Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, İliç?in Güngören (Göske) köyünden.
Annemin babaannesinin Güngören köyünden yaptığı ikinci evlilikten dünyaya gelen çocuğundan dolayı uzaktan bir akrabalığımız var. Yani Sarıgül?ün köyünde annemin bir amcası var; rahmetli Zeki Ateş.
Büyük amcam Zeki Ateş, köyden İstanbul?a ilk yerleşenlerden olup, gurbete gelen Güngörenliler?e sahip çıkan bir isimdi. 1980?lerde vefat etti.
Her Güngörenli?de bir hatırası vardır, muhakkak ki ve tabii Sarıgül?ün ailesinde de vardır. Yakışıklıydı, siyah çerçeveli gözlük kullanırdı. Giyimi kuşamı fevkaladeydi, kravatı hiç eksik olmazdı.
Ben son 25 yıla kadar, doğma büyüme Şişli?deydim. Orada doğmuşsun, orada gitmişsin ilk, orta, liseye; hatta üniversiteyi de Şişli Siyasal Bilgiler Fakültesi?nde okumuşsun. Orada futbol oynamış, orada iş yaşamının bir bölümünü geçirmişsin. Her mahallede onca tanıdığın, arkadaşın, dostunun yanında orada birinci dereceden beş yüze yakın, ikinci, üçüncü dereceden en az iki bin, daha uzaktan en az dört beş bin akraban var. Bendeniz için keyifli bir derinlik?
Ben, Şişli Ziya Paşa?da ilkokula başladığım yıl (O zaman, Kâğıthane henüz Şişli?nin köyü, şimdiki Çağlayan?daki adliyenin tam karşısındaki okulumuz ise ilçenin yeni yapılan en iyi okullarından birisi) Mustafa Sarıgül, Güngören köyünden gelip babasının yanına Talatpaşa İlkokulu?na kaydoldu, üçüncü ya da dördüncü sınıfa burada başladı.
O zamanlar babam Cağaloğlu Taksi?de, taksici. Daha hiçbir başyazarın, hatta gazete sahibinin bile belki özel aracı yok. Başyazarlar, Genel Yayın Yönetmenleri, gazete sahipleri babamlarla yolculuk yapıyor. Sarıgül?ün babası Hakkı Amca da geçim ve büyük şehirde tutunma kavgası veren bir konumda; eşi ve çocukları henüz köyde, çok sonra ailesini İstanbul?a, yanına alacak.
Sonraları, ben Çağlayan Ortaokulu ve 50. Yıl Çağlayan Lisesi?nde okurken o da bir an önce hayata atılmak kaygısıyla olacak ki Zincirlikuyu Yapı Meslek Lisesi?nde okudu.
Ankara?da Mülkiye?ye girdim ama vazgeçip ertesi sene yeniden sınava girerek Şişli Siyasal?a geçtim.
O zamanlar, bendeniz fakülte öğrenci birliğindeyken, Sarıgül birçok hemşehrimiz, akrabamız gibi Şişli CHP gençlik kollarına gidip geliyordu. Tarihi Şişli CHP binasının üst katı da bizim gençlik örgütümüzün ve sendikamızın yönetim yeriydi. Giriş çıkışlarda çok karşılaşırdık ve Sarıgül?den de saygıda kusur görmezdik. O zamanlar, Şişli Siyasal çok politik bir okul, hocalarıyla ve öğrencileriyle çok gözde, bizler de adeta bir efsaneyiz! İstanbul Belediye Başkanı, Sarıgül?ün ikinci eşi olan ve sonra ayrıldığı Aylin Kotil?in amcası Aytekin Kotil?di. Sarıgül de belediyede çalışıyordu. İETT?de ve başka birimlerde bir süre çalıştığını hatırlıyorum.
Mustafa Sarıgül, Ecevit hükümeti döneminde, o dönemin politik atmosferinde 45 günlük hızlandırılmış eğitim enstitüsü döneminde enstitüye kaydolmuştu ve mezun da oldu. Ancak, bildiğim kadarıyla herhangi bir eğitimcilik görevi olmadı.
1980?e gelindiğinde 12 Eylül?ün ayak sesleri çok yaklaşmıştı. Sarıgül, aktifleşmişti, CHP?de ve önce yönetimde sonra kısa bir süre de Şişli Gençlik Kolları Başkanı oldu ve özellikle de benim köylülerimin ve akrabalarımın yanında yetişti. Onların da desteğini alarak o dönemin sayılan ve sevilen Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu?nun kızı Hülya ile evlendi.
Büyük oğlu Emir, o günlerin hatırasıdır ve bizim için de çok kıymetlidir; çünkü bizim için sadece Sarıgül?ün oğlu değil, çok saygı duyduğumuz Abdurrrahman Amca?nın torunu ve arkadaşımız olan rahmetli Hülya?nın da oğludur. (Hülya?nın Şişli Lisesi?nden bir arkadaşı şimdi çok yakın dostlarımdan birisi, mutlaka bir araya geldiğimizde Hülya?nın da adı geçer, ona duamızı eksik etmeyiz.)
Köksaloğlu, 15 Temmuz 1980?de Şişli?deki lastikçi dükkânında suikastla öldürüldü.
Sonra, rahatsız olan Hülya?da vefat etti. Emir daha bir yaşına gelmemişti. Hiç unutmam; Abdurrahman Amca ben Şişli Siyasal?dan 1. Şube?ye götürüldüğümde, Gayrettepe?ye gelmiş ve beni hücreden çıkartıp müdürün odasına getirtmişti? Köksaloğlu, böyle bir Köksaloğlu?ydu ve aramızda sevgiye ve saygıya dayalı çok değerli bir ilişki vardı.
(Bu arada, Köksaloğlu, CHP?nin suikastla öldürülen tek milletvekilidir, ama maalesef yıllardır CHP tarafından anılmıyor. Durumu CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu?yla paylaştım. Sayın Genel Başkan, bendenize teşekkür de ederek Köksaloğlu?nun bundan böyle anılacağını belirtti.)
Sarıgül, Köksaloğlu?nun da saygınlığını, sempatisini, gücünü arkasına alarak siyasette daha bir özgüvenle yürümeye başladı ve o zamanlar yetişmiş pek çok eğitimli ve birikimli kadronun radikal sola kaymasının da doğurduğu boşlukla 12 Eylül sonrasında çalışmalarına hız verdi.
Teşvikiye?ye karargâhını kurdu. Daha sonra anlatacağım Belediye Meclis Üyeliği denemesinden sonra hedefini Milletvekilliği olarak belirledi.
Tercihli oy sistemi, Şişlideki başta Leventpınar (Erhami) olmak üzere Erzincanlıların ağırlığıyla, rahmetli Abdurrahman Köksaloğlu?nun mirası, ona 1987?de milletvekilliğini getirdi.(M.AYHAN KARA-erzincanlilarinsesi.com)





