Mİllî Görüş hareketi 53 senelik geçmişinde hep “hayra motor, şerre fren” olma özelliğini sürdürdü. “Sevgi ve kardeşliğin teminatı” olma prensibiyle çalıştı. Halkı ayrıştırma ve ötekileştirmekten kaçındı. Siyasete seviye kazandırdı. “Kavga yerine, barış” dilini öne çıkardı. Milletimize hizmeti ibadet olarak gördü. “İnsanların hayırlısı insanlara hizmet edendir” prensibini esas aldı.
İktidar ortağı olduğu koalisyon hükümetlerinde Millî Görüş’ün fark ve özgünlüğünü gösterdi. Hep iyi niyetli, yapıcı oldu. Mazlum ve mağdurların hakkını gözetti. Zayıfları korudu. İnsanlar arasında ayrım yapmadı. Şerefli milletimizin üstün meziyetlerini hatırlattı. Hep ahlâk ve maneviyatı önceledi.

Koalisyon hükümetlerinin lokomotifi oldu. Ecevit başbakanlığındaki CHP-MSP Hükümeti’nde, 7 ay gibi kısa bir sürede manevi ve maddi kalkınmayı başlattı. Millî Harp Sanayi’nin kuruluşuna öncülük etti. Yurdun her tarafı şantiyeye döndü. Anadolu fabrikalarla donatılmaya başladı. Cumhuriyet döneminde, yalnız 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı’yla toprak kazandık. Türkiye’ye silâh ambargosu koyan ABD’nin askerî üslerini kapatarak bağımsızlığımızı hatırlattık.
Millî Görüş partileri milletimize hizmet ederek halkın yüzünü güldürdü. Hükümetlerde bulunmanın maksadını “milletimize hizmet” olarak gördü. Biz, “Gelecek seçimler için değil; gelecek nesiller için çalışıyoruz” diyorlardı. Hizmet edebileceği pek çok partiyle koalisyonlar kurdu.
Mevlâna’nın pergel metaforunu bilirsiniz: “Müslüman pergele benzer. Bir ayağı sabit bir noktada dururken, diğer ayağıyla dünyayı dolaşır.” Saadet’lilerin bir ayağı Millî Görüş’e sabitlendi; diğer ayakları dünyayı dolaştı.

EFSANE HİZMETLER

1994’te, Ankara, İstanbul dâhil, belediyelerin büyük çoğunluğu Refah Partisi’ne geçti. Halk, o güne kadar görmediği efsanevî belediyecilik hizmetlerine kavuştu. Belediyelerin girişlerine, “Rüşvet alan da, veren de mel’undur” sözü asıldı. Tüyü bitmedik yetimin hakkına sahip çıktılar. Vatandaşın malını gözleri gibi korudular. Belediyeler halkın 2. adresi oldu. “Halk Meclisleri” kurarak, hem yapılan hizmetleri tanıttılar; hem de halkımızın problemlerini dinlediler.
Ekrem Şama ağabey, son yazdığı, “Erdoğan ve Çoklu Maaş” başlıklı yazısında, 1994’te İstanbul Belediyesi’nin “Mali İşleri”ni; “Plan ve Bütçe Komisyonu”ndaki görevini, geceli gündüzlü, hem de maaş almadan çalışarak nasıl bir fedakârlıkla yürüttüklerini anlattı. (Millî Gazete, 24.01.2022)
Millî Görüş belediyeciliğinin efsanevî hizmetleri, 24 Aralık 1995 seçimlerinde Refah Partisi’nin yüzde 22 oy alarak Türkiye’nin birinci partisi olmasıyla sonuçlandı. Seçimlerden sonra kurulan, Erbakan başbakanlığındaki Refah-Yol Hükümeti, Cumhuriyet döneminin en başarılı hizmetlerine imza atan “efsane bir hükümet”; başbakanı ise; “efsane başbakan” oldu.
Erbakan hükümeti, Türkiye’yi sömürmeye alışmış rantiyecilerin hortumlarını kesti. Devletin bütün gelirlerini Kamu-Tek Hesabı denilen havuzda topladı. (Havuz Sistemi) Devlet kurumlarının bütün ihtiyaçlarını bu havuzdan karşıladı. Milletin parası, milletin cebine girdi.
Cumhuriyet döneminde ilk defa “Denk Bütçe” yapıldı. 1 yılda, 20. yüzyılın 21. yüzyıla en büyük armağanı olan, “İslâm Birliği”nin çekirdeği durumundaki “D-8’ler” kuruldu. Dünyaya “barış müjdesi” verildi.

BEŞ YILDIZLI MÜJDE

2001’DE, Türkiye’nin parlayan yıldızı olarak Saadet Partisi kuruldu. Amblemindeki hilâl, özgürlük ve bağımsızlığı; 5 yıldız ise; “Huzur, barış ve güvenliği; insan hakları ve hürriyetlerini; adaleti; refahı; izzet, şeref ve onuru” sembolize ediyordu.
Erbakan Hoca, Körfez Savaşı sonrası devamlı, 931 km.lik sınır komşumuz Suriye’ye vurgu yapıyor; “Bir gün mesele Suriye olursa; bilin ki, asıl hedef Türkiye’dir” diyordu.
Numan Kurtulmuş, “AKP Hükümeti’nin Kıbrıs politikası baştan beri yanlıştı” (Hürriyet, 05.01.2017) demişti. Liderleri, aile olarak Antalya’da tatil yapan Türkiye ve Suriye’nin arası ABD’nin çıkarları sebebi ile birkaç haftada bozuldu. Suriye’de iç çatışma çıkarılarak, halk darmadağın edildi. Saadet Partisi heyeti 2012’de Beşşar Esad ile görüşerek bazı adımların atılmasını sağladı. İşbirlikçi yöneticiler bundan rahatsız oldu. Saadet Partisi’ni itibarsızlaştırmaya çalıştılar.

Türkiye, Suriye problemini Esad’la konuşarak diplomatik yönden çözmeliydi. Çözümü siyasi olan bir konuyu Suriyelilere vatandaşlık vererek çözemezdiniz. Özellikle karlı, sert, dondurucu günlerde, çadırlardaki 1 milyona yakın Suriyelinin durumu tam bir facia idi. Onları bu duruma düşüren işbirlikçiler, Suriyeli küçük kızın, “Biz soğuktan donuyoruz; siz cehennemde yanacaksınız” sözünü duydular mı dersiniz?
Bütün gelişmeler, “Türkiye’nin Saadet’siz olamayacağını” haykırıyor.
TAZİYE: YENİAD Genel Başkanı Selman Esmerer’in muhtereme anneleri ve ÖĞ-DER Genel Başkanı Hamdi Sürücü’nün muhtereme kayın valideleri vefat etmiştir. Merhumelere Allah’tan rahmet diler; taziyelerimi sunarım!