Ortadoğu denklemi, basit olmayan, karmaşık bir

denklemdir. Kimin elinin kimin cebinde olduğunu anlamak, o kadar kolay

değildir. Hem zaman hem de mekân boyutu itibarıyla derinlemesine, uzun vadeli

bir çalışma ve analiz yapılmadığı takdirde; sadece o andaki görüntüyle

yetinildiğinde, istenen sonuçları elde etmek, aslı failleri, güçleri bulmak

genelde mümkün değildir. Reyhanlı gibi her operasyonun öncesi ve sonrasında,

eylemleri planlayanlar, gerek ulusal gerekse uluslararası bağlantılarını,

işbirlikçilerini, uyuyan mekanizmalarını, hücrelerini harekete geçirerek

korkunç bir psikolojik harekât yürütmekte ve kamuoyunu belli bir istikamette

hem şartlandırmakta hem de kamplaştırmaktadır. Medya ve özellikle sosyal medya,

çok mahirane bir şekilde kullanılmaktadır. İşin en tehlikeli yanı, başlangıçta

yürütülen psikolojik harekât, o anda ülkeyi yönetenlerin menfaatlerine yarar

bir şekilde şekillendirilmekte ve tuzak kurulmaktadır. Eğer yöneticiler, bu

gerçeği görerek karşı bir psikolojik harekât geliştirmezler, kamuoyunu

gerektiği gibi aydınlatamazlarsa, uzun vadede hem yönetim hem de ülke ağır

bedel ödemektedir.

Bizim neslin yaşadığı olaylar, daha sakin, mantıklı,

tutarlı ve uzun vadeli düşünmemizi ve psikolojik harekâtın ağına takılmadan,

onun işine gelecek bir dil kullanmamayı bize öğretmiştir. 1960 lı yıllardan

bugüne gelinceye kadar yaşanan ve Komünist/Milliyetçi/İslamcı/Kürtçü örgütlere

mal edilen bir çok olayın arkasında ki güçlerin ya uluslararası istihbaratlar

ya da Türkiye nin derin güçleri olduğunu görüp yaşadık. O nedenle yazılıp

çizilen ve söylenenlere daha temkinli yaklaşmak mecburiyetindeyiz.

Suriye meselesi, son derece karmaşık uluslararası boyutlu

bir sorundur. Geçmişte Suriye ile ilgili yazdığımız birçok yazıda bunu ortaya

koymaya çalıştık.

Burada, Suriye denklemi kapsamında Reyhanlı psikolojik

harekâtı ele alınıp incelenecektir.

Suriye Denklemi

Arap baharı diye isimlendirilen süreci, tek başına, o

ülkelerin yalnızca iç dinamiklerine bağlayarak izah etmek mümkün değildir. Her

bir ülkeye etki eden dinamikler, farklılık göstermekle beraber; ortak paydaları

oldukça fazladır. Suriye de vuku bulan olaylar da, tek başına, yalnızca

Suriye nin iç dinamiklerinin sonucu değildir ve de meydana gelmemiştir.

Suriye deki olaylar, 1- İç dinamikler, 2- Bölgesel dinamikler ve 3- Küresel

dinamikler olmak üzere 3 ana eksene bağlı olarak gelişmekte ve şekillenmektedir.

Bu üç eksenin ortak payda oluşturması durumunda da, Suriye olayları, bir

şekilde, olumlu ya da olumsuz bir denge durumuna kavuşacaktır.

Suriye nin geleceği ile ilgili muhtemel gelişmeleri,

aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz:

Beşir Esad Yönetiminin hâkim olduğu bütün bir Suriye

İç Savaşın uzun yıllar devam ettiği bir Suriye

Sistemin tüm güçlerinin hâkim olduğu ve fakat

Müslümanların yönettiği bütün bir Suriye, Mısır Modeli, Tunus Modeli, 1950

Türkiye Modeli.

Sistemin değiştirilip Müslümanların tamamen hâkim olduğu,

Anti Siyonist, Anti Kapitalist, anti Emperyalist Müslüman bütün bir Suriye

5- Batı yanlılarının hâkim olduğu, Batı İşbirlikçisi

bütün bir Suriye

6- Üçe bölünmüş (Sünni Devleti, Nusayri Devleti, Kürt

Devleti) bir Suriye

7- Dörde bölünmüş (Sünni Devleti, Nusayri Devleti, Kürt

Devleti, Hıristiyan Devleti) bir Suriye

Reyhanlı olaylarını açıklığa kavuşturabilmek için bu

alternatifleri, Suriye de çatışan iç, bölgesel ve küresel dinamikler açısından

ele alıp incelemek gerekmektedir.

Suriye ve Küresel Dinamikler

Soğuk Savaş sonrası dönemde, 21. Asrın başlangıcında

dünya hâkimiyet mücadelesinde,  ana

hatları ile 6 ağırlık merkezinin var olduğunu söyleyebiliriz:

ABD-AB-İngiltere-İsrail

Siyonizm

Küresel Sermaye

Vatikan

İslam

Çin Rusya - Iran

Bu ağırlık merkezleri arasındaki hâkimiyet mücadelesi,

zamana ve zemine bağlı olarak şekil almakta, aynı ittifak içerisinde olanlarla

karşı ittifak içerisinde olanlar yer değiştirebilmektedir. Ayrıca her türlü

blok ve ittifakın kendi iç tezatları bulunmaktadır. ABD de Neocon - Siyonist

ittifakı ile WASP çılar arasında ciddi bir kavga vardır. Bu kavga dünyanın her

tarafına yansımaktadır.

Suriye bağlamında ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya nın

menfaatleri çatışmakta olduğundan aynı eksen içerisinde olmalarına rağmen farklı

politikalar izlemektedirler. Bu Suriye denklemini, daha da karmaşık hale

getirmektedir.

Bugün dünya, ABD-AB-Siyonizm-Küresel Sermaye ile

Rusya-Iran-Çin eksenli yeni bir kutuplaşmaya doğru sürüklenmektedir. Bu iki

eksen, Suriye üzerinden birbiri ile mücadele etmekte, kavgayı kendi coğrafi

sınırlarının uzağında, güvenlik alanının en dış kuşağında göğüslemeye

çalışmaktadır.

Bugün Suriye kapsamında karşı karşıya gelen ve çatışan

projeleri, aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz:

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP; ABD-İsrail

İngiltere-Küresel Sermaye)

Büyük İsrail Projesi (BİP; İsrail-Siyonizm, ABD destekli)

2. Sevr Projesi (AB)

Etnik-Mezhepsel Fay Hatları oluşturma Projesi - Kaos

Projesi (ABD/AB/Rusya/Çin (Siyonizm))

Yeni Osmanlı Projesi - Bölgesel Güç Olma Projesi (Türkiye)

Şia Savunma Hattı Projesi (Iran-Irak-Lübnan)

Sıcak Denizlere İnme - Eski Müttefikleri Kazanma Projesi

(Rusya)

Düşmanla/Rakiple Güvenlik Alanının Dışında Hesaplaşma

Projesi (ABD/Çin/Rusya)

Şia Eksenini Parçalama, Yayılmasını Engelleme Projesi (Suud/Katar/Türkiye/Mısır)

Büyük Ortadoğu nun Hıristiyanlaştırılması ( Dinler Arası

Diyalog ) Projesi (Vatikan)

NATO nun Evrenselleşmesi Ve İslam Coğrafyasına

Yerleşmesi Projesi

Serbest Piyasa - Özelleştirme projesi

(ABD-Siyonizm-Küresel Sermaye-AB)

Suriye İç Dinamikleri

Suriye kurulduğu günden bugüne diktatörlerin egemen

olduğu bir ülkedir. Son kırk yılında ise Baas diktatörlüğü hâkimdir. Her üç

kişiden birinin istihbaratçı olduğu bir polis devletidir . Suriye nin nüfusu 22

milyon olup dini, mezhebi ve etnik olarak aşağıdaki dağılıma sahiptir:

Suriye Nüfusunun Dini Ve Mezhepsel Dağılımı:

Dürzî:             %3

Hıristiyan:       %10

Şii/Nusayri:     %12

Sünni :            %74

Diğer:              %1

Suriye Nüfusunun Etnik Dağılımı

Çerkez:                       %1

Ermeni,                       %2

Türkmen,        %4

Kürt,               %9

Arap                %78

Diğer               %

6

Suriye, mezhepsel olarak azınlık olan bir zümre

tarafından yönetilmektedir. Ülkenin zenginlikleri yönetici kadronun aile efradı

arasında paylaşılmış durumdadır. Sınıfsal bir ayırım söz konusudur.

Hukuksuzluk, adaletsizlik, yoksulluk ve işsizlik hâkimdir. Suriye nin iç

dinamikleri, etnik, mezhebi, dini ve sınıfsal olarak çatışma ve ayrışma

eğilimlidir. Bölgesel ve Küresel dinamikler, Suriye nin bu içyapısını önemli

bir parametre olarak göz önüne alan bir politika ve strateji uygulamaktadırlar.

Bugün yaşanan iç savaş, iç göçü hızlandırmakta, dini,

mezhebi ve etnik ayrışma eksenli gelişmekte ve yaygınlaşmaktadır. Bugün için iç

ve dış dinamikler, Suriye deki iç savaşı, buna zorlamakta hatta o istikamette

şekillendirmektedir. Esad yönetimi, şimdiden etnik ve mezhepsel olarak iç göçü

hızlandırıcı operasyonlar yapmaktadır. Banyas katliamına bu açıdan bakmakta

fayda vardır. Arap Nusayrilerinin yoğun olarak yaşadığı Lazkiye, Tartus

vilayetleri ile Humus ve Hama vilayetlerinin batı kanadını içeren bölgenin, hem

Sünnilerden hem de Kürt unsurlardan arındırılması, gelecekte burada bir Nusayri

devleti kurabilmek için gereklidir. Banyas, Tartus vilayeti içinde Sünni

Arapların yaşadığı bir il olarak söz konusu planın hayata geçirilişi önünde

engel teşkil etmektedir. Banyas katliamı ile Sünni halk korkutularak göçe

zorlanmakta, güvenli ve homojen bir Nusayri bölge oluşturulmaya

çalışılmaktadır. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu nun Banyas katliamı ile

ilgili; rejim ülkenin tümünü kontrol altına almak mümkün değilse belli bir

bölgeyi etnik temizliğe tabi tutup o bölgede etkin olma stratejisine

geçmiştir. tarzındaki değerlendirmesi, bu stratejinin uygulamaya sokulduğu

anlamına gelmektedir. Bununla beraber görülmesi gereken bir başka gerçek de, bu

şekilde bir iç ayrışmayı hem bölgesel hem de küresel aktörlerin istediğidir.

ABD-AB-İngiltere-İsrail İttifakının Irak ta uygulayıp test ettikleri Irak ı

bölme projesini, bugün Suriye de uygulamaya çalışmaktadır. Bunun için şartlar

olgunlaştırılmaktadır. Libya için acelesi olanların Suriye de kıllarını

kıpırdatmamasının sebeplerinden biri de budur. 

Suriye nin iç dinamiklerinin ortaya çıkardığı bu tablo,

Suriye nin geleceğine ilişkin yukarıdaki 7 farklı alternatiften hangisinin vuku

bulacağını, dış dinamiklerin arasındaki mücadele tayın edecektir. Bu noktadan

bakıldığında Reyhanlı Operasyonu nedir

Reyhanlı Operasyonu

11.05.2013 de, Reyhanlı da art arda meydana gelen

patlamalarla, onlarca insan ölmüş, çok ciddi maddi hasar meydana gelmiş, manevi

tahribat ise çok daha yüksek olmuştur. Telefon düzenekli ve zaman ayarlı füze

başlıklarında kullanılan RDX le güçlendirilmiş 100-250 kilo TNT ihtiva eden

bombalar ile 2 veya 3 aracın kullanıldığı belirtilmiştir.

Reyhanlı olayını, sadece ölü sayısı, maddi ve manevi

hasar boyutu ile değerlendirirsek, hem ana aktörleri bulma, hem de kısa ve uzun

vadeli gerçek niyetlerini anlama konusunda yanılgıya düşer, yanlış sularda

yüzmeye devam ederiz. Bunun için olayın öncesinde ve sonrasında meydana gelen

daha başka olaylara, iç, bölgesel ve küresel değişikliklere bakmak

gerekmektedir. 

Bu olaydan bir hafta önce Reyhanlı da gece yarısı

Suriyelilerin Türk bayrağı yaktığına dair bir söylenti çıkarılmıştır. Bu

şayiayı kimin çıkardığı belli değildir. Ancak bu şayiadan sonra, ellerine Türk

bayrağı alarak sokağa çıkan, kim oldukları konusunda hiçbir bilgi verilmeyen,

bir grup insan, slogan atarak Suriyelilere saldırmıştır.

Patlamalardan sonra da, kim oldukları ve kim tarafından

tahrik edilip sokağa sürüklendikleri bilinmeyen bir grup genç, Suriyelilere

saldırmıştır.

Ayrıca Suriye deki Banyas katliamı ile ilgili bir isim,

Mihraç Ural, ve bir örgüt DHKP-C Acilciler ismi, bir hafta öncesinden İngiliz

Times gazetesi tarafından gündeme sokulmuş, Türkiye de Kamuoyunun şuur altına

yerleştirilmiştir. Reyhanlı daki patlamaların ardından, aynı isim ve örgüt,

eylemi icra edenler olarak merkeze yerleştirilerek büyük bir Psikolojik harekât

başlatılmıştır.

Bir hafta öncesinde, kamuoyuna taktım edilip hakkında her

türlü bilgi verilen bir şahsın ve örgütün, bu eylemi nasıl bu kadar kolay icra

ettiği ve yakalanmadığı/yakalanamadığı üzerinde, tartışma yapılmamaktadır.

Ayrıca olayın hemen ardından, faillerinin nasıl bu kadar hızlı bir şekilde

tespit edilebildiği de ayrı bir soru olarak üzerinde durulması gerekmektedir.

Olay oluncaya kadar hiç bir şey bilinmiyor ve fakat olayın hemen ardından her

türlü bilgiye ve ayrıntıya sahip olunabiliyor. Bir şahıs, bir örgüt ve iki

ülke, olayın failleri olarak hemen suçlu ilan ediliyor. Aksini söyleyen ya da

söylemek isteyen, farklı alternatifleri de düşünmek gerekir diyen herkes,

mezhepçi , Suriye/Iran ajanı , işbirlikçi , uşak , katıl ve cani olarak

taktım edilip susturulmaya çalışılıyor. Bir kesim, bu kampanyayı yürütürken;

diğer bir kesim de, bunun tersi olan karşı bir kampanya yürütmektedir.

Böylece Türkiye de eski bir fay hattı (Alevi Sünni Fay

hattı) enerji ile yüklenip harekete geçirilmeye, hazır hale getirilmeye

çalışılmaktadır. Her iki kesim de bilerek ya da bilmeyerek aynı amaca hizmet

etmektedir. Bakışları, duruşları ve anlayışları birbirine zıt, bu iki ana

ekseni, aynı amaca ve aynı hedefe hizmet ettirecek psikolojik harekât

becerisine sahip bir güç var mıdır Varsa kimdir

Suriye ile ilişkili olan aşağıdaki olaylarda da benzer

psikolojik harekâtın yürütüldüğünü hatırlamakta fayda vardır:

RF-4 Uçağının Düşürülmesi

Reyhanlı ya bağlı Cilvegözü Sınır Kapısı nda, 11 Şubat

2013 deki patlama, 

Ceylanpınar Sınır Kapısı ve oradaki çadır kentlerde

yaşanan kargaşa

Akçakale de polisin öldürülmesi, askerlerin yaralanması.

Şu an Reyhanlı üzerinden karşı karşıya gelen tarafların

yukarıdaki olayların sonuçları üzerinde düşünmesi  ve gereğini yapması tarihi bir sorumluluktur.

ABD-Rusya Hattı: Suriye İçin İkinci Cenevre Konferansı

Reyhanlı olayının Küresel eksende meydana gelen

değişikliklerle bir ilgisi olabilir mi Suriye bağlamında mücadele eden

eksenler arasında bir yakınlaşma mı yoksa derinleşen bir zıtlaşma mı vardır Bu

soruların cevabı, Reyhanlı operasyonu ile ilgili bize birkatkı sağlayabilir.

ABD nin Güney Kore ile ortak yapacağı askeri tatbikat,

Kuzey Kore nin Nükleer tehdidi karşısında iptal edilmek zorunda kalınmıştır.

Bu, ABD açısından çok onur kırıcı bir olaydır. Çin ve Kuzey Kore ile ABD

ittifakı arasında gerilim gittikçe artmaktadır. ABD, Ortadoğu da rahata erip

bütün dikkatini ve gücünü Çin e, Asya Pasifiğe vermek istemektedir. Tunus -

Mısır Suriye Ekseninde Müslüman Kardeşlerin güçlenmesi, ABD ittifakının işine

gelmemektedir. O nedenle de, Suriye deki muhalefet/Kıyam Hareketine tam bir

destek vermemekte, sınırlı oranda askeri yardım yapılmasına izin vermektedir.

ABD, Rusya İran-Çin ittifakını Suriye de çözmek istemekte, bu nedenle de

Rusya nın tekliflerine, sıcak bakmaktadır. Uzun vadede bunun ABD ittifakının

işine gelebileceğini düşünmektedir.

Haziran 2012 de gerçekleşen Cenevre Konferansı nda Suriye

iç savaşının nasıl sona erdirileceği ve geçiş hükümetinin nasıl kurulacağı ile

ilgili bir muğlaklık olmasına karşılık ABD, Rusya nın tekliflerine sıcak

bakmaktadır. Rusya, bu konferansta Esadlı bir Çözüm de uzlaşıldığını

savunmaktadır. Birkaç ay öncesinde de Rusya Dışişleri Bakanı  Sergey Lavrov ile ABD Dışişleri Bakanı John

Kerry, Suriye yönetimi ve muhalefetin dâhil olacağı ve Cenevre Mutabakatı nın

devamı niteliğindeki   2. Cenevre

toplantısı yapılması konusunda anlaşmışlardır. (1)  Muhaliflerin karşı çıktığı bu konferansı,

Suriye, İran ve Arap Birliği desteklemektedir . Türkiye de, Esad lı bir

yönetime karşı çıkmaktadır (2).

Eğer ABD ve Rusya, Suriye de Esad lı bir geçiş dönemi

yönetiminde anlaşmışlarsa, geriye buna karşı çıkan Türkiye ile Suriye

muhalefetinin ikna edilmesi kalmaktadır. Ya da ABD ve Rusya nın yanlış yolda

olduklarına ikna edilmeleri gerekmektedir.

Rusya Parlamentosu (Duma) Uluslararası İlişkiler Komitesi

Başkanı Aleksey Pushkov, Her olayda olduğu gibi Türkiye deki saldırılarda da

yine Suriye yi suçluyorlar. Bazı kesimler barışçıl konferansı engellemek ve

silahlı müdahalenin önünü açmak istiyor ifadelerini kullanması bu açıdan

dikkat çekicidir (3).

Diğer taraftan ABD de, Türkiye ikna edilebilirse, Türkiye

üzerinden Suriye muhalefetinin ikna edilebileceğini düşünmektedir.

Dolayısıyla Reyhanlı Operasyonu, tarafların birbirini

ikna etme operasyonu olabilir.

Ama kim, kimi ikna etmek istemektedir

Kaynaklar

1-CNN TÜRK 12.05.2013

2-MİLLİYET 13.05.2013

3- Radikal 13.05.2013