BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

BAZI siyasiler, anayasa değişikliğinin oylanacağı referandumla ilgili olarak kamplaştırıcı üslup kullanıyorlar. Konu dışı kutuplaştırıcı söylemler! Kükreyenler, kızanlar; ayrıştırıcı sözler edenler…  Tuhaf olan bunu daha çok AKP’lilerin yapması! Hükümettekiler; icraat sorumluluğu taşıyan kişiler olduğundan; daha duyarlı, itidalli, ağır başlı, yol gösterici olmaları gerekmez mi?

AKP’lilerin tutumları, yeni dönemde Erdoğan’a; “Beni gör”; “Ben buradayım” mesajı göndererek “rol kapma” içgüdüsüyle hareket ettiklerini düşündürüyor. Anayasa değişikliği Meclis’te oylanırken, sakin bildiğimiz bir bakan, oyunu göstererek kullandı. Kendisini uyaran milletvekiline karşı “Sana mı soracağım lan” diyerek kükredi. Bunun gerekçesini öğrenmek halkımızın hakkıdır.

İtidalli tavırlarıyla tanıdığımız Başbakan Yıldırım, “Hayırcılara bakın da, ona göre karar verin” diyor. Bu nasıl söz; nasıl üslup? Bir Başbakan’a yakışıyor mu? 18 maddelik anayasa metnini okuyarak, araştırarak, düşünerek karar verin, diyerek hazırlanan metne güvencini ortaya koyması gerekmez mi? Başka şeyler konuşmak işi saptırır. Yaptıklarına inanmadığını gösterir. Hangi amaçla referandum yapıyorsak, onu konuşmalıyız. 

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un garip üslubuna bakın! “Anayasa değişikliğine ‘evet’ demek; terörle mücadeleye ‘evet’ demektir” diyor. İşte, at iziyle, it izini birbirine karıştıran mantık! Referandum terör oylaması değil ki… Niçin hazırladığınız metnin faziletlerini (!) anlatmıyorsunuz? 

Adaleti temsil eden (!) Bekir Bozdağ’ın, “Hayırcıları ‘vatan haini’ olarak değerlendirmesi”ne ne demeli? Sözün bittiği yer!

SAADET’İ ÖRNEK ALIN!

REFERANDUM Türkiye’nin tek gündemi değil ki. Terör, yargı vesayeti, doğudan batıya göç gibi pek çok temel sorun var. Hepsi, birlikte çözmemizi gerektiren sorunlar. Referandum bahanesiyle, ülkeyi kutuplaştırıcı söylemler kullanmaya hakkınız var mı?

Dünyadaki hareketliliği görmüyor musunuz? ABD, AB ve Rusya’nın Ortadoğu politikaları çılgınlık ve intihar boyutunda! Asıl hedef Türkiye! Böylesine hassas bir dönemde Saadet Partisi’nin “Sorumlu ve ülkesi üzerinde bir evlat şefkatiyle” titizlik gösteren siyasetini fark etmiyor musunuz? Ekmek ve çay paralarından keserek kutsal bir davayı bugünlere taşıyanlardan hiç ders almayacak mısınız? Para, makam, iktidar her şey değil ki!

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, düşüncelerini yeterince anlatabildiği bir TV programına çıktı. Bütün dikkatler üzerindeydi. Dinleyen herkesin yüreğine su serpti. Çünkü Saadet Partisi toplumsal mutabakatın sağlandığı, kutuplaşmanın olmadığı bir sistemi savunuyordu.

Karar gazetesinden Elif Çakır, 3. 2. 2017’de, “Keşke Meclis’te CHP Yerine Saadet Partisi Olsaydı!” başlıklı yazısında gözlemlerini aktardı: “Sayın Karamollaoğlu tam bir ‘akil insan’ olarak çıktı ve yüzünden eksik etmediği mütebessim hal ile dilindeki o naiflik ile tane tane bir anayasa teklifinin Türkiye’ye neler kazandıracağını, neler kaybettireceğini anlattı.” Çakır şöyle sordu: “Yahu, her zaman çıksa, tane tane anlatsa, duygusu hasıl olmadı mı?”

Karamollaoğlu’nun programda söylediği, “Bana şimdi ‘evet’ der misiniz? diye sorsanız, düşünmeden ‘evet’ derim ama; düşünürsem ‘hayır’ derim” sözü, sosyal medyada en çok paylaşılan cümleler arasında yer aldı.

BU ÜLKE HEPİMİZİN!

ÖNÜMÜZDE bir referandum var. Görev, 18 maddelik anayasa değişikliği üzerinden, müzakere edilerek yapılmalı. Saptırılmamalı. Geleceğe siyasi yatırım yapma basitliğine düşülmemeli. Sorumlu davranılmalı. Birbirimize saygılı olmalıyız. Kardeşliğimiz her şeyin önünde.

Su uyur, düşman uyumaz. Zayıf zamanımızı kollar. Gücümüzü birbirimize karşı değil, düşmanlarımızın oyunlarını bozmakta kullanalım. Birbirimizi yıpratmayalım. Ülkenin bu insanlara ihtiyacı var.

Karşılıklı fikir alış verişinde bulunabilen olgunluğa ulaşabilirsek, “evet” veya “hayır” dünyanın sonu değil. İyi niyetle, yanlış karar düzeltilebilir. Ya, kutuplaşarak birbirimizin yüzüne bakamaz duruma gelirsek! 1982 Anayasası’nın bazı maddeleri defalarca düzeltilmedi mi? Bütün siyasi partiler;

kardeşliğimiz, birliğimiz, bütünlüğümüz konusunda hassasiyet göstermeli. Ortak konularımızdan taviz vermemeliyiz:

Konu referandumsa, Meclis’te görüşülerek halkın oyuna sunulan metnin artıları veya eksilerini konuşalım. Tezini anlatamadığı halde, konuyu başka taraflara çekerek halkı yanlış tercihi onaylatmak isteyen oyun kuruculara fırsat vermeyelim. Kontrol edilemeyen güç oluşmasına da!

Referandum imtihanını yüz aklığıyla vermeye çalışalım. Anayasa değişikliği metni üzerinde düşünelim; müzakere ve analizini yapalım. İlgisiz şeylerle birbirimizi yıpratmayalım.

Adalet, bütün kurumların sağlıklı işlemesini sağlayan, mülkün temeli bir mekanizmadır. Herkese lazımdır. Vesayet kabul etmez.   

Irkçılık, bölgecilik, mezhepçilik gibi ayrıştırıcı söylemlerden kaçınalım. Samimi, iyi niyetli, merhametli, şefkatli davranalım. İnsanımızın yüzünün gülmesini ve ülkemizin yarınlarını hedefleyelim.