Bugün, dünyayı biz yönetiyoruz diyen gizli ecnebi

örgütü ve o örgütle işbirliği yapan İngilizler ve Fransızlar, yaklaşık iki yüz

yıl evvel bir plan yaptılar. Plânlarının hülâsası şuydu: Âlem-i İslâm ı

parçalayarak esaret altına almak. Lütfen son iki asırda Âlem-i İslâm ın başına

gelenleri şöyle bir gözünüzün önünden geçiriniz. O hâdiseleri tekrarlamak bu

makalenin sınırını aşar. Bir de günümüzdeki tabloya bakalım. Bugün dünya

sahnesinde 61 İslâm ülkesi var. Geliniz önce bu ülkeleri hatırlayalım:

1. Afganistan, 2. Arnavutluk, 3. Azerbaycan, 4. Bahreyn,

5. Bangladeş, 6. Benin, 7. Birleşik Arap Emirlikleri, 8. Bosna-Hersek, 9.

Brunei, 10. Burkina Faso, 11. Cezâyir, 12. Cibuti, 13. Çad, 14 Endonezya, 15.

Eritre, 16 Fas, 17. Fildişi Kıyısı, 18. Filistin, 19. Gabon, 20. Gambiya, 21.

Gine, 22. Gine-Bissau, 23. Guyana, 24. Irak, 25. İran, 26. Kamerun, 27. Katar,

28. Kazakistan, 29. Kırgızistan, 30. Komor, 31. Kosova, 32. Kuveyt, 33. Kuzey

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 34. Libya, 35. Lübnan, 36. Maldiv, 37. Malezya, 38.

Mali, 39. Mısır, 40. Moritanya, 41. Mozambik, 42. Nijer, 43. Nijerya, 44.

Özbekistan, 45. Pakistan, 46. Senegal, 47. Sierra Leone, 48. Somali, 49. Sudan,

50. Surinam, 51. Suriye, 52. Suûdi Arabistan, 53. Tacikistan, 54. Togo, 55.

Tunus, 56. Türkiye, 57. Türkmenistan, 58. Uganda, 59. Umman, 60. Ürdün, 61.

Yemen

O bölücü tâife bu kadar bölmeyi yetersiz bularak bu

defa BOP u gündeme getirdi. Bu defa 22 İslâm ülkesini 42 parçaya bölmeyi

planladılar ve vakit geçirmeden de bu planı uygulamaya koydular. Şekil 1 de

görüldüğü gibi (Irak ın, Libya nın, Suriye nin, Somali nin, Yemen in bugünkü

haline bakın.)

Onlar bölücülüğü, bölmeyi şiâr etmişti. Rabbimiz (cc) ise

Kur an-ı Azimüşşân lisanıyla bizlere birleşmeyi emretmekteydi. Bakınız, Âl-i

İmrân Sûresinin 103. Âyet-i kerimesinde meâlen ne buyurmaktadır: Ey insanlar,

bâhusus ey Müslümanlar! Allah ın dinine, ahkâm-ı İlâhiyyeyi beyân eden Kur ân a

ve sünnete toplu olarak yapışın, ihtilâfa ve tefrikaya düşmeyin.

Bütün Peygamberler gibi, Peygamber Efendimiz de

yeryüzünde iki hukuku birden tesis etmek için gönderilmişti. Biri Hukukullah,

diğeri de Hukuk-u İbad dır. O gün müşrik diye vasıflandırılan tâife,

Peygamberlerin ve Peygamber Efendimizin (asm) yoluna dikilerek beşere huzur

getirecek bu iki hukukun tatbikini engellemeye çalışmışlardı. Yaklaşık iki

asırdan beri ise o bahsettiğimiz bölücü tâife bu iki hukukun âdilâne

uygulanmasını engellemeye çalışıyor. İşin özeti budur. Geri kalan taraf,

teferruattır. Bütün bu bölüp parçalamanın ardında yatan temel neden de budur. O

bölücü tâife kalbinde zerre kadar Peygamberlerin mesleği olan o inanç

manzumesini geçirenlere de düşmandır. Kur an da beyan buyrulan birleşme

emrine uyanlara da düşmandır.

Bakınız, Bağdat Paktı, temelde, Ortadoğu da SSCB nin

nüfuz kurmasını önlemeye yönelik olarak kurulmuş bir teşkilattı. İşin içinde

ABD ve İngiltere de vardı. Ancak, Türkiye, Irak, Pakistan ve İran gibi İslâm

ülkelerinin yan yana gelmesiyle oluşan havadan müthiş rahatsız oldular ve yine

kendi elleriyle bu birleşmeyi parçaladılar. O anlaşmaya imza atan bütün

idarecileri de öldürttüler. Irak ta Kral Faysal ile Başbakan Nuri Said Paşa bir

darbe ile alaşağı edildi ve bu idareciler hunharca katledildi. Türkiye de

Başbakan Adnan Menderes bir darbe ile alaşağı edildi ve idam edildi. İran ve

Pakistan da o anlaşmaya imza atan idareciler devrildi. Böylece Bağdat Paktı ve

sonraki ismiyle CENTO tarihe karıştı.

D-8 lerin kuruluşundan sonra da o bölücü tâife devreye

girdi. D-8 e imza atan liderlerden 4 ü ihtilâle mâruz kaldı. 2 si sûikasta

uğradı. 2 si ekonomik darbe ile işbaşından uzaklaştırıldı. O bölücülerin oyunu

devam ediyor. Bakalım, bölücüler mi kazanacak, birleştiriciler mi