Günümüz siyasal ortamının düşünceyi belirlemesi, yön vermesi ciddî bir sorun. Çünkü siyasa yapanlar çok çabuk ve beklenmedik anlarda yer değiştirebiliyorlar. Dün beyaz diyenler bugün kara diyebiliyorlar. En uçlardakiler yer değiştirebiliyorlar. Bu değişimler sadece yer değiştirmeyle sonuçlanmıyor aynı zamanda düşünce değişim ve kırılmaları yaşanıyor Yalanla bin bir kılığa girilebiliyor. Ve hatta tam zıddı davranışlarda bulunabiliniyor.

İnsanların bu kadar hızlı değişimleri insan kişiliğini başlı başına bir sorun hâline getirebiliyor. İnsan ve kişiliksizlik birbirinin özdeşi olabiliyor.

Siyasada yer değiştirenlerin geçmiş günlerinden bulundukları ana kadar olan dönemleri incelenir ve üzerinde dikkatle durulursa nasıl bir farklılık gösterdikleri anlaşılır. Bu, renklerin tam zıddını oluşturuyor.

Siyaseti hayatının merkezine alanlar, düşünceyi öncelemediklerinden ya da düşünce ve fikir ruhundan yeterince beslenmediklerinden asıl tercihleri siyasa alanındaki yükselişi ve kazancı önemsiyorlar. Bütün dünyaları o oluyor.

Beslenip büyüdükleri, geliştikleri ortamı terk edebiliyor ve hatta küçümseyebiliyorlar. Küçümsemeyi bırakın rahatlıkla yadsıyabiliyorlar. Müslümanlar büyük bir medeniyete, kurulmuş olan yüzyıllarca sürmüş devletleri olmasına karşın günün baskın anlayışına uyarak bunları yok sayabiliyorlar. İslâm milleti, İslâm kültürü, medeniyeti, bilinci yok sayılabiliyor. Bu da siyasanın çıkarcı albeniliği.

Müslümanlar için önemli olan düşüncedir. Büyük medeniyetlerinin oluşu, kültürlerinin birikimi ve bunun üzerine oluşacak gelecek düşünceleridir. Bunların hiç biri diğerinden soyutlanamaz. Büyük medeniyetimiz özgündür. Sağlam temelleri olan düşüncenin oluşturduğu yapı kendisi gibidir. Sorun insanlardadır. İnsanların özlerinden kaçışlarıdır. Bunda temel sorun dünyevi olanı tercih edişleridir.

Günümüz siyasası ne olursa olsun hile üzerine kuruludur. Reklâmı hile ile yanılsatmadır. Kendilerinin sahip olmadıkları özellikleri başkalarına varmış gibi yansıtılması bir hiledir.

Yalan büyük günahlardan. Başkalarını kendilerine çekmek için yanılsatıcı her davranış hile, yalan asla mubah değildir. Yalan ile dünyalarına çekilenlerin hayal kırıklığı yaşamaları kaçınılmaz oluyor. Ya da o dünya içine girenler de ortama uyum sağlayabiliyorlar.

Müslümanların en temel özelliği Sevgili Efendimizin özelliği olan eminlik duygusudur. Kendisine düşman olan azgın müşriklerin bile Sevgili Efendimizin asla yalan söylemediği, söylemeyeceği bile kabul edilirken… Emin olma duygusu en önemli özellik. Her ne olursa olsun hile ve desise yasaktır. Bugünün siyasa yapan Müslümanlarının asıl sorunu güven vermemesi. Yalan söylüyor olabileceğinin düşünülmesi asıl ürkütücü olanı.

Zaten onların yaşadığı hayat yaşanmıyor. Kıyısından köşesinden geçilmiyor. Kendilerini meşru kılmak adına çok rahat yalan benzetmelerde bulunabiliyorlar. Efendimiz bugün yaşasaydı en lüks araca binerdi tarzındaki yaklaşımlarda bile yalan. Kaldı ki aynı dönemdeki krallar debdebeli yaşıyorlardı. Altın zırhlar, altın bezemeli saraylarda yaşarlarken Efendimiz hiç de onlara özenmiyor. Aksine en küçük süsten bile kaçınıyor. Bir gün kızı Hazreti Fatıma’nın evine geldiğinde süslü nesnelerin alındığını, çocuklarında süslü giysiler olduğunu görünce eve girmiyor. Asıl sorun Müslümanların çıkarları için en olmadık olanları tercihleri ve buna inan getirmeleridir.