Öcalan, günlerdir beklenen çağrısını nihayet yaptı!
Kendisine bağlı olanlardan silah bırakmalarını ve terör örgütü PKK’yı feshetmelerini istedi!
Bu çağrı elbette önemli bir çağrı! Önemli bir çağrı ama örgüt mensupları arasında ne kadar kabul göreceği henüz meçhul!
Daha doğrusu, Kürt grupların bu çağrıya bakışları birbirlerinden oldukça farklı!
Kürt gruplar arasında uzun bir süredir bu çağrının yapılmasını ve ellerindeki silahları bırakmayı arzulayanlar olduğu kadar bunun bir teslimiyet olduğunu düşünerek kabul etmeyenler de bulunuyor.
Öcalan’ın çağrısını olumlu bulanlar, yıllardır süren savaştan bıkıp usandıklarını dile getirmekten çekinmiyorlar.
Ve artık barış içinde yaşama arzularını dile getiriyorlar.
Çağrıyı kabule yanaşmayanlar ise kendilerinden istenileni şöyle özetliyorlar:
Silah bırak diyor! Örgütü feshet diyor! Yani teslim ol ve bir cezaevinde istirahate çekil diyor!
Böyle bir teklife olumlu cevap vermelerinin mümkün olmadığını ifade ediyorlar.
Öcalan tarafından yapılan çağrı hakkında farklı Kürt gruplarının ne düşündüğünü araştırdık.
Bu çağrıyı çok önemseyen ve Öcalan’ı hayatlarına yön veren bir önder olarak kabul edenler kadar onu Türkiye’nin elinde bir tutsak, bir rehine ya da bir esir olarak görenlerin de var olduğunu gördük.
Kimileri yapılan açıklamayı Öcalan’ın bölgeye yön verecek görüşleri olarak görürken kimileri de bu metinlerin Türkiye tarafından Öcalan’ın eline tutuşturulan sözler olduğunu düşünüyorlar.
Özetle söylememiz gerekirse Öcalan tarafından yapılan açıklama birileri tarafından göklere çıkarılırken birileri tarafından da yerin dibine batırılmaya çalışılıyor.
Açıklama Kürt grupları birbirine yaklaştırıcı bir metin olarak görüldüğü kadar Kürt gruplar arasında kabuk bağlamaya yüz tutmuş yaraları kaşıyan bir açıklama olarak da tanımlanıyor.
Açıklamanın Kürt gruplar açısından ne ifade ettiğini araştırmaya çalışırken birlik ve beraberlikten eser göremedik.
Sanki kafalar daha da karışmış gibiydi!
Dileriz hedeflenen barış ortamı tez zamanda sağlanır.
Galiba uzun süre tartışılacak bir çağrı ile karşı karşıyayız.
Bir araya gelmeleri beklenenler birbirlerine girmeden bu badireyi atlatabilirlerse ne âlâ!