Son yıllarda siyasette estirilen gençlik ve karizmatiklik hastalığının sonuna gelindi. Bugüne kadar gecen süreçte yaşananları kısaca yazmak gerekirse şu şekilde özetleyebiliriz diye düşünüyorum. Kendisini olmadan olmuş görenlerin kuru hevesleri ve gençlik hırslarının yaşattığı travmalar,  travmaların yol açtığı ontolojik-patolojik sorunlar olduğunu ifade edebiliriz.

Bu sorunların çeşitli cephelerini sürekli ifade ediyoruz ancak bazı süreçler doğal seyrinde açığa çıkıyor. İnsanoğlunun en büyük özelliklerinden birisi olan gafleti bu heveslerin başlangıcı, yansımasını ise bireysel ve toplumsal körlük olarak ifade edebiliriz. Geçen yıl ABD seçimlerinde yaşanan en önemli ayrıntı Wermont senatörü Sanders’ın önce yok sayılması, birçok kaba mizaha konu olması dışında, secimin en önemli figürü haline geldiği ve gençleri cezbeden olgun kişiliği olmuştur. Buna “Sanders etkisi” diyebiliriz. Çünkü yıllardır aynı istikamette sosyal politikaları savunması ve siyasal mücadelesindeki bilge tavrı mizahçıları, tahfif eden medyayı alt üst ederek gençler üzerinde büyük bir etki yarattı. Başkanlık seçimlerini değil Amerika’nın değişimini hedef alan Sanders, “Bizim Değişimimiz” diye tercüme edebileceğimiz “Our Revoulation” sloganı ile ABD’nin bütün siyasi geçmişine yönelik iddialı bir talepte bulundu ve artık bu talebin yeni jenerasyon üzerinde büyük bir etkisi var.

Dünyada yapılan seçimleri inceleyip, sonuçlarının dökümünü yaptığımızda karşımıza çıkan şey için insanların bilgi-tecrübe ve yüksek bir ahlak aradığını söyleyebiliriz. Bugün insanların, karar verirken kararlarını etkileyen şeyin, heves, hamaset, popülizm ve karizmatiklik değil, gerçekçi, akılcı bir tutum ve güven, tecrübe, samimiyet ve de liyakat beklentisi olduğu açıkça görünüyor.

Kişiler ve onların kişilikleri üzerinden yapılan siyaset dönemi bitmiştir. Ötekileştiren kaba dil ve söylem artık toplumun bütün kesimlerince olumsuz karşılanmaktadır. İnsanlar, kişiler ile değil düzen ile ilgili ne söylendiğine, ne yapıldığına bakmak istiyor. Bu bakımdan popülist yaklaşımlar uzun soluklu prim yapmamaktadır.

Bugüne gelirsek seçimin en önemli belirleyicisinin değişim isteği ve iradesi olduğunu görememek sadece bir zihinsel tutulmanın ürünüdür.  Seçimlerde belirleyici olanın, ötekileştirici dil değil temel ihtiyaçların en acil öncelik olduğu gerçeğini unutmamak gerekir. Nihayetinde burada ilkeleri sağlam olan ve düzen bilgisine sahip olanın avantajlı olduğu gerçeğidir. Belki bu noktada bu secimin en temel belirleyicisi ideolojik kamplaşmayı, ötekileştirici dili kıran ve kaba stratejileri boşa çıkaran siyasi olgunluk ve bunun en büyük sembolü Temel Karamollaoğlu olduğunu ifade edebiliriz. Saadet Partisi’ni tekrar anahtar konuma getiren onun  “bilge” kişiliği ve siyasi olgunluğudur. Çünkü bugün gençlerin gönlünde makes bulan bu olgun ses onları gerçekçi bir şekilde kuşatmaktadır. Ve hakikinin sesi her zaman gençlerde yankı bulmuştur.

Bugün Türk siyaset tarihine “Temel etki” diye geçecek bu durum sonuçlar ne olursa olsun uzun vadede çok büyük mesafelerin kısalmasına sebep olmuştur. Onun için “bilgi ve tecrübe” kıymetli bir hazinedir. Bu hazine gençlik enerjisi ile birleşince hiçbir set önünde duramaz. Bunun gerçekliğini tarihin yaprakları arasında çokça görebilirsiniz. Henüz geç değil, #değiştirme iradenizi gösterebilirsiniz. Hoşça bakın zatınıza.

 DAĞARCIK

“İnsanoğlu, hep gerçeği aradığıyla övünür. Gerçekten yana olduğunu ileri sürüp böbürlenir. Öyleyken hepimiz hiç ara vermeden yanlışlıklar yaparız. Hem de gerçeğe çok benzeyen yanlışlıklar... Çoğumuz bunu, karşımızdakileri aldatmak için değil, gerçeklerimizin yüzde yüz gerçek olduklarından bir an bile şüphelenmediğimizden böyle yapıyoruz. Biraz kuşkulansak, çok şeyler düzelecek... Bizim, değişmez gerçeklerimizin yanında, karşısında, önünde, arkasında, başka gerçeklerin olabileceğini biraz düşünsek...”

Kemal Tahir - Yol Ayrımı