20 Mart ta üç günlüğüne İsrail e gidecek olan Başkan
Obama nın ziyaret öncesi İsrail in Channel 2 televizyonunda yayınlanan özel
röportajı, ziyaretin gündemini belirlemesi ve Obama-İsrail ilişkilerindeki yeni
döneme yönelik önemli ipuçları vermesi itibarıyla da oldukça önemliydi.
Bu kapsamda söz konusu ziyaretin ana gündem maddeleri olarak
karşımıza şu hususların çıktığını görmekteyiz: 1. ABD-İsrail ilişkileri; 2.
Filistin-İsrail mevzuu; 3. Suriye krizi ve bunun Lübnan-Hizbullah boyutu; 4.
Türkiye-İsrail krizi; 5. İran. (Diğer taraftan, ziyareti iki ana gündem
maddesiyle de özetlemek mümkün: 1. Obama-İsrail arasında yeni bir başlangıç
için arayışlar; 2. Yeni Ortadoğu inşa sürecinde yaşanılan krizler ve
ABD-İsrail İttifakı nda yeni tanımlama-konumlandırma sorunu.)
Dolayısıyla ilk gündem maddemiz Obama-İsrail üzerine...
Bundan önce İsrail e üç kez giden (son ziyaretini Birleşik
Devletler Senatörü sıfatıyla gerçekleştiren) Obama nın Başkanlık döneminde bu
ülkeye gitmemesi, hiç kuşkusuz dikkatlerden kaçmamıştı. Bunun yerine, Türkiye
ve Mısır a giderek Yeni Ortadoğu sürecinde İsrail in yerini konumlandırmaya
çalışan ve böylece Yeni Amerikan Stratejisi ni de facto bir şekilde ortaya
koyan bir yeni dönem söz konusuydu.
Bir diğer ifadeyle Yeni Ortadoğu sürecinde İsrail i devreden
çıkaran, bunun yerine Türkiye ve Mısır a rol yükleyen, bunu Obama üzerinden Tel
Aviv e dikte etmeye çalışan bir ABD iradesi ön plana çıkmaktaydı. Bu yeni
iradeye göre, İsrail ABD nin genelde dış politikasında daha özelde ise Ortadoğu
ağırlıklı olmak üzere İslam dünyası ile olan ilişkilerinde bir engel di.
Dolayısıyla dış politika üzerindeki İsrail İpoteği nin kaldırılması, yani
geleneksel dış politika anlayışında bir takım revizyona gidilmesi kaçınılmaz
görülmekteydi.
Bu hususta ABD nin politika değişikliğindeki samimiyeti: 1.
İsrail in 67 sınırları öncesine çekilmeye mecbur kılınması; 2.
Filistin-İsrail in bir kez daha masaya oturması; 3. Türkiye üzerinden İsrail in
baskı altına alınmaya çalışılması (Davos-One Minute ve Mavi Marmara krizleri
örnekleri başta olmak üzere) gibi sinyaller-mesajların yanında, Obama nın
İsrail i ziyaret etmemesiyle de teyit edilmeye çalışılmaktaydı.
Dolayısıyla, Obama nın ikinci Başkanlık döneminde ilk
ziyaretini İsrail e gerçekleştirecek olması fazlasıyla anlamlı. Buna göre ilk
etapta akla gelen hususlar şunlar: 1. Seçim sürecinde aldığı yüzde 70 lik
Yahudi oyundan dolayı teşekkür borcunu ödüyor; 2. İçeride Yahudi lobisinin
baskısına daha fazla dayanamadı ve dolayısıyla İsrail le buzları eritmek istiyor;
3. Bu bağlamda İsrail in güvenliğine olan bağlılığını gönül den teyit için
gidiyor; 4. ABD, Ortadoğu da yeni bir
politika değişikliğine gidiyor (ki bu husus özellikle Türkiye ve Yeni
Ortadoğu nun inşa sürecinde ABD sonrası İsrail açısından yeni bir rol
demektir); 5. Laftan anlamayan Netanyahu ve ekibine bir de Tel Aviv den mesaj
vermek istiyor.
Açıkçası, yukarıdaki hususların hepsi bir şekilde bu
ziyarette yer bulmuş vaziyette. Şöyle ki; Filistin Barış Planı olmadan
İsrail e gitmeyi stratejik bir hata olarak değerlendiren Obama, böyle bir plan
halen açıklanmamış olmasına rağmen bu ziyareti gerçekleştiriyor. Dolayısıyla
daha öncesinden ortaya koyduğu duruşta bir geri adım söz konusu ki, bu husus
ABD dış politikasındaki tutarsızlık ve güvenirlilik sorunu boyutuyla başta
Türkiye ve Mısır olmak üzere, ilgili ülke ve tarafların dikkatinden
kaçmayacaktır.
Bir diğer husus ise, İran a verilen gözdağıdır. Burada,
Obama nın İsrail in 1990 lı yılların başından bu yana dillendirdiği İran a
askeri müdahale/operasyon seçeneğini ön plana çıkartan bir ifadeyi kullanmış
olması önemli. Özellikle de, İran bir yıldan önce o silahı yapamaz sözüyle
İran krizinde olası bir operasyona/müdahaleye yönelik bir tarih ortaya koymuş
olması dikkat çekici. Obama, bu sözü ile bir taraftan Yahudi lobisi ve İsrail i
rahatlatmak isterken (ya da üzerindeki baskıyı azaltmaya çalışırken); diğer
taraftan, kendisini bağlamış durumda. Dolayısıyla, en azından bir yıl sonrasına
ABD nin İsrail i dizginlemesi o kadar kolay olmayacaktır. Bu da Obama açısından
bir diğer geri adım olarak kabul edilebilir.
Son bir husus ise, Türkiye-İsrail krizinde Washington dan
kararlı bir irade ortaya koymayan Obama nın şansını bir de Tel Aviv den
denemesidir ki, bu hususun kendisi bile başlı başına ABD yönetiminin içeride
Yahudi lobisi ve dışarıda İsrail karşısında karşı karşıya kaldığı durumu
resmetmesi açısından oldukça önemlidir.
Sonuç olarak, Netanyahu ve ekibinin tekrar seçilmesini
engelleyemeyen Obama yönetimi (her ne kadar yeni hükümetin kuruluş aşamasında vaziyeti
kurtarmaya yönelik bir takım çıkışlar yapmış olsa da), gelinen aşamada
İsrail in gazını almaya yönelik olarak lanse edilen bu ziyareti ile bölgede
yeni gaz birikimlerine yol açmaya başlamış bulunmaktadır ki, Ankara da son
dönemde kendisini göstermeye başlayan sancıların bir nedenini de bu husus
oluşturuyor olsa gerek. Siz ne dersiniz