7- Evlâdın halalarının kızlarıdır ki bunlar, neseben evlâdın
süt halalarının kızları ve süt evlâdın neseben veya süt halalarının kızlarıdır.
Halbuki bir kimsenin neseben evlâdının neseben hala kızı, kendisinin kız
kardeşinin kızı olacağından nikâhı ebediyen haramdır.
8- Evlâdın kız kardeşlerinin kızlarıdır ki bunlar, neseben evlâdın
süt kardeşlerinin kızları ve süt evlâdın neseben veya süt kardeşlerinin
kızlarıdır. Halbuki bir kimsenin neseben evladının neseben kız kardeşleri kızı,
kendisinin veya nikahlı eşinin kız torunu olacağı için nikâhı ebediyen
haramdır.
9- Evlâdın evlâdının valideleridir ki, bunlar, neseben
evladın süt evlâdının neseben veya diğer süt valideleridir. Bunların nikâhları
caizdir. Halbuki bir kimsenin neseben evlâdının neseben evlâdının validesi,
oğlunun nikahlı eşi olacağından kendisine nikâhı ebediyen haramdır.
Bu esaslar üzerine aşağıdaki meseleler ortaya çıkar:
Süt ana ile süt babanın akrabası, süt evlâdın da
akrabasıdır. Fakat süt evlâdın nikahlı eşi ile evlât ve torunlarından başka
akrabası, süt ana ile süt babanın akrabası değildir.
Bu sebeple bir kadın, süt oğlunun neseben babasıyla,
dedesiyle veya kardeşiyle evlenebilir.
Aynı şekilde bir kimse, neseben baba bir kardeşinin ana bir
kız kardeşiyle evlenebileceği gibi neseben kardeşinin süt kız kardeşiyle de
evlenebilir.
Sonuç olarak bu konuda şu esas söylenebilir: Süt emenin
nefsi, süt emzirenin nesline haram olmaktadır. Bir kadının emzirdiği bir çocuk,
o kadının hiçbir oğlu ile veya kızı ile evlenemez. Bunların, arasında süt
kardeşliği meydana gelmiş olur. Fakat Süt emen çocuğun nesepten kardeşleri ile,
süt emziren kadının nesepten çocukları arasında bir evlenme engeli doğmaz. Bu
çocuğun emzirilmeyen diğer kardeşleri, o kadın ile ve onun evlâdı ile
evlenebilirler. Çünkü onlar aynı kadından süt emmedikleri için, fizik ve
biyolojik yapılarında ortak cüz söz konusu değildir.
Rezâ zamanın ve mekânın değişmesi ile değişmez. Bu sebeple
bir kadının meselâ yirmi, otuz sene önce doğurmuş olduğu çocukları ile yirmi,
otuz sene sonra süt vermiş olduğu çocuklar arasında süt kardeşliği gerçekleşir.
Yine İslâm memleketinde vaki olan bir rezâ ile darulharpte
vaki bulmuş olan bir rezâ arasında da fark yoktur.
Bir çocuğun birden fazla süt anası olabilir. Hattâ bir
çocuğa, iki kadının birbirine karıştırılmış olan sütleri içirilmiş olsa, yine
aralarında rezâ hükmü sabit olur. Gerek sütlerin miktarları eşit olsun ve
gerek olmasın. Çünkü cins cinse galip olmayacağı için bunlarda galibiyete,
eşitliğe bakılmaz.
Rezâ ile hürmeti müsahere de sabit olur. Bu sebeple bir
kimse süt oğlunun boşayıp bıraktığı hanımını nikâh edemez. Bir kadın da süt
kızının kocası ile evlenemez. Çünkü bunlar süt kayınpeder süt kayınvalide
bulunmuş olurlar.
Bir kadın kendisinin henüz çocuk bulunan kumasını emzirse,
ikisi de o kocaya haram olur. Bu takdirde o kadın hakkındaki hürmet ebedidir.
Artık o kocası ile bir daha evlenemez. Çünkü onun kayınvalidesi olmuş olur.
Çocuğa gelince eğer emziren o kadın, kocası ile cinsel ilişkide bulunmuş ise
kendisi de o kocaya ebedi olarak haram olur. Fakat cinsel ilişkide bulunmamış
ise ebediyen haram olmaz, o koca ile nikâhlarını yenilemeleri caiz bulunur.