Bismillahirrahmanirrahim;

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Öncelikle temel ölçülerimizi bir kez daha hatırlayalım. Biz, yaşanılan bütün olayları, yüce dinimiz İslam’ın ölçme ve değerlendirme kıstaslarına göre yapmalıyız. Tabi tutulduğumuz dünya imtihanı, hak-batıl mücadelesi sınavdır. Bu sınav, bizleri yoktan yaratan Rabbimizin, biz kullarını tabi tuttuğu bir imtihandır. Bu imtihanda, sınavı yapan Allah Teâlâ’dır. Sınava girenler ise, akıl baliğ olmuş bütün insanlardır. Bu sınavdan, çocuklar, deliler, hayvanlar ve melekler muaftır. Sınava girmeye hak kazanan akıl baliğ her insanın, sıvda başarılı olabilmesinin bütün kuralları, Kur’an-ı Kerim’dedir. Sınavın rehber öğretmenleri ise, hiç şüphesiz peygamberlerdir. Peygamberimiz bunun için; “Ben öğretmen olarak gönderildim” buyurmuştur. Girdiğimiz her sınavdan başarıyla çıkabilmemiz için okuyarak dersimize çalışacağımız tek kitap Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamberimizin Sünneti ise bu kitabın pratiğidir. Hak-batıl mücadelesi sınavında, duracağımız yer, bize ya kaybettirecek ya da kazandıracaktır. İnsan, hesap günü hesaba çekilmeden önce, hesabını Kur’an ve sünnet ile yaparsa doğru yerde durur ve sınavı kazanır.

SORUMLULUK VE İNSAN

İnsanın görevi, ırkçı emperyalizme, haçlı batıya kölelik değil, Allah Teâlâ’ya kulluktur. Allah’a kulluk yolunu seçen bir kimsenin sorumlu olduğu dört şey vardır. Bunlar; 1. İbadet, 2. Hilafet, 3. Emanet, 4. İmarettir. İnsan bu dört şeyden, Allah Teâlâ’ya karşı sorumludur. Sorumluluk Allah’a karşı olunca, O’nun emir ve yasaklarına göre hareket etmek gerekir. Bu anlamda ibadet; yapılacak her işte, Allah’ın rızasının gözetilmesidir. İslam, Allah’ın rızasıdır. Ve insanlar işlerini İslam ile görürlerse, ibadet sorumluluklarını yerine getirmiş olurlar. İslam ile görülmeyen hiçbir işin, Allah katında hiç bir hükmü yoktur. İnsanın hilafet sorumluluğu ise; siyasettir. Siyaset; suç işleyenin cezalandırılması, kanun ve yönetmeliklerin hazırlanması ve uygulanması, insanların dünya ve ahiret saadetini sağlayacak yola yönlendirilmesi, adaletin sağlanması, refahın temin edilmesi, güzel ahlakın ikamesi için yapılacak çalışmaların tamamıdır. Hüküm, Allah’ındır. O’nun hükmü ise Kur’an’dır. Kur’an, insanın siyaset görevinin dayanağıdır. İlhamını Kuran ve Sünnetten almayan hiçbir siyaset, insanlığa saadet veremez. Emanet sorumluluğu; insanın Allah Teâlâ’ya verdiği sözlerdir. Rabbimiz ruhlar âleminde bizlere, “Ben sizin rabbiniz değimliyim” diye hitap etmiş ve bütün insan ruhları, “Evet sen bizim Rabbimizsin” diye karşılık vermiştir. Rab demek, terbiye eden, sözüne ve hükmüne uyulan, rızası gözetilip hürmet edilen demektir. Ve yine Allah Teâlâ “emaneti” bütün varlıklara teklif etmiş, hiçbir varlık bu sorumluğun altına girememiş, ancak insan bu “emanetin” sorumluluğunu yüklenmiştir. “Emanet” geri alınmak üzere bir kimseye teslim edilen şeylerdir. Allah’ın kuluna teslim ettiği şeyler; ilahi teklifler, kitap, İslam, çevre, can ve maldır. İnsanın verdiği sözler ve teslim aldığı emanetler ile ilgili görevi, verdiği sözlere sadık kalması, teslim aldığı bütün emanetleri koruması ve gayeye uygun kullanmasıdır. İmaret ise; Allah Teâlâ insanı topraktan yaratmış ve onu yerkürede iskân etmiştir. Bu iskânın sebebi, yeryüzünün; bütün insanların saadet içinde yaşayabilmesi için imar ve ıslah edilmesidir. İnsanların refahını artıracak tedbirlerin alınmasıdır. Yani, Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Saadet Dünyası’nın kurulmasıdır. Bu, hakkı üstün tutan bir medeniyetin inşasıdır. Bütün bu sorumluluklar, Allah yolunda mücadele etmeyi gerektirir. İmtihan dünyasında, tabi tutulduğumuz her sınav, bu dört görev üzerinden yapılmaktadır.

SAADET’İN DURDUĞU YER

Saadet Partisi; ne iktidardaki AK Parti gibi muhafazakâr demokrattır, ne de ana muhalefet partisi CHP gibi sosyal demokrattır. Ve yine MHP gibi sağcı demokrat, ne de HDP gibi solcu sosyalist demokrat bir parti değildir. Saadet Partisi diğerleri partilerinden hiçbirisine benzemez. Saadet Partisi; ne iktidardaki AK Parti ve müttefiki MHP iledir, nede iktidara muhalefet eden CHP iledir. Ne de HDP ve diğerleri iledir. Çünkü AK Parti’nin, CHP, MHP, HDP ve diğerlerinin siyasetteki referansları, batıcılıktır. Bunların tamamı AB’cidir, faizci kapitalist nizamı savunurlar, ABD ve İsrail ile işbirliği yapmayı benimserler. Aralarında ki fark miktar ve tarz farkıdır. Bu partilerin hiçbirisi, Adil Düzen’den yana değildirler, İslam Birliği’ni benimsemezler. Millilikleri Batıcılıklarına zarar vermeyecek kadardır. Demokratlıkları, çıkarlarına hizmet ettiği sürecedir. Saadet Partisi, Batıcı değil, Milli Görüşçüdür. Milli Görüş, Batıcı olmadığı gibi doğucu da değildir. Milli Görüş, yerli ve millidir. Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Patisi’nin durduğu yer, milliliktir ve yerliliktir. Saadet Partisi’nin siyaset anlayışı, insana bakışı, tarihi ve coğrafyayı okuması Batıca değil, İslam’cadır. Saadet Partisi, AB’nin ABD ve İsrail’in, zalimlerin, fasıkların, facirlerin evet dediğine hayır, hayır dediğine evet demeyi inanışının gereği sayar. Saadet Partisi, insana faydalı olan bütün helallere, hayırlara, iyiliklere, üretimlere evet, insana zararı dokunan bütün şerlere, kötülüklere, haramlara, israfa, ölü yatırımlara hayır diyebilen bir hidayete, ferasete ve dirayete sahiptir. Saadet Partisi’nin önemsediği şey, milletimizin inancıdır, tarihidir, kültürüdür. Bu inanca, tarihe, kültüre ters düşen hiçbir yerde bulunmaz ve orada durmaz. Saadet Partisi; çatışmanın değil, uzlaşmanın yanındadır. Saadet Partisi; AK Partili, CHP’li, MHP’li, HDP’li, Sünni, Alevi herkesimden insanın birlikte saadet bulmasını hedefler. Bu bakımdan hizmetlerinde ayrımcılık ve partizanlık yapmaz. Hizmet ederken kimliklere, siyasi tercihlere, meşreplere değil, insanın insanlığına itibar eder. Çevreyi de insan ile birlikte ele alır. Bunun için maddi ve manevi kalınmayı birlikte planlar ve yürütür. Düşünen milletimiz, Saadet Partisi’ni böyle görüyor ve ilgi duyuyor. Mühürlenmişler, hidayeti kararmışlar bunu anlamazlar. Bunların da bir hükmü yoktur. Selam hidayete tabi olanlara…