Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Onlar; ilahi gazaba uğrayan inkârcı, fesada koşan Yahudiler, hak yoldan sapmış Hıristiyanlar ve işbirlikçi münafıklardır. Onlar; Allah’a vermiş oldukları ahdi sözü bozanlardır. Altından buzağı edinip tapınmak, güzel nimetlere nankörlük etmek, fesat ve bozgunculuk yapmak, Allah’ın kitaplarıyla hükmetmemek, peygamberleri yalanlamak ve öldürmek, tasdik ettikten hemen sonra inkâr etmek, kitabı değiştirmek, kelimelerin manalarını çarpıtmak, hakka batılı karıştırmak, yalan dünyanın varlıklarını, ahirete tercih etmek, hayırlıyı hayırsızla değiştirmek onlar için yol olmuştur. “İşittik ve isyan ettik” diyecek kadar küstahlaşmak, yalan söylemek, devamlı savaş ve fitne çıkarmaya çalışmak, Firavun işbirlikçisi kapitalist Karun’a özenmek, rüşvet alıp vermek, faizcilik yapmak, insanların ve kamunun malını haksız ve batıl olarak yemek, zulmetmek, haddi aşıp küfre koşmak, şeytana ve sihre tabi olmak, onların mayasında vardır. Onlar; müminlere düşmanlık etmeden, hainlik yapmadan, hile yapıp aldatmadan, hahamlarını, bilgin ve kâhinlerini “rab” edinmeden yaşayamazlar. Onlar; ırkçıdırlar, bencildirler, taklitçidirler, yalan söylemekten zevk alırlar, sözlerinde durmazlar. İslam’a ve iman edenlere şiddetli düşmanlık, Siyonist Yahudilerin ve müşrik Hıristiyan Batı’nın dini olmuştur.

ADI MÜSLÜMAN 

Günümüzde İslam toplumu dediğimiz çoğunluk, Siyonist Yahudilerin ve müşrik Batı’nın olumsuzluklarla dolu tarih ve geleneklerinin mirasçısı gibidirler. Kur’an’ın onlara yönettiği, “Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” sorusunun muhatabı olabilecek sayısız adı Müslüman kimse vardır. Tevrat, kendilerine indirildiği halde onun emirlerini yerine getirmeyenlerin durumunu “kitap yüklü eşeklere” benzeten Kur’an’a inandığını söyleyen nice adı Müslüman, ahkâmına ve ilmine itibar etmediği için “kitap yüklü eşekler” konumuna düşmüş oluyorlar. Siyonist Yahudiler ve müşrik Batı ile Müslüman’ım diyenler arasındaki büyük fark; Allah’ın kitabına olan samimi bağlılık ve ona uymamak için bahaneler aramayışımız olmalıdır. Bu yapılmadığı zaman Kur’an’ın onlar için anlattığı tüm olumsuzluklar, adı Müslüman olanlar için de düşünülmesi gerekir. Kur’an yasakladığı halde, Yahudi ve Hıristiyanları veli edinmek, faiz alıp vermek, kumar, içki, zina, israf, rüşvet ve yalan gibi haramlara bulaşmak, eğitimde ahlâkta, ekonomide, sosyal konularda, siyaset ve adalette Kur’an’a muhalefet etmek, adı Müslümanları Yahudi ve Hıristiyanlar gibi yapar. ABD ve İsrail’i stratejik müttefik edinen, AB’yi muteber medeniyet olarak gören, faizci kapitalizmi ve materyalist eğitimi benimseyen bir kimsenin Müslüman’ım demesi, aldanma ve aldatma olur. Müslümanlık, Yahudi ve Hıristiyanlara muhalefet edip, Kur’an’a ve sünnete tam bir teslimiyet halidir. Bunun dışında İslam’ca bir Müslümanlık yoktur.

YAHUDİLEŞMEK

Hz. Yakup’un çocukları Yahudiler, başlangıçta Müslüman idiler. Bakara 132-133: “İbrahim, oğullarına da İslam’ı tavsiye etti. Yakup da aynı tavsiyede bulunarak şöyle dedi: “Ey oğullarım; Allah sizin için bu dini seçti. Artık ancak Müslüman kimseler olarak ölün. Yoksa siz, Yakup’a ölüm anı geldiği zaman orada mı idiniz? O zaman Yakup oğullarına: “Benden sonra neye kulluk edeceksiniz?” demişti. Onlar da: “Senin ilahın ve ataların İbrahim, İsmail, İshak’ın ilâhı olan, tek Allah’a kulluk edeceğiz. O’na boyun eğen, O’na teslim olarak hükmüne razı olanlarız, İslam’ı yaşayan Müslümanlarız” dediler.” Daha sonra haktan batıla dönerek Yahudileştiler. Yahudileşmek; sadece tarihte kalmış bir problem değil, tüm insanlık için ve bütün zamanlarda bir büyük problem ve risktir. Yahudileşmek, İslam ümmetinin kıyametidir.

Yahudileşmek; Yahudiliğe mensup olmadığı halde onlar gibi olma, onlara benzeme, onların tavır ve davranışlarını göstermektir. İsrailoğulları konusu, İslam ümmetini doğrudan ilgilendirdiği için, Kur’an’da bu konu yüzlerce ayet ile ele alınmıştır. Kur’an’da hiçbir kavim ve din mensubundan İsrailoğullarından söz edildiği kadar geniş söz edilmemiştir. Kur’an’da bu konuya bu kadar fazla yer verilmesinin sebebi, İslam ümmetini gelecekte bekleyen “Yahudileşme” tehlikesine dikkat çekmek ve onları Yahudileşme tehlikesinden korumaktır.

DUAMIZ

Müslümanlar olarak Fatiha Suresi’ni sürekli olarak okuruz. Ve “gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna iletme” duasını tekraren yaparız. Fatiha’nın sonundaki bu ayeti her okuyuş; “Allah’ım, bizi Yahudileştirme, Allah’ım, bizi Hıristiyanlaştırma” anlamına gelmektedir. Biz bu duamızı unutur, gazaba uğramış Yahudiler ve sapıtmış Hıristiyanlar ile iş tutar isek, Allah’a karşı verdiğimiz bütün misaklardan dönmüş oluruz. O zaman da bizim Yahudilerden bir farkımız kalmaz. Yahudilerden mümin olanlara, artık nasıl Yahudi denmezse, Müslümanlardan Yahudileşenlere de artık Müslüman denilmesi yanlış olur. İslam’a ve Müslümanlara karşı Yahudiler gibi davranalar, onlar gibi olmuş demektir. Burada anlaşılması gerek Yahudi ırkına mensup olmak değil, onların inkârcı ve fesatçı karakterine bürünmektir.

Hıristiyan ve Yahudilere verilecek dünyevi ve uhrevi cezalar, müminlerden onları örnek alan taklitçilere de verilecektir. Bu değerlendirmeler, fertler için olduğu kadar, toplum için de geçerlidir. Toplumların, devlet ve rejimlerin lanetli ve sapık yolları izledikleri zaman, helâkleri ve cezaları tarihtekinden farklı olmayacaktır. Sünnetullah’ta; Allah’ın kanunlarında bir değişiklik olmaz. İslamsız saadet olmaz. Müslümanlar, buna itibar ettikleri sürece saadet bulurlar. Gönüllerdeki Yahudiliğe savaş ilan edip içimizdeki işgali kaldırmadan, dışarıdaki zalimlere tavır almak pek mümkün olmaz. Bizler; inandığı gibi yaşamanın mücadelesini veren sadık Milli Görüşçüler olmadan içinde bulunduğumuz zilletten kurtulamayız. Hedefimiz Adil Düzen, İslam Birliği ve Yeni Bir Saadet Dünyası’nı kurmak değilse bizim Müslümanlığımızın kimseye bir faydası olmaz. Bizi biz yapacak olan imanımız ve cihadımızdır. Çünkü insanların hayırlısı, insanlara faydalı olanlardır. Selam hidayete tabi olanlara…