Bir önceki "Bir AşkınSöylettikleri" başlıklı yazımda Divan edebiyatımızın 19 uncu yüzyıl başlarında yetişmiş en ünlü hanımefendi şâirlerimizden Leylâ hanımın Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz e hitaben yazdığı bir naat tan bahsetmiştim. Leyla hanım, zamanında "bülbül" diye anılan öylesine usta bir şâirdi. Moralızâde ailesine mensuptu. Dayısı İzzet Molla tarafından yetiştirilmişti. Bu, Allah (c.c.) dostu; Rasûl-ü Kibriya  (s.a.v.)  aşığı, İslâmî hassasiyet mensubu mübarek insan 1848 tarihinde vefat etmişti.

Leylâ hanımın ruhaniyetine bir hayırlı anışa ve sadaka-i cariye akışına vesile olsun duâsıyla, yazdığı naat ı sizlere arzediyorum. Leyla hanımın ruhuna bir fatiha talebiyle, yazıldığı anki aşk ve heyecanla buyrun birlikte okuyalım:

Bu, çeşmim nâr-ı aşkın ile yansın ya Resûlallah

Du çeşmim hâb-ı gafletten uyansın ya  Resûlallah

Müyesser kıl bu kara yüzlüye ol Ravzâ-i pâki

Görenler hep beni divâne sansın ya  Resûlallah

O rütbe ağlayam çöllerde feryat eyleyem ben kim

Sirişk-i didem al kana boyansın ya  Resûlallah

Şu kâfir nefs elinden bu dil-i piçaremi kurtar

Yeter fısk u kabahatten uyansın ya  Resûlallah

Kulun Leylâ yı mahşer ehline Sen eyleme rüsvây

Günahından bu dünyada usansın ya  Resûlallah

Bu nât ın tam Türkçe karşılığı şudur:

"Ya  Resûlallah! Bu gözlerim aşkının ateşiyle yansın... Böylece iki gözüm gaflet uykusundan uyansın Ey Efendim.

Muvaffak eyle bu günahkâra, pak kabrini ziyaret etmemi... Sana gelirken öylesine mahcubum ki, beni şu halimle görenler beni deli sanacaklar; sansınlar, böyle sanmaları beni hiç ilgilendirmez Ya  Resûlallah...

Çöllerde Senin aşkınla ağlıyarak gelmem benim için çok büyük bir rütbedir; böylesi rütbeye lâyık olmadığım hâlde bu fırsatı veren Rabb ime şükrediyorum. Ne kadar gözyaşı döksem bana verilen nimetin şükrünü eda etmiş olamam; gözlerimden gözyaşı değil al kan akıtsam bile...

Şu söz geçirmekte zorlandığım hoyrat nefsime, çaresizliğimden ben kurtulmak için şefaatini istiyorum. Böylece uzuvlarım günah ve kabahat işlemekten kurtulsun Ya  Resûlallah...

Mahşer ehline, kendisini Sana fedâ eden bu kemter Leylâ yı rezil eyleme ki, günahının cezasını bu dünyada çeksin, şefaatına nâil olmanın hazzını yaşasın Ey Allah ın Rasûlü (s.a.v.)

Milletimizdeki Peygamber sevgisi çok samimi ve hasbîdir/çok duyguludur. Efendimiz (s.a.v.) in ismi anıldığında O na salât-u selâm getirerek sağ elimizi kalbimizin üzerine götürüp koyarız. Bununla demek istediğimiz, Peygamberimiz in sevgisinin dâima kalbimizde olduğunu, O nunla yaşadığımızı, O nun sevgisinin hücrelerimize kadar yer aldığını, bu sevgi olmadan yaşayamıyacağımızı ifade etmiş oluruz.

Milletimiz evlâtlarına Efendimiz in isimlerini verir ve bu çok yaygındır. Şâir bir beytinde bu hususu kısaca şöyle ifade eder:

"Sen Ahmed u Mahmûd u Muhammed sin Efendim

Hakk tan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim..."

Cihan hükümdarı Kanuni SultanSüleyman yazdığı bir şiirinde der ki:

"Hamdülillah Muhammed Ümmetiyiz

Can ile Mustafa yı kim sevmez."

Peygamber sevgimizi bir başka şâirimiz şu beytinde ne güzel ifade eder:

"Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl

Muhammed siz muhabbetten ne hâsıl."

Allahumme sallî alâ seyyidina Muhammed...