Evlerde, yurtlarda, okullarda, kurslarda sistemli bir şekilde hizmet veren her mezheb ve meşrepten insanlarımıza teşekkür eder, hizmetlerinin hızla, kazaya uğramadan devamını dilerim.
Bu yazı serimde sistemli hizmet verenleri konu etmedim. Bireysel hizmet veren insanlarımızın hizmetlerini duyurmak ve durumunuza hangisi uygunsa onu örnek edinmenizi istedim.
Her kesimden, her durumdan örnekler verdim. Buyurun, seçin birini ve uygulayın:
1- Büyük şehrin önemli ilçelerinden birinde büyük bir meydanın ortasında büyük bir cami vardı.
Caminin imamı sevilen sayılan bir insandı. Görevine sadık biriydi. Camiyi zamanında açıyor, temiz tutuyor, zamanında ezan okuyup vaktinde namazı kıldırıp camiden çıkıyordu.
Cemaatle hiçbir anlaşmazlıkları yoktu.
Aradan on yıl geçti, o değerli imam emekliliğini istedi ve emekliye ayrıldı. Yerine yeni bir imam tayin edildi.
Yeni imam görevine başladıktan üç ay sonra camide akşam namazı ile yatsı namazı arasında yüz seksen erkek cemaate Kur an okutmaya ve dini bilgiler vermeye başladı.
Gündüz saat ondan on ikiye kadar, iki yüz yirmi kadın cemaate Kur an okutma dersi başlattı.
Erkek cemaat için dört tane İlâhiyat mezunu öğretmen buldu, kadınlar için de beş kadın öğretmen tuttu ve dersleri düzen içinde sene boyu devam ediyor.
Değişen hiçbir şey yok.
Cemaat eski cemaat, dernek eski dernek, cami eski cami, maaşlar denk ama yeni gelen imam değişik. O, dinine âşık.
"Allah" demenin yasak olduğu günlerde samanlıklarda, mağaralarda, tren kompartımanlarında ders okutan hoca efendilerin o değerli gayretleriyle bu günlere geldik.
Günümüzde ise Kur an okutmanız için hem emir hem de maaş veriyorlar.
Türkiye de hiçbir kurum veya kuruluşun sahip olmadığı imkanlara sahibiz.
Şehrin en seçkin yerinde en güzel camiler sizin elinizde.
İmamlarımız, Bu günden başlayarak sizi ve çocuklarınızı camide beklemekteler. Dün ve bu gün başlayamamışsanız, yarın yavrunuzla beraber camiye gidiniz ve çocuğunuzun kaydını yaptırınız.
Bir ay sonra aklına gelenler olursa, onları da camiye getiriniz. Kayıtlar 365 gün devam eder. Kayıtların kapanma tarihi yoktur.
2- "Ben esnaf adamım. Dükkânımdan ayrılamam" diyenlere bir terzinin yaptıklarını söyleyeyim.
Terzi, iş yaptığı caddedeki esnafa haber verir ve "İsteyen benim dükkâna gelir ve benden Kur an okumasını öğrenebilir. Sabah saat Sekizden akşam Yediye kadar çocuklarınızla beraber gelebilirsiniz. Ben hem işimi yaparım, hem öğretirim der ve başlayıverirler"
Esnaf kardeşim hemen görev başına.
3- Elli kadar öğretmene yaptığım bir konuşmada "Cumhurbaşkanı şu mu olsun, Başbakan bu mu olsun tartışmasına girmeyin. Bu güne kadar yaptığınız konuşmalar hep boşa gitti. Siz öğrencinizden birinin ileride Cumhurbaşkanı, birinin Başbakan, öbürünün bakan, öbürüsünün asker, bürokrat, hukukçu, teknokrat, sanatçı, sporcu vs. olacağını hesap ederek eğitiniz. Siz, imanlı, liyakatli, vicdanlı, ilmi dirayetli, medeni cesaretli öğrenci yetiştirmeye bakın ondan sonra hangisini seçerlerse seçsinler önemli değil" demiştim.
4- Başörtüsü nedeniyle görevine son verilen bir öğretmen hanım, hizmet olarak hiç bir şey yapamamaktan şikâyet etti.
Ona, bir ev hanımının apartmandaki hanımlarla yapmakta olduğu çay sohbetlerini ders sohbetlerine dönüştürüverdiğini, sitenin çocukları Cumartesi-Pazar günleri oynarken hepsine birer çikolata dağıttıktan sonra tatil günlerinde saat 11,00 den 12,00 ye kadar Kur an dersi verebileceğini haber verdiğini ve bir dershanelik öğrenci toplayıverdiğini söylüyorum.
Biz, yeryüzünü dershane kabul etmişiz. En sıkı olduğu dönemlerde Haydarpaşa istasyonundan Adapazarı na kadar tren kompartımanında her gün öğrencilerine ders verenlerin gayreti gözlerimizin önünde.