31 Mart - 1Nisan 2016 tarihleri arasında, ABD de yapılan
Nükleer Güvenlik Zirvesi nde, Türkiye nin de içinde bulunduğu 16 ülkeye Barış
Atomları Ödülü verildi.
Türkiye nin yanı sıra Brezilya, Şili, Çek
Cumhuriyeti, Danimarka, Gürcistan, Macaristan, Güney
Kore, Meksika, Filipinler, Romanya, İspanya, İsveç, Tayland,
Ukrayna ile Vietnam ödül alan diğer ülkeler oldu.
Ödülün verilme gerekçesi; bu ülkelerin zenginleştirilmiş
uranyum kullanımını bırakmaları veya tamamen terk etmiş olmaları. Ödülü veren
kurum ise Eisenhower Group. Bu ödülün, 1945 te Hiroşima ve Nagasaki de
kullandığı atom bombalarıyla onbinlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep
olan ABD tarafından verilmiş olması, tam bir trajikomik durumdan ibaret.
Medyamızda ise bu haber Türkiye ye Büyük Ödül - Büyük Onur şeklinde verildi.
Zirvenin ana gündem maddesi nükleer tehdidi kontrol
altına almak, sınırlamak ve silahsızlanma idi. Bu zirvenin toplanmasının mimarı
ise ABD Başkanı Obama olmuştu. İlk çağrıyı 2009 yılında yapmıştı. Bu yıl
dördüncüsü yapıldı. Zirvenin kuruluş maksadı ise İran ve Pakistan ın elinde
bulunan nükleer silahların, teröristlerin eline geçmesi ihtimaline karşı
harekete geçmekti. Bu gerekçe bile aslında zirvenin maksadını anlamak için
yeterli. Duyan da zanneder ki, dünyada sadece bu iki ülkede nükleer silah
tehdidi var. ABD, Rusya, Fransa, İngiltere, Hindistan, Kuzey Kore, Çin, İsrail
nükleer silaha sahip diğer ülkeler. Kimse bu ülkelerde bulunan nükleer
silahların teröristlerin eline geçme riskinden bahsetmiyor. Ancak söz konusu
İslam ülkeleri olunca, doğrudan terörizm algısı bütün dünyaya o ülke
isimleriyle beraber lanse edilebiliyor. Yani verilen mesaj açık ve net; ey
İslam ülkeleri bizde olabilir ama sizin nükleer silaha sahip olma hakkınız yok.
Bütün bunları söylerken, suçu olmayan çoluk-çocuk,
kadınları öldürmenin ne anlama geldiğini biliyorum. Nükleer silahların bırakın
kullanılmasını, toptan yok edilmesi gerektiğine inanıyorum. Tabi ki kimse
kimseye karşı kullanmamalı, tabi ki dünya nükleer silahlardan arındırılmalıdır.
Ancak bu çifte standart neden
Diğer taraftan BM öncülüğünde 1970 yılında yürürlüğe
giren, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması na imza koymayan
ülkeler arasında, Hindistan ve İsrail de var. Pakistan ın elinde bulunan
nükleer silah tehdit ama sınır komşusu Hindistan ınki değil. İsrail in elinde
ne kadar nükleer silah var, bunu sayısını bilen bile yok. Çoğu zaman bu tip
zirveler bende tiyatro algısı oluşturuyor. Her sene oyun yeniden
sahneleniyor, izleyenler sıkıntıdan patlıyor, oyuncular ise sanki ilk defa
sahne alıyormuş gibi mutlu.
Bir de ülkelerin enerji ihtiyaçlarını karşılamak için
kullandıkları nükleer santrallere bakalım. Dünyada şu anda, 30 ülkede 438
nükleer santral reaktörü var, 42 nükleer santral da inşa aşamasında. Başı
çekenler tahmin ettiğiniz ülkeler. 104 santral ile ABD en önde. Fransa,
Japonya, Rusya, Almanya liste böyle uzayıp gidiyor. Bu ülkeler içinde 3 tane
İslam ülkesi var. Pakistan da 3 reaktör var, yeni 2 tane daha inşa aşamasında.
İran da 1 tane var. Birleşik Arap Emirlikleri nde ise 1 tane reaktör yapım
aşamasında. Ülkemizde ise Akkuyu, Sinop ve İğneada da nükleer santral yapmayı planlıyoruz.
Aslında çok geç bile kaldık. Bir an önce nükleer enerjiden istifade eden bir
ülke olmalıyız.
Rusya ile devam eden kriz nedeniyle Akkuyu nun akıbeti
belli değil. Sinop ta süreç devam ediyor. İğneada ise daha çok yeni. Enerjide
dışa bağımlılıktan kurtulmak için bir an önce nükleer enerjiyi hayata
geçirmemiz şart.
Sonuçta atom bombalarını kimlerin kullandığı ortada.
Nükleer silahların kimin kontrolünde olduğu açıkça belli. Hadi borç alan emir
alıyor da, sistem mi değiştirdiler Artık ödül almanın onuru! ile mi
avunacağız Biz ne zaman ödül alan ülke konumundan ödül veren ülkeye
dönüşeceğiz