X“Bugün çalıştık, karnımızı doyurduk. / Sermayenin lütfettiği kadarı ile yetindik! / Hayır! / Biz yola çıkacağız ve tefakkuh edeceğiz, fıkıh çalışacağız. / Çağımızın hayatından daha üstün bir hayatı gerçekleştirmeyi hedefleyeceğiz. / Bugünkü hayatımız âhiret hayatının bir cüzüdür, onun bir parçasıdır. Bu hayat o hayat içindir. / Âhiret hayatı nedir / Yarınımızı düşünmek âhiret hayatıdır. Bugün dün kazandıklarımızı yiyeceğiz. Bugün kazandıklarımızı ise yarına saklayacağız. Geçen sene yetiştirdiğimiz buğdayı bu sene tüketeceğiz. Şimdi gelecek senenin buğdayını yetiştirmeliyiz. / Bugün herkes borçlu yaşamaktadır; hem de faizli bankalara katmerli faizli borçlu! Oysa herkes alacaklı yaşamalıdır. O sayede hayat mümkündür. Hepimizin birikimi olmalıdır. / Müminlerin bu hususu iyi bilmeleri gerekmektedir. Bunun için yola çıkmalı ve `faizli sistemi’ kaldırıp onun yerine `zekâtlı faizsiz sistemi’ getirmeliyiz; `siparişli sistemi’ benimseyip `veresiye sistemini’ bırakmamız gerekmektedir. / Veresiye, önce tüketip sonra üretmedir. / Sipariş ise önce üretip sonra tüketmedir. / O halde veresiye sistemini bırakıp sipariş sistemine geçmemiz gerekir. / Görevlerini tamamladıklarını söyleyen eski yol arkadaşlarımıza soruyoruz:

-Veresiyeli ve faizli sistemden siparişli ve zekâtlı sistemine geçtiniz mi Hayır! O halde nasıl oluyor da görevimizi yaptık diyorsunuz, bunu neye istinaden diyebiliyorsunuz !”

“Evet, biz bugün bir iş yapıyoruz, onun bugün bize faydası çok kalildir, çok azdır. / Bu bilgisayarı yapanlar adım adım ilerlediler, hep cüzi yani az şeyler kattılar. O günkü buluşları hiçbir şey değildir. Ama katkılar birikti, birikti; şimdi bilgisayar oldu. / Bugün karnımız doyuruyoruz diye yetinir oturursak geleceğe hiçbir şey bırakamayız. Şimdi yaptığımız bir şey bugün bir işe yaramayacaktır. Bugün ürettiğimiz muhasebe, bugün ürettiğimiz proje, bugün bir işe yaramayacaktır. Ama yarın o üretimler birleşe birleşe büyük sanayi olacaktır. `Ahşap Evler Sanayi’ çalışmalarımız bilgisayar sanayi ile yarışacaktır. / İnsanlık bugün büyük birikime ulaşmıştır. / Bu birikimin çok azını kullanıyoruz, biz de o kadar az katıyoruz. / `Meta’ bugün yaşamamız için gerekli şeylerdir. Ev metadır. Besin metadır. / Bunlardan bazılarını miktarları ile tüketiyoruz. Bazılarından zamanları ile yararlanıyoruz. Bizim bu yararlanmamız insanlık kesitinin bir parçasıdır, hayatımızın bir parçasıdır, neslimizin bir parçasıdır. / İnsanlık büyüyecek, büyüyecek, sonra dört boyutlu uzaya içinde büyük varlık olacaktır. Sonra da hep birden canlanacak ve âhiret hayatı başlayacaktır. Ne var ki o âhiret hayatı bu dünyada oluşmuş insanların hayatı olacak, oraya başka insanlar gelmeyecektir.” (s. 8, 9; KUR’AN VE İLİM, 742. hafta, Tevbe Suresi 38–39. ayetlerin tefsir çalışmamızdan…)

“Hazreti Nuh aleyhisselam kavmini uygarlaştırma görevi ile görevlendirilmiştir. Sonra Hazreti İbrahim, sonra Hazreti Musa, sonra Hazreti Davut, sonra Hazreti İsa ve sonunda Hazreti Muhammed görevli kılınmıştır. Bunlar Allah’tan vahiy almışlar ve insanlığı bir uygarlıktan başka uygarlığa geçirmişlerdir. Bunlar kendi kavimleri içinde gelmiş ve insanlığı o seçilmiş kavimler uygarlaştırmışlar, bin senede bir uygarlık yenilenmiştir. / Uygarlıklar Miladi yıllarda gerçekleşir. Ne var ki hazırlık Miladi yıllardan birkaç yüzyıl önce başlar. Hazreti Musa daha önce gelmiş, Hazreti Muhammed daha önce gelmiş ve yeni uygarlık için hazırlık yapılmıştır. Kur’an’dan sonra başka peygamber gelmeyecek, yeni kitap inmeyecektir. Kitap Kur’an olacak, `peygamber vârisleri de o devrin âlimleri’ olacaktır. / Her uygarlık iki uygarlığın sentezinden doğar. İbraniler bunun için Mısır’da yetiştirilmiştir. Üçüncü binyıl uygarlığı da İslâm uygarlığı ile Batı uygarlığının senteziyle doğmaktadır. Bu sentezi yapmaya da Allah Türk milletini görevlendirmiştir, iki-üç asırdır Türkler Batı uygarlığı ile Doğu uygarlığını sentez etmek için çalışmaktadırlar. / AK Parti’nin anayasa ekseriyetiyle iktidar olması ile fetih belli seviyeye gelmiştir. / İşte, haftalardır tefsir ettiğimiz Tevbe Sûresi, belli seviyedeki bu fetihten sonra neler yapılacağını anlatmaktadır. Şirk düzeninden İslâm düzenine geçilmesi için artık hareket etme zamanıdır. Hâlâ neden “ADİL (EKONOMİK) DÜZEN”in gereğini yapmıyorsunuz, hâlâ neden çakılıp durduğunuz yerinizde debelenip duruyorsunuz diyor. `ADİL DÜZEN ANAYASASI’nı artık yürürlüğe koymak için harekete geçin deniyor...” (s.10)