Kitab-ı Mukaddes

Halâskâr-ı cihân (dünyanın kurtarıcısı),

Mukaddes Gazimiz Efendimiz hazretlerinin

kudret-i kudsiye (kutsal gücünü) ve mûcizât-ı

mukaddeslerini (kutsal mucizelerini) beyan eden

(açıklayan) Kitab-ı Mukaddes in (Nutuk unun) nüshalarını

İstanbul dan Bâbıâli civarında İbrahim

Hilmi Kütüphanesi nden isteyiniz.

(Cumhuriyet Gazetesi) 

Tiyatrocu Gülriz Sururi, Nutuk için en son indirilmiş

kutsal kitap dedi, dolayısıyla Mustafa Kemal e de peygamber misyonu biçti. Bu

söylem aslında yeni nesil için yadırgayıcı bulunsa da bir zamanlar yağcı ve

dalkavuk medya için genel geçerdi. Ancak seksen küsur yaşındaki bir sanatçının

Nutuk un muhtevasını bilmemesi, o eski arkaik düşüncelerinden şu modern çağda

bile vazgeçmemesi asıl şaşırtıcı olan.

Nutuk, 1927 Ekim inin üçüncü haftasında parti

kurultayında yapılmış bir konuşmadır. Mustafa Kemal, toplanan CHF ilk Büyük

Kongresi nde, her gün ortalama altı saatten fazla konuşarak altı gün boyunca

15-20 Ekim 1927 günlerinde Nutuk unu okumuştur.

İstiklâl Mahkemeleri, İzmir Sûikast Dâvası, Takrîr-i

Sükûn Kanunu ve Terakkiperver Cumhuriyet Halk Fıkrası nın kapatılmasından

sonra, bir başka ifadeyle muhalefetin çeşitli yollarla ortadan kaldırılıp,

tamamıyla tasfiye edilmesinden sonra bu konuşmanın yapılmış olması dikkat

çekicidir. Nitekim Mete Tunçay, Nutuk un, bir hesap alıp vermekten çok, bir hesaplaşma

olduğunu belirtir ve bunu da şöyle izah eder:

Gerçekten, Atatürk ün adı, Nutuk un ilişkin olduğu

olaylara bakan birçoklarını, her şeyi onun gösterdiği gibi görmeye zorlamıştır.

Fakat, hele aradan 50 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, artık, bunun 1927

yılının Ekim ayının üçüncü haftasında bir parti kurultayında yapılmış bir

konuşma olduğu ve birkaç yıl önce ya da sonra yapılmış olsaydı,

değerlendirmelerinin hiç kuşkusuz pek başka olacağı yalın gerçekleri göz önünde

tutarak ele almak, söylendiği günlerin etkisini ayırt etmek olanaklıdır. (1)

Bu noktada konuyu ele alırken bir iki hususa değinmekte

yarar var:   

Bunlardan ilki, Mustafa Kemal bu nutkunu vermek için

neden 1927 yılını seçmiştir. İkincisi, Nutuk Osmanlıca olarak 1927 de basılmış,

diğer baskıları yeni harflerle neden 1934 yılı beklenilmiştir.

Konuya ilişkin en detaylı bilgiyi Cemil Koçak verir.

Koçak öncelikle Nutuk un muhtevasına ilişkin şu değerlendirmeyi yapar:

Atatürk ün Nutuk u, CHF/CHP nin aslında birinci (sadece

resmi planda ve daha ilerideki bir tarihte, ikinci sayılan) kurultayında,

CHF/CHP Genel Başkanı sıfatı ile okuması, elbette sadece basit bir tesadüf

eseri sayılamaz. Aksine Nutuk 1927 yılında okunmuştur, çünkü bu tarihte Millî

Mücadele de yer almış olan bütün önemli isimler, değişik nedenlerle, siyasî

arenanın tamamen dışında kalmışlardı. Dolayısıyla, Millî Mücadele nin ve

sonrasının tarihi, ancak 1927 yılında, bu kadronun içinden sivrilmiş bir siyasî

lider tarafından yeniden yazılabilir ve yorumlanabilirdi. Nitekim böyle de

olmuştur. Nutuk, Millî Mücadele nin ve sonrasındaki siyasî gelişmelerin ve

mücadelelerin analitik bir tarihidir. Belgelerle desteklenmiş olmakla birlikte,

tek yanlıdır ve polemikçi bir üslûba sahiptir. Nutuk, aynı zamanda, Millî Mücadele nin önde gelen şahsiyetlerine

ilişkin değerlendirmeler ve yargılarla doludur. Bu tür yargıların ve

değerlendirmelerin ise, bazı isimler için, hayli ağır olduğunu belirtmeliyim.

Nutuk, belirli bazı isimler için, yer yer hakarete varan nitelemelerle

doludur. (2)

Dolayısıyla Nutuk, Mustafa Kemal in Millî Mücadele yi

yanlı ve eksik biçimde anlatma çabasıdır. Nutuk u bir hatırat olarak

değerlendirirsek bu olağan bir durumdur. Bir noktada kendini haklı çıkarma

çabasıdır ve taraflı bir metindir. Ben yaptım, ben istedim şeklinde tefahur

cümleleriyle bezeli ve otorite merkezli bir algıyla yoğrulmuştur. Aynı zamanda

savunma refleksinin bütünüyle öne çıktığı metin Hâl böyle olunca Nutuk ta bir

siyasi metin olarak hadiseler olduğu gibi değil olması gerektiği şekilde

yansıtılmıştır.

Bu süreçte Mustafa Kemal, Nutuk un genel geçer olması

için onu vermekle kalmamış, konuyla ilgili itirazlara ve tarihi okumalara da

geçit vermemiştir. Kâzım Karabekir in 1933 de yazdığı hâtıratının başına

gelenler bunun en belirgin örneğidir. Hadise Karabekir in yazdığı kitabın kireç

ocaklarında yakılmasıyla kalmamış ve evine baskın düzenletilerek dört çuval

dolusu evrak götürülmüş, yalnızca yarım çuval evrak iade edilmiştir.

Son olarak, Kâzım Karabekir in yazdığı eserler Nutuk un

tarihi olayları çok yanlı ve tahrif ederek anlattığını bütünüyle ortaya koyar.

Dönemin önde gelen aydınlarından biri olan Hüseyin Kâzım

Kadri de hâtıratında, Bir şâheser addedilen ve hakikat-i hâlde bir şah

eser-i kizb u tahrif olan bu kitapta buna müteallik bazı sözler vardır

şeklinde bir değerlendirmede bulunur

1 Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti nde Tek-Parti

Yönetiminin Kurulması (1923-1931), s. 183-184.

2 Cemil Koçak, Geçmiş İtinayla Temizlenir, İletişim

Yayınları, 6. baskı, İstanbul 2011, s. 173-177.

3 Bkz. Hüseyin Kâzım Kadri, Meşrutiyetten Cumhuriyete

Hâtıralarım, Haz. İsmail Kara, Dergâh Yayınları, 2. baskı, İstanbul 2001, s.

190-191.