Bilim kurgu filmlerinde “yok yaa bu kadar da olmaz” diye ağzımız açık izlediğimiz distopik sahneler bir bir hayatımıza sokuluyor. Artık neredeyse herkesin laboratuarda üretildiğine inandığı Kovid-19 ve salgını, ardından gelen zorunlu kapanmalar, zorla aşılama girişimleri derken şimdi de yapay et gündemimizde. Üstelik devlet televizyonu olan TRT’de bunun reklâmını yapmakta. Bu konuyu irdeleyeceğiz ancak önce yapay et nedir, tehlikeleri nelerdir ona bakalım.
Yapay et, kısaca hayvanlardan alınan kök hücrelerin laboratuar ortamında çoğaltılarak et haline getirilmesidir. Hayvanlardan alınan kök hücresi dediğime bakmayın, yapay et üretmek için kullanılan kök hücre keçi, dana, sığır, tavuk gibi bir hayvandan da alınmış olabilir, böceklerden, alglerden veya denizdeki herhangi bir canlıdan da alınmış olabilir. Hatta ve hatta insan kök hücresinden üretilme ihtimali de söz konusu. Türkiye’de yapay et üretimi yapan firmanın CEO’su yapay ete, yapay et demenin doğru olmadığını, üretilenin biyolojik olarak et ile aynı yapıda olduğundan kültür eti demenin daha doğru olacağını söylemiş. Eğer iddialarda olduğu gibi insan kök hücresinden et üretilirse, yapay etten yapılmış bir köfte aslında insan etinden yapılmış olacak. Bu Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktan başka bir şey değil.
Yapay et projesini destekleyenlerin iddiasına göre büyükbaş hayvanların gübresi karbon salımına neden olduğundan dünyamızı küresel ısınmadan koruyabilmek ve oluşan et kıtlığını çözebilmek için yapay et üretmeliymişiz. Hem böylelikle hayvanlar kesilmesin diye et yemeyen insanlarda et yiyebilir diyorlar. Fakat biliyoruz ki karbon üretimine en çok neden olan kullandığımız araçlar ve sanayileşme. Önce kullandığımız araçların ve fabrikaların saldığı karbonu önlemek yerine büyükbaş hayvanları günah keçisi olarak ilan etmenin masum olmadığı ortada.
Bu işin güzellemesini yaparken “hem hayvanlar ölmesin diye et yemeyenler de yiyebilirler” demeleri ise işin ilginç tarafı. Veganlar, hayvan severler, hayvan hakları aktivistleri eğer samimiyse bu yapay et konusuna tepki koymalılar. Zira yapay etin, hayvan eti yerine geçmesi demek hayvanların sonu demek.
Yapay et savunucularının diğer bir savunması da kıtlık nedeniyle et ve proteinden mahrum kalınmasının önüne geçmek. Madem bu kadar iyi niyetliler, madem insanlar et ve proteinden mahrum kalsın istemiyorlar o zaman yapay et gibi sağlıksız ve zararlı olduğu belli bir işe milyon dolarlar yatırına kadar büyükbaş hayvancılığı destekleyebilirler. Tabi amaçları üzüm yemekse…
Şimdi konumuzun başına gelelim. TRT Word daha önce yapay et reklâmını yapmakla gündem olmuş ve gelen tepkilerden dolayı haberi kaldırmıştı. Şimdi TRT Haber, tesettürlü bir sunucu ve tesettürlü bir uzman ile yapmış olduğu yapay et haberiyle dikkatleri çekti. Haber çok masumane bir şekilde yapay etin faydalarını anlatıyor ve yukarıda açıkladığımız argümanları savunuyor. Tesettürlü sunucu ve tesettürlü uzman konuşturunca yapay etin helal ve tayyip olup olmamasını konuşmayacak mıyız? Yapılmak istenen algı çok tehlikelidir. TRT bir devlet televizyonu olarak zararları bu kadar açık olan bir projeye çanak tutmak yerine, kamu yararını gözetmeli ve büyükbaş hayvancılığı ile meşgul olan insanların yaşamış olduğu sıkıntıları gündeme getirerek onların sesi olmalıdır.