Beş vakit namaz kılanlar günde kırk defa halkımızın Elham
dediği Fatiha suresini okuyorlar. Cuma namazıyla yetinenler bile Fatiha yı Cuma
günleri on defa okuyor ve imamla birlikte okumuş oluyorlar. Hiç namaz
kılamayanlar bile kabir ziyaretlerinde birer defa okuyorlardır. Fatiha büyük ve
etkili bir duadır; ama ona uymak şartıyla, onunla ters düşmemek kaydıyla.
Fatiha yı okuyan veya dinleyen kimse orada birçok
taahhütte (söz veride) ve birçok istekte bulunuyor. Söz veride bulunduğu
hususların başında Allah ı övmek ve Allah için övmektir. Elhamdü lillahi
rabbil alemin cümlesini telaffuz eden müslüman bu sözü vermiş oluyor. Öyleyse
Fatiha-i şerifi okuyan ve dinleyen her müslüman Allah ı ve onun kitabını övecek
ve öveceği kişileri de Allah için övecektir. Dolayısıyla müslüman Allah a karşı
suç işleyenleri övemez. Eğer bir kimse hem günah ve hem de sevap işliyorsa onu
ya övmeyecek veya iyi taraflarını överken birçok yanlışı da var kaydını
koyacaktır. Çünkü hem günah işleyen ve hem de sevap işleyen kişilere tam
güvenilmez. Böyle insanlar sadece övmekle bırakılırsa bazı insanlar ona tam bir
güven içine girer ki bu sonradan pişmanlıkla, bunalımla sonuçlanabilir.
Özellikle kötü tarafı çok bir insanın iyi tarafını överken çok yanlışları var
ama şu iyilikleri de var şeklinde övülebilir. Tabii ki bu o kişileri tanımak
için bir soru sorulması halinde söz konusudur. Aksi halde gıybet günahı
işlenmiş olur.
Seçim atmosferinde ise aday olan kişiler hakkında
konuşurken çok dikkatli olmak gerekir. Onların kötü yönleri varsa mutlaka
söylenmelidir. Bu gıybet değil, adeta görevini yapmayan bir görevliyi ona
görevini yaptıracak veya onu görevden alabilecek yetkiliye şikâyet etmek gibi
olup buna göredir de. Yani seçimler arifesinde adayların, hatta partilerin
hataları olduğu halde sadece savaplarını (doğrularını) saymak çok yanlış bir
davranış olur ve halkı aldatmak anlamına gelir. Demek oluyor ki Fatiha yı
okuyanlar seçimlerde de ona uyumlu hareket etmek zorundadır.
Fatiha nın ortasında Ancak sana ibadet eder, ancak
senden karşılıksız yardım isteriz mealindeki cümleyi okuyoruz ki burada bir
söz veriş, bir de istek vardır. Söz veriş çok önemlidir. Ancak Allah a ibadet
edeceğimize söz vermiş oluyoruz burada. İbadet deyince sadece namaz, oruç,
zekât ve haccı sanmayalım. İbadet kulluk demektir. Kulluk ifadesini Türkçe
olarak basite almak mümkün olabilir ama Arapçada bu kölelik manasınadır. Yani
ibadet ederiz diyen insan kölenin efendisine itiraz etmeden itaat etmesi gibi
Allah ın Kur an-ı Kerim de geçen tüm emirlerine itaat edecek, onların gereğini
yerine getirecektir. İşte bu Müslümanın her an ilahi emirleri yapar durumda
olmasını gerektirir. Yani Müslüman her an ibadet halinde olur. Yoksa o sayılı
ibadetleri yapıp diğer vakitlerde yasaklarını çiğnemesi onu ibadet halinden
çıkarır ve onu Fatiha ya ters düşürür ki böyle bir insanın okuduğu Fatiha kabul
olmayabilir.
Fatiha nın sonunda Allah tan bizi en doğru (kavamını
bulmuş) yola iletmesini isterken GAYRİLMAĞDUB-İ ALEYHİM VE LEDDAAALLİN Gadaba
uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil kaydını da okuyoruz. Öyleyse Fatiha
suresini okuyanlar asla Allah ın gadabına uğramış Yahudilerin ve tevhid
yolundan sapan Hıristiyanların adet ve geleneklerine, onların İslam a uymayan
kanunlarına uymamalıdır; aksi halde okuduğu Fatiha suresiyle ters düşmüş olur.
Bu aynı zamanda bir müslümanın kendisiyle çelişmesi anlamına da gelir.
Geliniz bu Kur an anahtarı olan duaya ters düşmeyelim ki
işlerimiz ters gitmesin!