İslâm/Ehl-i Sünnet akaidinin önemli risalelerinden “Sevâdü’l-A’zam”ın tam adı “Er-Reddü alâ Ashâbi’l-Hevâ, El-Müsemmâ Kitâbü’s-Sevâdi’l A’zam alâ Mezhebi’l-İmâmi’l-A’zam Ebû Hanife”dir.
Risalenin müellifi “Ebu’l-Kasım İshak bin Muhammed el-Hâkim es-Semerkandi” rahmetullahi aleyh hazretleridir. İtikâdda Mâturidi, amelde Hanefi’dir. Uzun yıllar Semerkand’da kadılık ve fakihlik vazifesiyle meşgul olmuştur... “Hâkim es-Semerkandi” O’nun kısa ve meşhur adıdır. (342-953) tarihinde vefat etmiştir. O’nun kısa adıyla “Es-Sevâdü’l-Azam” diye tanınan bu eseri Mâturidi akaidinin en eski risalelerinden biridir. Kitaba “Es-Sevâdü’l-A’zam” isminin verilmesi bir hadis-i şerifte bu tabirin kullanılmış olmasındandır. Fahr-i Kâinat Efendimiz ümmet arasında bir ihtilâf çıktığında, Müslümanları Sevâd-ı A’zam’a, yani büyük çoğunluğun yoluna, kalabalık topluluğa uymaya çağırmıştır ki, o topluluk Ehl-i Sünnet kitlesidir.
İslâm/Ehl-i Sünnet inanç ilkelerini muhtevi bu risale, rahmetli Ali Nar hocamız tarafından Arapçadan tercüme edilerek Türkçeye kazandırılmış, “Akâid Risaleleri” derleme kitabın içinde yer almıştır. Biz de hocamızın vefatından sonra “Akâid Risaleleri” adlı eseri yayımladık.
Hâkim es-Semerkandi rahmetullahi aleyh, eserin önsözünde şu bilgileri vermektedir:
“(Ş)imdi Resulullah Aleyhisselâmın mezhebini soracak olursanız kendisinin buyurduğu gibi “sırat-ı mustakim”dir. Çünkü o buyurdu ki: “Musa’nın (A.S.) kavmi kendinden sonra yetmişbir fırkaya ayrıldı. Yetmişi helâk oldu, sadece bir fırkası kurtuldu. İsa’nın (A.S.) kavmi de yetmişiki fırkaya ayrıldı. Yetmişbiri helâk oldu, yalnız biri kurtuldu. Benim ümmetim de yetmişüç fırkaya bölünür. Bunun yetmişikisi helâk olur. Birisi kurtulur.” “Soruldu ki; bu fırka hangisidir?” Şöyle cevap verdi: “O ehl-i sünnnet vel cemaattir. Yani Sevad-i Â’zam”dır. Yine Resulullah (S.A.V.) buyurmuştur ki; “Cemaatten bir karış ayrılan, İslâm bağını boynundan çıkarıp atmıştır.”
Hâkim es-Semerkandi’nin yazdığı Ali Nar hocamızın tercüme ettiği bu kıymetli eserde Sevâd-ı A’zam’ın belirtisi altmışbir madde şöyle özetlenmektedir:
1-(Bu yolun yolcusu) imanından şüphe etmez. Ve inşaallah müminimdir, diyemez. (Yani sorulursa; Elhamdülillah müminim demek gerekir. İmanda kesinlik vardır.)
2-Müslüman cemaate muhalefette bulunamaz. (Yani İslâmi ölçüleri savunan ülemânın müşterek kararı Ehl-i Sünnet topluluk ya da cumhur-u ulema ya da İslamca yaşayan Müslüman topluluğa muhalefet edilmez.)
3-Mütteki veya mücrim, her müminin arkasında namaz kılar ve bunu doğru görür. (İslâm nizamına bütünüyle iman ve ehliyet olduğu müddetçe, bazı günahlar işliyor diye arkasında namaz kılmamak, tefrikaya sebeb olur.)
4-Haramı helâl saymadığı müddetçe; günahından ötürü, hiçbir kıble ehlini küfürle itham edemez.
5-Küçük büyük her kıble ehlinin cenazesini kılar ve bunu hak görür.
6-Hayrın ve şerrin takdirini Allah’tan bilir.
7-Haksız olarak bir Müslüman’a karşı silâhlı tecavüzde bulunamaz.
8-Hazerde ve seferde, mestler üzerinde mesh etmeyi hak görür.
9-Her emirin arkasında Cuma ve bayram namazlarını kılar ve bunu hak bilir. (İslâm nizamını tümüyle kabullenen devlet başkanı veya onun vekili.)
10-İmanın Allah vergisi olduğunu bilir. (İmanımı ben kazandım. Kafamı çalıştırdım gibi; hidayeti ve takdiri inkâra varan görüşleri reddeder.)
11-Kulun her fiilinin Allah tarafından yaratıldığını bilir. (Yani kimse kendisine güvenip Allah’a meydan okuyamaz. İnandık ise, bu Allah’ın bir lûtfuyla olmuştur.)
12-Kabir azabını hak bilir.
13-Allah kelâmının (Kur’an’ın) mahlûk olmadığını kabul eder.
14-Münker ve Nekir sualini hak bilir.
15-Dirinin dua ve sadakasının ölüye fayda vereceğine inanır.
16-Resulullah (S.A.V.) şefaatini hak bilir.
17-Resulullah (S.A.V.) miracını hak bilir.
18-Kıyamet gününde amel defterlerinin okunacağını hak bilir.
19- Hesabı hak bilir.
20-Mizanı hak bilir.
21-Sıratı hak bilir.
22-Cennet ve cehennemin şu anda yaratılmış olduğunu ve ebediyyen de yok olmayacağını bilir.
23-Cenab-ı Hakk’ın kıyamet gününde kulunu vasıtasız olarak hesaba çekeceğini bilir.
24-Resulullah’ın (S.A.V.) on sahabesinin cennetle müjdelendiğine şehadet eder.
25-Resulullah’tan (S.A.V.) sonra sahabeden ve öbür ümmetten hiç kimsenin; Hz. Ebubekir’den (R.A.) daha faziletli olamayacağını ve hilâfetinin hak olduğunu kabul eder.
26-Ebubekir’den (R.A.) sonra da Ömer bin el-Hattab (R.A.), ondan sonra Osman bin Affan (R.A.), Ali bin Ebu Talib (R.A.) ve hilâfetlerinin (bu sıraya göre) hak olduğunu bilir.
27-Sahabelerin aleyhinde bulunmaz, gıybetlerini yapmaz.
(Devam edecek.)