KIBRIS Türkleri yok edilmek isteniyordu. Adayı Yunanistan a bağlamak isteyen militan Rumlar Türkleri gettolara tıkmışlar, insanlık ve hukuk dışı baskılar altında inletiyorlardı. Onları vatanlarından kaçırmak istiyorlardı... Türkiye Cumhuriyeti onların yardımına koştu. Nice şehit vererek Kıbrıs ın kuzeyinde Türklerin hürriyet ve haysiyet içinde yaşamalarını sağladı. Bu maksatla şimdiye kadar yüz milyarlarca dolarlık maddî yardım yaptı.

Biliyoruz, her yerde olduğu gibi orada da kokuşma var, kara para var, bir sürü pislik var.

Pisliklerin, kokuşmuşların kimler olduğu, yüksek sesle söylenmese de herkes tarafından biliniyor...

Oradaki maddî pisliklerin, yolsuzlukların ve kokuşmanın yanında bir de manevî kirlilik bulunmaktadır.

Yarım yüzyılı geçen bir müddetten beri Kıbrıs ta birtakım saldırgan, azgın, militan, fanatik dinsizler, İslâm a karşı yüzkarası bir savaş ilan etmişlerdir. Bunların İslâm a ve dindar Müslümanlara ettiği hakareti, gösterdiği şiddetli düşmanlığı Rumlar bile yapmıyor.

Bu adamların bir kısmı devlet memurudur ve Türkiye nin oraya gönderdiği yardım parasından maaşlarını almaktadır.

Bu adamlar şimdi tutturmuşlar, "Kıbrıs ta ne camilerde, ne de okullarda din ve Kur ân dersi verilebilir. Böyle bir şey laikliğe aykırıdır. Buna bütün gücümüzle karşı koyacağız..." mealinde lâflar ediyor, tehditler savuruyor.

Evet, bunların yaptığını Rum yapmaz.

Bu adamların yobazlıkları yüzünden Kıbrıs halkının büyük kısmı dinden uzaklaşmıştır. Bu adamlar Kıbrıs için Allah ın bir lütfu olan Şeyh Nazım a da son derece düşmandırlar. Onun Cuma günü hutbe okumasına, namaz kıldırmasına karşı çıkmaktadırlar.

Kıbrıs ı ziyaretimde camilerdeki cemaatin azlığı, dinî faaliyet ve hizmetlerin sönüklüğü dikkatimi çekmişti.

Gazetelerin yazdığına göre Kıbrıs ta bazı Müslüman gençler boyunlarına altın zincirli haçlar takmaya başlamış.

Beş altı yıl önce Kıbrıslı bir genç kıza sormuşlar: "SizTürk müsünüz .." Şu cevabı vermiş: "Ben Kıbrıslıyım..."

Kıbrıs ın bu hale gelmesinde Dr. Fazıl Küçük nam adamın büyük rolü olmuştur.

Rumlar kendi dinlerine ne kadar sarıldılarsa, Fazıl Küçük ve avanesi İslâm a o kadar uzak durmuştur. Uzak durmak bir tarafa, saldırmıştır.

Rumlar kendi papazlarını cumhurbaşkanı yapmışlar, Dr. Fazıl Küçük, İngilizlerin yaptığı anayasa gereğinde Türklerin idari olarak cumhurbaşkanı yardımcısı olmuş, fakat cemaatinin menfaatlerini koruyamamıştır. Hem azınlık haline düşmüşsün, hem de kimliğinin ana unsuru olan İslâm a soğuk bakıyorsun. Elbette ayakta duramazsın.

KıbrısTürkleri, Çeçenler gibi dindar olsalardı hiç bugünkü duruma düşerler miydi

Kıbrıs Türklerinin, yakın tarihte, Rumlar Hıristiyanlığa ne kadar bağlı idiyseler, onların da İslâm a en az o derecede bağlı olmaları gerekirdi.

Başlarından bunca felâket geçti, bunca zulme uğradılar, yine de akıllarını başlarına toplamadılar.

Kıbrıs okullarında ve camilerinde Kur ân dersi verdirtmeyiz diye yırtınanlara yazıklar olsun!

Biz Türkiye Müslümanlarının ödedikleri vergilerle maaş alıyorlar ve sonra da kalkıp Kur ân a karşı çıkıyorlar.

Bu adamlar Rum olmaya kalksalar, Rumlar onları kesinlikle kabul etmeyeceklerdir. Vaktiyle 1924 Mübadelesiyle Anadolu dan Yunanistan a gönderilen, anadilleri Türkçe olan Karaman Rumlarını bile kabul etmeyen Elenler bunları hiç kabul edip bağırlarına basarlar mı

Benimki kehanet değil, Kıbrıs Türkleri İslâm a ve Kur ân a sarılmadıkça millî varlıklarını, kimliklerini koruyamazlar.İslâm a, Kur ân a, mukaddesata ihanet eden Müslüman bir toplum iflah olmaz, selamet bulmaz.

Kıbrıs ta Müslüman yok, dindar yok demiyorum.Elbette varlar ve ben bu sütunlardan onlara kardeşâne selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Lakin sayıları ve güçleri yeterli değildir. Onlardan rica ediyorum: İslâm ve Kur ân düşmanlarına karşı tepkili olsunlar, dinî hak ve hürriyetlerini korusunlar, yasal sınırlar içinde protesto etsinler. Bu dediklerimi yapmazlarsa, ileride kurunun yanında yaş da yanacaktır.

Yarın Türkiye Ada dan çekilirse ne yapacaklar... İslâm dan güç almazlarsa yıkılmaya, erimeye, yok olmaya mahkûmdurlar.

"Keşke Elim Kırılsaydı da..."

SEÇİMLERDEN sonra neler olacak, neler olmayacak .. Tahminlerimi yazıyorum:

(1)Başörtüsü yasağı rezaleti aynen devam edecek. Millî irade bu konuda DERİN iradeye boyun eğecek.

(2) Herkesi ve hepsini kasd etmiyorum, seçilmek için bir milyon dolar harcayanlar, en az 10 milyon dolar kazanmak için tezgahlarını işletmeye başlayacak.

(3) Çankaya ya eşinin başı örtülü dindar birini çıkartmamak için oynanan oyunun bilmem kaçıncı perdesi sahneye konulacak.

(4) D ve B bütçelerinin hortumlaması işine devam edilecek.

(5) Halka verilen vaatlerin üzerine sünger çekilecek.

(6) Fesatlı ihaleler...

(7) Komisyonlar...Yüzde 10 dan başlar...

(8) Din sömürüsü tam gaz...

(9) Ah Atatürk vah Atatürk...

(10) Lâiklik elden gidiyor, kalkın ey ehl-i vatan... (Herkes bir şeyler görmek için yerinden kalkar, şaşkın şekilde sağa sola, öne arkaya, yukarıya aşağıya bakar...Sonra görürler ki, yerlerine başkaları oturmuş...)

(11)YÖK devam eder.

(12) Bombalar patlar...

Siyaset dışı konular da var:

* Boğaz da bir nitrat, diğeri sıvı gaz yüklü iki tanker "kazara" çarpışıp İstanbul u havaya uçurabilir.

* Beklenen büyük deprem, hiç beklenmedik bir zamanda olabilir...

Bütün bunlar olurken ablar akar, dolablar döner...

Kara para miktarları büyüdükçe hesap tutmak zorlaşır, mızraklar çuvallara sığmaz olur.

Ağlayanlar ağlamaya devam eder, gülenler güler, bazıları kahkahadan çatlar.

Bir kısım vatandaşlar "Ah keşke elim kırılsa idi de vermez olsaydım..." diye saçını başını yolar.

Günler, haftalar, aylar, yıllar geçer. Dünya döner... Komedya bir türlü bitmez.

(Bir Dış Haber)

Tayvan Devlet Başkanı nın Damadına Hapis

Tayvan Yüksek Mahkemesi, Devlet Başkanı Çen Şui-bian ın damadını yolsuzluktan suçlu bularak, 7 yıla mahkûm etti.

Yüksek Mahkeme, Taipei bölge mahkemesinin ÇaoÇien-ming e verdiği 6 yıl hapis cezasını yolsuzluk miktarı çok yüksek olduğu için bir yıl artırdı.

Mahkeme, alt mahkemesinin Çao ya verdiği para cezasını da onadı. (Zaman, 26.06.2007)