Orman canavarı herkesin hakkı olan ormanda kurdurduğu sultanlığı için zerre miktar endişeye kapılmıyor. Milyon dolarlık villalarının yıkılabileceği endişesi taşıyan dükalığında köşk satın alanlara, "imkânsız" diye güvence veriyor. Para babası Acar kendisinden çok emin, "yıkılan evin parasını öderim" diyor.

Bence de İstanbul un sefasını süren bu ayrıcalıklı zengin zümrenin değil evlerini yıkmak, bahçelerinden bir çiçek bile kopartamazlar. Yoksulun gecekondusu mu ki kepçelerle başına geçirsinler. Altın varaklı villalara kıyabileceklerini hiç sanmıyorum. Boşuna uykularına ziyan etmesinler. Türkiye de böyle. Bu yüzden kendisine polislerin ceza yazmayacağını bildiği için lüks otolarını dilediği yere park eder zenginler. Cezaları kim mi öder. Tabiî ki düşük kaliteli, yoksul oto kullanan dar gelirliler.

Orman kaybımız rakamlarla ifade edilemeyecek kadar büyük maddi ve manevi bir hezimet. İstanbul u babalarının çiftliği gibi pervasızca kesip biçip ormanları doğrayıp bir milletin paha biçilemez hazinesi olan yeşil alanları yok ettiler. Üstelik Orman bakanları, belediye başkanları, hâkim ve savcıların da içinde bulunduğu suç çeteleri gözlerini kapayarak, hatta inşaatları kolaylaştırarak yardımcı oldular. Acarkent in sahibi İsmet Acar istifini hiç bozmuyor ve  "istesem orman bakanını bir günde istifa ettiririm." diyor. Gücünü nereden alıyor, bu sözün üzerinde de kimsecikler durmuyor. Mangalda kül bırakmadığı gibi, ormanda ağaç bırakmayan orman canavarı için ağaçları idam etmekten ellerinin kiri ve kanı; ona utanç değil övünç vermekte. Orman bakanını canı istese bir günde istifa ettirebileceğini söylemekte. Acaba orman bakanı ne cevap verecek. Susup bu efelenmeyi görmezden mi gelecek. İsmet Acar ın gücünü kutsayacak mı Zaten basın da fazla üstlerine gitmiyor. Ünlü ve zengin gazetecilerin Acarkent te villası olduğu için tıfıl muhabirler devam eden mahkemeleri bile yazarken kırk kere düşünmeden edemiyor.

Kim demiş şahlık, padişahlık sona erdi diye. Geçmişin sultanları günümüz derebeyleri yanında fakir kalırdı herhalde. Mangallarla ısınan Topkapı sarayının binalarını gezin, alçak ve küçük binalarda bu adamların ruhunu kasvet kaplamadı mı diye düşünürsünüz. Bugünün haramzade kralları ise yaşadıkları lüks ve debdebe ile sınırsız konforla geçmişle de dalga geçmekteler.

İyi de parası olan kullanabilir. Dilediği lüks yaşamı kendisine tanır. Fakat halkın ortak mirası olan yeşil alanların, orman ve koruların talan edilmesi, Saddam ın halkını kurşuna dizdirmesinden daha hafif bir suç değil. Biri halkının can hakkını elinden almıştır. Diğeri de halkın albenili ve yemyeşil, ruhi yaşamının ihtiyacı olan canlara kıymıştır. İnsanların yaşam ilacı olan ağaç dostları acımasızca canavar tarafından katledilmiştir. Başta İsmet Acar ve ailesi olmak üzere dönemin orman bakanı ve yetkili kişilerinin de içinde yer aldığı bir suç örgütü İstanbul un orman haritasını yok edip çöle döndürmüştür. Ortadaki büyük suça rağmen hiçbir yetkili bu büyük vurgunla ilgilenmemiş, meydanı boş bulan hırsızlar da; insanların havasını, suyunu, toprağını çalmıştır. Gelişmiş bir ülkede olamayacak son yılların en geri kalmış vahşet örneği ülkemizde sahnelenmiştir. Adamların ormanından, değil bir ağaç kesmek bir dal koparanın bile hapisle cezalandırıldığı ülkelerden örnek almayıp, hala kılık kıyafet modernliğini tartışanlar burunlarının dibindeki orman talanına dur diyebilecek kadar medeni olamadılar. Bir bozkır çulsuzu gibi sahipsiz vatanın ormanlarını ganimet bilip sırtlan gibi üşüştüler. Aç gözlü ve vahşice orman katliamı yaptılar.

Bakalım İsmet Acar ın istifa ettirme şokunu nasıl atlatacak Bakan Bey Hesap mı soracak yoksa sinecek mi Susarsa, insanlar düşünecek ki demek ki kendisinin de sakındığı günah defterleri var ve Acarlar bunları açmakla tehdit etmekteler. Her seferinde tuzun kokmasını engelleyemeyişimiz ne kadar da acı vermekte