Sevgili büyüklerim, verdiğiniz nasihatler bir noktaya

kadar işimi kolaylaştırıyor ama bunun dozunu arttırdığınızda alıp başımı gitmek

istiyorum. Sıkılıyor ve kendimi kötü hissediyorum.

Korkuyorum Korkularımı gizli tutmak için ise mümkün

olduğunca güçlü ve dirençli görünmeye çalışıyorum. Korktuğum şeylerin başıma

gelmesi durumunda çevremde sevilmeyeceğimi ve hak ettiğim değeri göremeyeceğimi

sanıyorum. Soğukkanlılığım, endişe hallerim ve ilgisizliğim takındığım maskeden

başka bir şey değil.

Sürekli şekilde sizleri dinlemekten kaçındığımdan ve

telkinlerinizi sıkıcı bulduğumdan şikayet ediyorsunuz. Oysa siz bu konuda bana

hiçbir zaman örnek olmadınız.

Annem konuştuğunda sen babacığım daha sözünü bitirmeden

tepki ile karşılık verip hemen susturuyorsun. Dinleme alışkanlığı sizlerin dahi

bildiği ve uyguladığı bir davranış değilken, benden böyle davranmamı nasıl

bekliyorsunuz. Tamam, hatalarınızın taşıyıcısı olmamalıyım fakat doğruyu

yakalayabilmem için zamana ihtiyacım var. Sizler o geçiş sürecini bahane edip

bana yüklenmeye kalkıyorsunuz.

Bir konuda düşüncemi beyan ettiğimde, tavrınız birden

değişiyor, sus sen anlamazsın, bu bizim işimiz deyip geçiyorsunuz. Geçtiğimiz

hafta evde tadilat yapıldı, odamın rengini kendim belirlemek istedim ama izin

vermediniz. Liseye başlarken Fen bölümünü seçmem için beni zorladınız, oysa ben

tarih okumayı ve iyi bir tarihçi olmayı düşünüyordum. Ama bu konuda da bana söz

hakkı vermediniz.

Sizin işinize karışacak değilim, aldığınız kararlara

baştan aşağı saygı duyuyorum. Fakat unutmayın ki, ben sizin evladınızım fakat

uzantınız asla değilim.

O yüzden beni dinleyin, bana değer verin ve benim de

duygu ve düşüncelerimin olduğunu aklınızdan çıkarmayın.