PKK, Güneydoğu halkına musallat olmuş komünist bir mafya

örgütüdür. Bu yapılanma Kürt kardeşlerimiz başta olmak üzere tüm halkımız için

çok büyük bir tehlikedir. Peki, millet olarak bu tehlikenin ne kadar

farkındayız

Yaşanan detaylardan birçok kişinin haberi yok!

Türkiye nin gittikçe artan vizyonundan dolayı iştahı

kabaran derin dünya güçleri; ülkeyi bölme, komünizmin pençesine atma, parçalara

ayırıp dağıtma planları yapmaya başladılar. Hedeflerine ulaşmak için oyun

içinde oyun kurdular. Bu açık gerçeğe rağmen birçok kişi, ülke üzerinde dolaşan

kara bulutların hâlâ farkında değil. Bazıları PKK nın Güneydoğu yu Türkiye den

koparıp bölgede komünist bir devlet kurma peşinde olduğunu görmezden geliyor.

Bazılarıysa bu gerçeği bildiği halde belli kesimlere sempatik görünmek için

terör örgütünün liderini aileden biri gibi gösteriyor. Kimisi de bölünme

projesini; özerklik , kanton , otonomi gibi süslenmiş kelimelerle

bilinçaltımıza empoze etmeye çalışıyor. Bunlardan daha vahimi ise büyük bir

çoğunluğun kendi küçük dünyası içinde; sadece yiyeceği yemeğin, yatacağı yerin

derdinde olması ve bu gelişmelerden haberi olmamasıdır

Bu şekilde yazarak abarttığımı düşünenler olabilir, ama

gerçekten bölgede olan olaylardan haberdar olmayan pek çok kişi var.

Ne PKK nın yaptığı yol kapatma eylemlerinden, ne devlet

memurlarının kaçırılmasından, ne yolların kesilip haraç toplanmasından; ne de

okul, dershane,

Kur an kursları ve öğrenci yurtlarına baskın

düzenlendiğinden insanların haberi var.

 Oysa PKK bölge

halkı için çok büyük bir bela haline gelmiş durumda. İnsanlar ölümle tehdit

ediliyor, çocuklar dağa kaçırılıyor, iş makineleri ateşe veriliyor, baraj

yapımını engellemek için inşaatlara saldırı düzenleniyor ve kalekollar inşa

eden mühendisler tehdit ediliyor. Hatta PKK gittikçe şımararak -kendince-

kurtarılmış bölgeler, karakollar, mahkemeler oluşturuyor ve kimlik kontrolü

yapıyor. Bu olaylara seyirci olan büyük bir kesim ise hâlâ: Bu benim sorunum

değil, hükümetin sorunu ya da: Bu konuyu devlet çözsün mantığında hareket

ediyorlar.

Vatandaşı her türlü baskıdan, tehditten korumak elbette

devletin görevidir. Fakat devletin sırtından bir nebze olsun yük alan insan

olmak da şu kritik dönemde çok önemli bir konu olup altın hükmündedir.

Güneydoğu halkımıza sahip çıkmak zorundayız. Ülkenin birliği bütünlüğü, erkek

olsun kadın olsun hepimizin sorumluluğundadır.

 Kürt halkını

tanımıyorlar

Bugün birçok kişi Güneydoğu halkının üzerindeki

psikolojik baskıyı göremiyor. Kürt halkı genellikle dindar ve vatanına

milletine bağlı insanlardır. Asla bölünmeden yana olmazlar. Bölünme ve

parçalanma daima felaket getirir, bunu çok iyi bilmek gerekir. Bu nedenle biz

parçalanmadan değil, daima birlikten yana olmalıyız ki komünistler kendilerine

verecek toprağımız olmadığına artık inansınlar.