Peygamber Efendimiz (Sallallahualeyhivesellem) “Âlim yeryüzünde Allah’ın eminidir” diye buyurmaktadır. Çünkü âlim, yeryüzünde Allah’ın emirlerini insanlara öğretir. Âlim, belirlenen sınırların dışına çıkmaz, öğretilmesi gerekenleri öğretir. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle belirtmiştir, “Allah’ın ve Resulü’nün emirlerine karşı hainlik yapmayın, dürüst olun.” Din bizim değil. Tek din Allah’ın kabul ettiği İslam’dır. İlim sahiplerinin. Allah’ın emirlerini ve yasaklarını eksiksiz ve fazlasını aktarması gerekir. Âlim, Allah’ın eminidir, güvendiği kişidir. İlim bir yönü ile ibadettir, bir yönüyle de Allah’ın emirlerini öğrettiği için halifeliktir. Allah’ın sözlerine vasıta olup anlatmak en şerefli halifeliktir. Âlimin kalbine Allah bu bilgileri lütfedip doldurmuş, âlimin de bunu doğru bir şekilde anlatması lazım.

VAHİY PEYGAMBERLERDEN BAŞKA KİMSEYE GELMEZ

Peygamberlerin mucizeleri  vardır. Peygamberler kendilerine verilen görevleri yerine getirmek için, insanları doğru yolu göstermek için Allah onlara insanların çalışmayla elde edemeyecekleri şeyleri verir. Mesela yerçekimi kanunu diye Allah’ın bir kanunu var. Bunun aksini yapmak bir mucizedir. Bunun gibi fizik kurallarına aykırı şeyler mucizedir. Bu mucizelerden birisi de peygamberlere gelen vahiydir. Vahiy peygamberlerden başka kimseye gelmez. Örneğin Hz. Musa ve Firavun arasında yaşananlar. Firavun tanrı olduğunu iddia ediyor ve insanları kendisinin yedirip içirdiğini ve yaşattığını söylüyordu. Hz. Musa da buna karşı çıkmıştır, Allah’ın varlığını ve birliğini söylemiştir. Bunun üstüne de Hz. Musa ve ona inananlara Firavun zulmetmeye başlamış, sonra da Allah Hz. Musa’ya bulunduğu bölgeden gitme izni verdi. Normalde peygamberler bulunduğu bölgeyi terk edemezler. Hz. Musa da kendisine inananlarla birlikte Firavun’un zulmünden kaçmak üzere Kızıl Deniz’e gitti. Hz. Musa ve beraberindekiler, Firavun ve ordusundan kaçarak Kızıl Deniz’in yanına kadar gelmişler. Sonra da Allah’tan gelen emir üzerine Hz. Musa denize asasıyla vurmuş ve deniz ikiye bölünmüş. Bunu gören Firavun da ordusuyla denize girmiş ancak deniz onları yutmuştur. Firavun son anda inanmış, tövbe etmiş ama nafile. O andaki iman kabul edilmez. İşte bunun gibi mucizeler var. Allah peygamberlerine bu mucizeleri veriyor. Âlimler de Kur’an-ı Kerim’in emirlerine göre ve Peygamberimiz’in sünnetine göre hareket ederse bu mucizelerden onlara da pay verilir. Resulullah’ın emirlerine ve sünnetine tabi olan âlimlerin kerametleri onlara kalan mirastır. Ehl-i sünnete tabi olan bizler âlimlerin kerametlerine inanırız. Gerçek âlimlerin gönülleri ve zihinleri nurlanır ve kalplerine ilham olunur ve muazzam şeyler ortaya çıkar. 

MEDİNE'NİN SUYU, HURMASI VE HAVASI ŞİFADIR

Medine hurması cennettendir. Peygamber Efendimiz böyle buyurmuş. Medine'nin suyu, hurması ve havası şifadır. Medineliler ve Mekkeliler de birbirinden farklıdır. Mekkeli insanın mizacı biraz serttir fakat Medineli insan yumuşak başlıdır, Peygamber Efendimiz'e komşudur, Peygamber Efendimiz'in duasını almıştır. Medine'nin hurması da diğerlerinden daha iyidir. Bir de acve hurması vardır, sadece Medine'de yetişen. Peygamber Efendimiz onu kendi elleriyle dikmiştir ve acve hurması cennettendir. Cennet meyvelerinin yerini hiçbir şey tutmaz. İşte acve hurması da böyledir. Peygamberimiz acve hurmasının zehirlenmiş bir insanı bile iyileştireceğini söylüyor.

***