Kardeşim... Yine ümmet olarak çok önemli bir sınavın
eşiğindeyiz. Yine millet olarak, ümmete mal olacak, ümmetin birliğini ve
dirliğini etkileyecek bir seçim arifesindeyiz.
Biz biliyoruz ki yaklaşan bu seçim birçoğumuz için
sıradan, önemsizdir ve öyle zannediyoruz ki diğerleri gibi gelip geçecektir.
Bazılarımız için bıkmışlığımızın bir sonucu olarak sandığa bile gitmeye gerek
duymadığımız sıradan bir formalitedir.
Oysa bu işlem, hür iradesi olan herkesin eline geçen çok
önemli bir fırsattır. Her ne kadar birkaç yılda bir hem yerel hem genel
seçimlerde oy kullansak ve bu durum bize artık basit bir işlemmiş gibi gelse de
bu hadise, savaşın en kızgın anında elimizdeki bir tek oku doğru taraf için
kullanıp kullanamayacağımızın sınavını vermektir. O bir tek okun yaydan
çıktıktan sonra bir daha telafisi olmayan yaralara sebep olabileceğinin
farkında olmaktır. Silahımızda kalan belki de son merminin gittiği yere göre ya
milletimizin selametine ya da uçurumdan yuvarlanmasına sebep olabileceğini
bilmektir.
En önemlisi de Ben sana bir fırsat vermiştim sen onu
nerede, ne şekilde kullandın sorusuna muhatap olduğumuz zaman, Rabbimize
sunacağımız geçerli bir mazeretimizin olması için çok hassas düşünülüp karar
verilmesi gereken bir sınavdır...
Kardeşim... Yıllarca televizyon karşısında uyutulduk.
Birini kapatıp diğerini açtığımız kanallar bize hep aynı mesajı verdi, aynı
şeyi algılamamızı sağladı. Evimize kötü yayınlar girmesin diye kota koyduğumuz
ve yalnızca İslami (!) olanlarını bıraktığımız kanallar bizi hepsinden çok etkiledi,
zehirledi. Bu işi kendine meslek edinmiş, bundan para kazanan fitneciler gece
gündüz demeden aldıkları emirlerle sosyal medyayı elinin içine aldı ve orada
gördüğümüz şeylerin gerçekliğine bizleri inandırdı. Gazeteler manşetlerini
bizlerin beynini uyuşturmaya, hür vicdanımızla düşünemeyecek hale getirmeye
göre programladı ve bizler maalesef aynı fabrikadan çıkmış robotlar gibi,
kahvehanelerde, akraba oturmalarında, arkadaş muhabbetlerinde, bize telkin
edilen cümleleri söylemeye başladık.
Kardeşim... Şimdi her şeyi unut. Tüm söylenen sözleri at
bir kenara ve her seçim öncesi ekranlara çıkıp da Bu seçim bir var oluş yok
oluş seçimidir diyen Erbakan Hocamızı hatırla. Altımızdan toprak kayıyor
deyişindeki manayı kavra. İçi tamamen boşaltılan değerlerimizi gör artık ve
günden güne nasıl yok olduğumuzu anla.
Kardeşim... Kapat seni yanlış yönlendiren televizyonları,
kapat sana Hakkı batıl, batılı Hak olarak gösteren kanalları. Kapat ki tüm
damarlarına işlemiş narkozdan kurtulabilesin. Kapat ki yıllardır neleri
kaybettiğimizi bilesin!
O zaman sen de göreceksin ki yıllardır bu ümmet hiç
olmadığı kadar ırak birbirine. Dağıldı, paramparça oldu. İslam Birliği
hayallerimiz Mısır zindanlarında Mursilerle, darağacında Mollalarla, bombalar
altında kalan Aksalarla eridi, bitti. Olması gereken bu zannettik. Elimizden
bir şey gelmez zannettik. Böyle sanmamız istendiği için yalnızca meclis
kürsülerinde yapılan kınamalar yetti bize ve gereksiz bir gurura, sevince
kapılmamıza sebep oldu. One minute dedik İsrail i helâk ettik. Ortadoğu da
her şey bizden sorulur dedik ve güya Müslüman kardeşlerimizi kurtardık! Somut
bir adım atmadan yalnızca seslerin yükselerek yapıldığı konuşmalar yetti bizim
öfkemizi dindirmeye...
Kardeşim... Bu millet yıllarca hiç olmadığı kadar düşman
oldu birbirine. Düşmanı olmayan bir ideoloji yaşayamaz inancının nasıl da
kullanıldığına şahit olduk farkına varamadan. Her seçim öncesi yeni bir düşman
çıktı, çıkarıldı ortaya.
Önce sol kesim oldu bu düşman. Özellikle büyüklerimizin
içinde, ezanların susturulduğu, camilerin, Kur an kurslarının kapatıldığı bir
karanlık dönemin yara olarak büyüdüğünü bilen mihraklar Bize vermezseniz CHP
gelir tehdidini kullanmaktan asla vazgeçmedi!
Sonra yine bir seçim öncesi E-muhtıra ismiyle gündemimize
düşen Türk Silahlı Kuvvetleri oldu bir düşmanımız. En son ve evlerimizin içini
bile paramparça yapan Paralel yapı oldu düşmanımız. Kaç kardeşin arası
açıldı, kaç eş boşandı karşılıklı, bu iki tarafın militanlığı yüzünden,
sayısını bilmiyoruz. Her yerde onlar konuşuldu, her taşın altında onlar arandı.
Kasetler uçuştu ortalıkta, tapeler dinlendi, ses kayıtları evlerimizde
yükseldi.
Kardeşim... Yaşadıklarımızı baştan sonra tekrar düşün.
Hepimiz Türkiye yiz sloganıyla yıllardır manevi duygularımızı sömüren ve güya
herkesi birbirine kardeş edenlerin, aslında nasıl bir kardeşlik kıyımı
yaptığını gör. İlk önce Gelenekçi Yenilikçi diye aile içinde bölünmelere
sebep olan, sonra giydiği Milli Görüş gömleğini çıkararak kırk yıllık bir
çınarın köklerini baltalayanların, geçtiğimiz yıllar içinde aynı aileleri ve
kardeşliği nasıl daha fazla yıktığını, iktidar elinden gitmesin diye nasıl
ülkeyi paramparça ettiğini düşün. Böyle bir zihniyetin Oylar bölünmesin
ajitasyonu seni etkilemesin. Asıl bölücüyü gör ve tamamlayacak olana sarıl!...
Kardeşim, Milli Görüş bu milletin köküdür, özüdür,
mayasıdır. İkisi de beyaz diye kireçli suyu süt zannetme. Senin aslın Milli
Görüştür, kurtuluşun Milli Görüştedir. Kurtuluşu başka yerde arama...