Bütünlüğü koruyamayan sistemlerden kurtulmalıyız. Bunu
yaparken de derdimiz üzüm yemek olmalıdır. Çünkü bahçenin sınırlarını biz
çizmedik. Müslüman ülkelerin hiçbiri sınırlarını kendi çizmemiştir. Sınırlarını
kendi çizmeyen bir ülke, çizilen sınırlar içerisinde milletinin görüşüne göre
kendini yönetebilir mi
Mısır olayları bana, Minyeli Abdullah filmi başlarken bu olaylar gerçek olaylara
benzetilerek yapıldığı yazısını hatırlattı. Mısır da yaşanan olaylara bakınca
ne kadar da ülkeme benziyor diyorum ama bunu ifade ederken Mısır a vurgu
yapıyorum. Çünkü kişi kendini göremez, bu yüzden mümin müminin aynasıdır.
Tahrir de bir yıl önce olan olaylar, bir diktatörün
devrilmesi için yeterli görülürken, bir yıl sonra aynı olaylar darbe yapmak
için yeterli görülmüştür. Demek ki görüntü, kişinin algısına göre şekilleniyor.
Bu yüzden şimdi Tahrir i değil, Adeviye meydanını konuşuyoruz. Düşünüyorum da
dün Taksim e karşı çıkanlar bir yıl sonra Taksim de buluşursa ne olacak!
Sorunu doğru tespit etmek, demokrasi anlayışımıza
bağlıdır. Sınırlarını başkalarının çizdiği bir ülkenin yönetim biçimini de
sınırları çizenler belirliyorsa ne yapacağız Yönetim biçiminin ne olduğundan
daha önemli bir şey var: bir ülkenin yönetim biçimi o ülkenin bağımsızlığını mı
artırıyor, bağımlılığını mı
İnsan, ülkesinin bağımlılığını artıran bir demokrasiden
taraf olabilir mi Hem de bu insan
müslüman kimliği ile bunu yapabilir mi Son iki ay içinde ülkemizde gerçekleşen
meydan muharebelerine baktığımızda bu temel ayrımı net bir şekilde görmek
mümkündür. Son bir ay içinde Kazlıçeşme Meydanı nda iki ayrı mitingi en önemli
farkı da bu olsa gerektir.
Milletin lehinde olmayan milli irade ile ümmetin görüşüne
göre yönetilmesi önümüzdeki dönem daha çok tartışılacağa benzemektedir. Kime
karşı olursa olsun darbe, o ülkenin geleceğinin katilidir sözü ne kadar doğru
ise, milletin lehine olmayan demokrasi sözü de bir o kadar doğrudur. Bu ikisi
arasında kalmak ise ülkenin geleceği ve Batı yla ilişkisi açısından çok ciddi
bir şekilde kritik edilmesi gereken bir durumdur. Ele ele, omuz omuza çalışmak,
her alanda emin adımlarla ilerlemek bunu anlamaya bağlıdır.