Ülkemizde eğitim sistemi bir türlü oturmadığından, üniversitelerimizden mezun olan binlerce öğrencimiz, devletin kapısında beklemektedir. Devlet bu mezunların çokluğundan mı, mezun ettiği öğrencilere yeterli eğitim vermediğinden mi olsa gerek, sınavla memur almaktadır. Bu sınavların da ne kadar adaletli olduğu tartışılır hale gelmiştir. Muhasebe mezunları da bu sıkıntıdan muzdarip olanlardan. Muhasebe mezunlarına geçtiğimiz yıl verilen kadro rakamıyla bu sene verilen kadro rakamı arasında uçurum bulunmaktadır. İşsizlik rakamının arttığı bugünlerde ne özel sektörde iş bulma imkânları var ne de devletin kapısında. Neden bu okulları açıp, mezun ediyorsunuz bu insanları. Hadi açtınız bu okulları, bari okula kayıt olurken, “devlete güvenmeyin, mezun olduktan sonra başınızın çaresine bakacaksınız, ona göre” demediniz. 774.000 kişinin başvuru yaptığı KPSS ön lisans sınavında kadro sayısını az tutarsanız; yüksek puan alan birçok memur adayına kayıt yapma şansı tanınmayacaktır. Bu 774.000 kişiden kaç muhasebe mezununa kadro ayırdınız. Muhasebe mezunları üvey evlat mı   Devlet memur atama sistemini mutlaka değiştirmelidir. Kadro ihtiyaca göre belirleniyor. İki türlü alım yapılıyor, merkez atama, açıktan alım. Açıktan alımlar suiistimallere açık olabilir. “Hamili kart ahbabımdır” ya da “teşkilatta görevlidir” diye referans olursanız ve işi ehline vermezseniz bunun vebaline girersiniz. Nerede kaldı “dindar” kimliğiniz ve Allah korkunuz.

Siyaset yandaşa iş bulma merci değildir ki. Siyaset ülkeyi topyekûn kalkınma hamlesini ortaya koyacak bir müessese kurumudur, kimseye ayrıcalıklı davranmaz ve ötekileştiremez. En azından dindar olduğunu iddia edenler bunu yapamaz. Dindar idareci; işi ehline vermekle mükelleftir. Bütün kadro bekleyenlerin ihtiyacını gidermek zorundasınız. İster bunu kamu yoluyla yapın, ister özel şirket eliyle. Devletin vatandaşına iş bulma zorunluluğu vardır. Siz bu insanlara iş bulmuyor ama çalışmıyorlar diye GSS borcu çıkartmaktasınız. Hem iş sahibi olmalarını önleyecek politikalar yürütüyorsunuz hem de seni muayene yapamam, prim borcun var diyorsun. Devlet kendiyle çelişir mi Yapılan bütün siyaset, deneme yanılma yoluyla yapılıyor. Aslında yapılması gereken, konuları proje haline getirip, yarışmaya açmaktır. Ben inanıyorum ki, bürokratlardan daha iyi bir sistem ortaya koyacak gençlerimiz ortaya çıkacaktır.

Sonuç olarak, muhasebe mezunlarının da, diğer branşlardan mezun olanlarla  gibi âdil ve adaletli iş bulma ve yaşama hakkına sahiplerdir. Bu hakkı devlet eliyle kullanmak istemektedirler. Mezun olduğu okul yüzünden insanın cezalandırılmasını ne kul kabul eder ne de yüce Rabbim. Eğer mezun ettiğiniz insanlara iş imkânı sunamıyorsanız o okulları kapatınız ve mezun etmeyiniz. Böylece sorun ortadan kalkar. Her önüne gelenin üniversiteye yönlendirirseniz ara eleman ihtiyacını sorunu başlar ve büyük sorun teşkil eder. Ara eleman yetiştirme politikalarına ağırlık verilmeli hatta teşvikler ortaya koyulmalıdır. Özel üniversitelerin mantar gibi türediği ülkemizde mezun olanlara iş imkânı veremezsek, sadece üniversite mezunu işsiz sayısını arttırmaktan öteye gidemeyiz. Başarımız “işsiz üniversiteliler” dalında olur(!) Eğitim alanında akıllı ve çözüm odaklı politikalar ortaya koymalıyız. Okuyan ve mezun olan her üniversiteliye hem kamuda hem de özel sektörde iş imkânı sunmalıyız. Buna mecburuz. “Benim görevim, okul açmak ve eğitim imkânları sunmak” deyip bir kenara çekilemeyiz. Devlet sosyal yaşamın yara almaması ve toplumun ahlâk değerlerini yitirmemesi için,”eve ekmek” getiren insan figürünü çoğaltmak mecburiyetindedir. Başka türlüsü ayağına kurşun sıkmaktır.

Sağlık Bakanlığı’na yapılan atama, liyakate göre yapıldığını düşünmüyorum. 1 Ekim’de Resmi Gazete’de yayımlanan kararname ile bakan yardımcılığına Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği mezunu olan Erkan Kandemir atandı. Kandemir’in kariyeri AKP İstanbul İl Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyeliği ve İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanlığı. Bu bir âdil ve adaletli bir atamamıdır. “İşi ehline veriniz” düsturuna hiç uymamaktadır. Enerji Bakanı Taner Yıldız’da TBMM Sağlık ve Çalışma Komisyonu Başkanı Necdet Ünüvar’ın 25 yaşındaki, hiçbir deneyimi ve iş kariyeri bulunmayan oğlunu danışman olarak atayarak dikkati çekti. İsminde Adalet olan bir iktidar partisi bunu yapıyorsa, atama bekleyen bunca üniversite mezununun hali ne olur Hepsi partili mi olmak zorunda

Mihri’m

Mihriban beşkardeşin en küçüğüdür, ismi gibi merhametli, muhabbetli, güler yüzlü, yumuşak huyludur. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar berrak. Bulunduğu ortama su gibi hayat veren şefkat âbidesidir Mihri’m. O benim en ufak kız kardeşim. Fakat en büyüğümüz gibi, ablamız, anamız gibi. Nefesimiz, yaşam kaynağımız, psikologumuz gibi. Hepimize yetendir ve bizi bize yettirendir. Öfkeniz onda son bulur. Dertleşmenizin sonunda kuş gibi hafiflersiniz. Rabbim özenerek yaratmış. Genç yaşta yakalandığı triot bezi kanserine rağmen, çivil çivil yaşam doludur. En büyük imtihanlardan geçtiğinin bilincindedir. Üstelik bunca sıkıntıya rağmen çokta marifetlidir. Alzheimer olan annemin bakımını da üstlenen Mihri’m el ürünleri yaparak aile bütçesine de katkı sağlamaktadır. On elinde on marifet. Bu el becerilerinde ki azmi, bu anaç tarafı belgesellere konu olacak kadar büyüktür. Ben onun gibi bir kardeşe sahip olduğum için Allah’ıma şükrediyorum. Su gibi girdiği hayatlara mutluluk veren, yağmur kadar bereketlidir