Eskiden!
Yani laik kesimin, “kılıçlarından kan damladığı” günlerde!
“Profesyonel örgütler” bir cinayet işler ama fatura hemen sokaktaki Müslümanlara kesilirdi!
Gazeteler, televizyonlar günlerce sokaktaki Müslüman’a verip veriştirirdi!
Şimdi de benzer olaylar yaşanıyor!
Bütün okların FETÖ’cüleri işaret ettiği bir suikast olayı yaşanıyor!
Kimi aklı evveller daha “leb demeden leblebiyi” anlayan ferasetleri(!) ile olayın faturasını başkalarına kesmeye başlıyor!
Hemen İslami bir grubun adı manşetlere çıkarılıp FETÖ’cüler aklanmaya çalışılıyor! Hem de, “Biz dememiş miydik?” edası ile hedef şaşırtılmaya çabalanıyor!
Evet, suikastı düzenleyen kişinin öğrenimi, yakın çevresi, kendisini okurken finanse edenler ve sürekli bylock kullananlar ile görüştüğü belirlenmişken yani bütün oklar aynı noktayı işaret ederken kimi işgüzarlar dikkatleri başka noktalara çekmeye çalışıyorlar!
Nafile çabalar bunlar!
Belli ki geçmişte, “Kılıçlarından kan damlayan” laikler gibi yapmaya çalışıyorlar! Oysa şöyle bir düşünebilseler!
“Böyle davranan laikler ne kadar başarılı oldular ki biz ne kadar başarılı olabiliriz” diyebilseler!
Ama bunu bir türlü beceremiyorlar!
Ve söyledikleri yalanlar hemen ortaya çıkıyor!
Olayın failinin kendilerinden başkası olmadığı görülüyor!
Devir değişiyor, zaman akıp gidiyor ama anlayış değişmiyor!
Dün laik kesimin denediği metotları bu defa FETÖ’cü kesim aynen deniyor!
Ve hedef hep sokaktaki Müslüman oluyor! Sanılıyor ki fatura onlara kesilince kendi suçları ört bas olup gidecek!
Ancak ne var ki gitmiyor işte! O sokaktaki Müslüman’ın ahı yakalarına öyle bir yapışıyor ki!
O ahı alanlar iflah olmuyor!
İki yakaları bir araya gelmiyor!
Bugün türlü çeşitli eylemlere imza atıp sonra da bunun faturasını başkalarının üzerine yıkmak isteyenler bu gerçeği bir türlü idrak edemiyorlar!
Yani müthiş bir kısır döngü tekrar edip duruyor!