Milyonlarca vatandaşı uykusuz bırakan ve sürekli gündemde tutulan 7.4 büyüklüğündeki o meşhur sarsıntı beklentisi, ünlü jeolog tarafından kesin bir dille reddedildi. Bektaş, Marmara sularından elde edilen en güncel sismik verilerin çok daha farklı bir tablo sunduğunu ifade ediyor.
Yabancı Bilim İnsanlarının Dört Yıllık Mesaisi
Ezber bozan bu açıklamanın dayanağı oldukça sağlam. 2019 ile 2023 yılları arasında Marmara Denizi’nin derinliklerinde yürütülen devasa bir uluslararası araştırma var. Japon ve Alman bilim insanlarının ortaklaşa mesaisi, fayın karakteristik yapısını tüm ince detaylarıyla ortaya koydu. Profesör Bektaş, X hesabı üzerinden yaptığı sert değerlendirmelerde işte bu raporlara atıfta bulundu. Yabancı uzmanların deniz tabanından elde ettiği taze bulguların, mevcut risk algısını bütünüyle değiştirecek düzeyde olduğunu vurguladı.

Kumburgaz Segmentinde 'Creep' Kurtarışı
Kritik detaylar fayın kilitlenme mekanizmasında gizli. Bilimsel veriler ışığında Kumburgaz segmenti mercek altına alındığında, hattın bütünüyle kilitli bir yapıya sahip olmadığı anlaşıldı. Bektaş, bu bölgede jeolojik olarak 'creep' adı verilen bir sürünme hareketinin yaşandığını belirtti. Bu yavaş ama sürekli olan yer değiştirme aktivitesi, fay hattı üzerindeki enerji birikimini doğal yollarla dizginliyor. Sürekli sızan ve boşalan bu küçük enerjiler sayesinde, devasa bir gerilimin tek bir noktada toplanmasının önüne geçiliyor. Yani fayın boydan boya tek bir kütle halinde kırılarak dev bir felaket üretme olasılığı zayıflıyor.
"İstanbul'un Kaderi 7,4 Değil"
Toplumda yıllar içinde oluşan korku iklimine karşı net bir duruş sergileyen Bektaş, "İstanbul’un kaderi 7,4 değil" diyerek karanlık senaryolara kapılarını kapattı. Mevcut bilimsel verilerin, denizin altında tek parça bir yırtılmadan ziyade daha küçük ve parçalı sarsıntıları işaret ettiğini kaydetti. Ortaya çıkan bu sonuç megakent için bir nebze olsun nefes aldıracak cinsten. Uzman ismin, "Beklenen İstanbul depremi 7'den büyük değil, 7'den küçük olmalıdır" şeklindeki o net sözleri, önümüzdeki dönemin deprem gündemine tamamen yeni bir yön verecek.





