Bir ülkenin Cumhurbaşkanı ile Başbakanı birbirine küsebilir mi Diyelim ki küstüler; bunu milletin önünde sergileyebilirler mi Haydi biz bizeyiz diyerek çeşitli vesilelerle biraraya geldiklerinde birbirlerinin yüzüne bakmayarak, suratlarını asarak küslüklerini ilan etmekte bir sakınca görmediler. Ülkemizdeki yabancı devlet başkanları, cumhurbaşkanları ve başbakanların huzurunda da bu küslüklerini ilan ediyor, birbirlerinin yemeğine katılmıyorlarsa bunun mantıklı bir izahı olabilir mi
Devlet yönetimi ile kişisel duygularını birbirine karıştırdıklarını söylersek yanlış mı yapmış oluruz
Yabancı misafirler onuruna verilen yemekte bile biraraya gelmeye tahammülü olmayanlar gerektiğinde ülke meselelerini konuşurlar mı Konuşurlarsa birbirlerine söyleyeceklerini aracılar vasıtasıyla mı iletirler
Bir televizyon haberinde izlemiştim. Birbirine küsen karıkoca yıllar geçmiş hiç konuşmamışlar. Hem de aynı evi paylaştıkları halde. İlle de birşey söyleyeceklerse çocuklarını ya da torunlarını aracı olarak kullanırlarmış. Bir fıkrada ise birbirine küs oldukları için konuşmayan eşlerden birinin eteğini sobadan sıçrayan ateş tutuşturur. Diğer eş bunu görür ama küs olduğu için yandığını söyleyemez.
Diyelim ki bu tür küslükler sadece o iki kişiyi ilgilendirir. Çevreye ve topluma fazlaca bir zararı olmaz. Ama devletin zirvesinde bulunan kişilerin küslüğünün ülkeye ve milletimize vereceği zararı iyi düşünmek gerekmez mi
Gazeteler Karadeniz Ekonomik İşbirliği zirvesine geniş yer verdiler. Kimileri Türkiyeyi kendilerinden uzak tutmak için Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatını ABnin bir oyunu olarak sundular. Kimileri bu zirvenin küs komşuları biraraya getirdiğine dikkat çekti. Kimileri de KEİ zirvesinde Cumhurbaşkanı ile Başbakanın küslüklerine ve birbirlerinin yemeklerine katılmamalarına dikkat çekerek, "Misafirlere ayıp" şeklinde manşete taşıdılar. Elbette böyle bir tavır misafirlere ayıptır. Ama aynı zamanda devletin zirvesinde aylardan beri sürüp giden bu küslük millete karşı da ayıp değil midir
Bir yandan, "Boğazda kritik zirve" diyerek zirvenin önemine dikkat çekilerek, Türkiyenin kurucusu olduğu Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatının zirve toplantısında küs komşuları buluşturmuş olmakla övüneceğiz ama öbür yandan kendi Cumhurbaşkanı ile Başbakanınımızın küslüğünü zirveye taşımış olmalarının sıkıntısını paylaşacağız. Tam bir bu ne perhiz bu ne lahana turşusu misali.
Sezer ile Erdoğanın küslüklerinde haklı olup olmadıkları aslında çok önemli değil. Bulundukları makamın geçici olduğunu, millete ve ülkeye hizmet makamı olduğunu bizim hatırlatmamıza gerek var mı
Birbirinize kırılmış olabilirsiniz ama küsme hakkınız olmadığını ille de birilerinin hatırlatması mı gerekiyor Gerçi ne kadar hatırlatılırsa hatırlatılsın bunun bir faydası olmadığını ve olmayacağını da biliyoruz.
Tekrar ediyorum bu küslük konusunda kim haklı kim haksız çok önemli değil. İster Erdoğan, Cumhurbaşkanını CHPnin devamı gibi görmüş olsun, ister Cumhurbaşkanı Erdoğanın bir takım yaptıklarına karşı öfke duyduğu için bu küslük ortaya çıkmış olsun. Hiçbir sebep küslüğün sürdürülmesini, özellikle de bir uluslararası toplantıya kadar taşınarak gelen misafirlere bu küslüğün hissetirilmesinin de ötesinde gösterilmesi devlet adamlığı ile bağdaşmaz diye düşünüyorum. Devlet adamları gerektiğinde kan kusacaklar ama sorulduğunda kızılcık şerbeti içmiştim demeyi bileceklerdir. Bilemiyorlarsa o makamlarda bulunmaları millete zarar vermez mi