne ise o yöntemi geliştirmesi, anneleri ve anne

adaylarını bu yönde bilinçlendirmesi gerekir diye düşünüyorum.