Gayrı müslimlerin
şiarı olan ve dini prensiplerimize aykırı düşen örf ve adetlerini benimsemek
kesinlikle caiz değildir. Noel ve miladi yılbaşı etkinlikleri gibi Çünkü bu
gibi örf ve adetler İslamî bir şiarı kaldırmakta ve Müslümanların onlara
meyletmesine sebep olmaktadır. Mesela noel ve miladi yılbaşı, hicri yılbaşıyı
unutturmaktadır.
Dinimizde mevcut olan bir hususu gayrımüslimler de
benimsiyorsa, biz onu yine kendi dini prensiplerimiz içerisinde
değerlendiririz. Mesela sevgi, dinimizin bir emridir. Ancak bunu gayrimüslimlerin
benimsediği güne tahsis etmek ve onlar gibi hareket etmek kesinlikle doğru
olmaz.
Hiç şüphe yok ki milletler, millî örf ve adetleriyle
tanınırlar ve onlarla yaşarlar. Millî örf ve adetleriyle tarih sinesindeki
şerefli mevkilerini korurlar. Çünkü millî örf ve adetler, bir milletin millî
kültürünün ve dinî inancının aynasıdır. Millî örf ve adetler, bir milletin
şahsiyeti ve tanıtıcı vasfıdır. Sağlam millî örf ve adetlere sahip milletler,
dinî bağları kuvvetli ve millî kültürü yüksek olan milletlerdir. Milletlerin
örf ve adetlerine, millî kültürleri ve dinî inançları güç verir ve şekil
kazandırır. Hatta dinden de kuvvetli olur. Bu sebeple hiçbir Müslüman milli
kültüründe olmayan, dinî akidesine ters düşen özentilere hayatında yer vermez.
Çünkü o bilir ki, Rabbi kendisinden olmayanlara özenmeyi ve onlar gibi sefih
hayat yaşamayı yasaklamıştır.
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, ümmetinin kendi
varlığını muhafaza etmesini emredip, taklitçiliğin aşağı mertebesine
düşmelerini menetmiştir. Fakat bütün bunlara rağmen bu hastalık yüz
göstermiştir. Zaten Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz kendi ümmetinin şirkten,
kâfirlikten başka, eski ümmetleri örf-adet, fitne-fesat ve isyan gibi bütün
kötü yollarda takip edeceklerini bir mucize olarak haber vermiştir. Ebu Sâid (R.A.)den
rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
Sizler, kendinizden önce geçen milletlerin yoluna karışı
karışına, arşını arşınına tıpa tıp muhakkak uyacaksınız. O dereceye kadar ki,
şayet onlar daracık keler deliğine girmiş olsalar, siz de muhakkak onlara
uyarak oraya gireceksiniz, onlara tabî olacaksınız. Ebu Sâid (R.A.) diyor ki:
Biz:
- Ya Resûlellah! Bu ümmetler yahudilerle hristiyanlar mı
diye sorduk. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
Onlardan başka kim olacak!... buyurdu.
Maalesef Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin bu açık
mucizesi haber verdiği gibi ortaya çıkmıştır. Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin
bu mucizesi günümüzde de devam etmektedir. Çünkü bugün birçok Müslüman küfür
hususunda, kâfirlerin yolunda karış karış, arşın arşın ilerlemekte; onlar keler
deliğine girse, bunlar da girmek için yarış etmektedirler. Binaenaleyh Hz.
Peygamber (S.A.V.) Efendimizin bu ikazı üzerinde durup düşünmek gerekir.
Fakat ne yazık ki adına muhafazakar-dindar denen bir
kısım çevre ve medyanın da bu günaha davete iştirak etmesi ve bir proje
çerçevesinde bizim henüz bilinç kazanma aşamasında olan genç nesillerimizi
günah nesnesi haline getiren sürece katılması çok üzüntü vericidir. Dinlerini
ciddiye alan Müslüman kardeşlerimize, bu günaha davetiye çıkaranlara karşı
kendilerini ALLAH Teâlâ nın hudutlarını ayakta tutarak korumaları gerektiğini
hatırlatıyoruz.