1994 yılı Mart ayındayız.

Mahalli idareler seçimlerine 8-10 gün kadar bir zaman kaldı.

Partiler son kozlarını oynuyorlar. Sokaklarda sanki fırtına esiyor.

Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Recep Tayyip Erdoğan.

Finansman işleri ve malzeme sorumluluğu bizim sırtımızda.

Acabaların kırk tanesi kafamızın etrafında kol geziyor. Son gayretlerimizi sarf ediyoruz.

Bir akşam Refah Partisi’nin Topkapı’daki İstanbul İl Merkezi’nde oturmuş durum değerlendirmesi yapıyoruz. Çok dar çerçevede elbette. 4-5 kişi varız. Aytunç Altındal gelmiş görüşmek istiyor dediler.

O Altındal ki, derin haber kaynakları var. Söylediklerini ciddiye almak gerek. İçeri buyur ettik. Hoşbeşten sonra dedi ki:

-Tayyip Bey! Bütün anketler artık Refah Partisi’ni gösteriyor. Sadece İstanbul’da değil, birçok ilde öndesiniz. Ama bazı sorunlar var. Belediyeleri size teslim edip etmeme konusunda Amerikan derin lobisi ile Avrupa derin lobisi karşı karşıya geliyorlar.

Avrupa lobisi diyor ki:

“Aman bunların belediyeleri kazanmasına fırsat vermeyelim. Ne yapar ederler elde ettikleri belediyeleri asla geri vermezler. Her oyunu oynayalım, engel olalım!..”

Buna karşılık Amerikan lobisi de diyor ki:

“Bırakın kazansınlar. Müdahale etmeyin. Görmüyor musunuz, belediyeler yıllardır batakta Binalar mühürlü, makinalar hacizli, işçiler ve memurlar grevde. Aylardır maaş alamıyorlar. Çöpler dağlar gibi. Yollar berbat. Yeşillikler solmuş. Hava kirli, su bitmiş. Gelirler sıfırlanmış, borç gırtlakta… Alsınlar belediyeleri ve burunları sürtsün. Bir daha da geri gelmemek üzere tarihe karışsınlar.”

Avrupa lobisinin tüm engellemelerine ve oyunlarına rağmen, Milli Görüş erlerinin gayreti ve Allah’ın yardımı ile Refah Partisi seçimleri kazandı. Lider Erbakan’ın talimatları ve verdiği moral motivasyonu ile ve Milli Görüş erlerinin üstün gayretleri ile mahalli idarelerde destanlar yazıldı. Teşkilatlar ile belediye personeli el ele verdi, gayretler gösterildi, tekeler süt verdi. Böylece Amerikan ve Avrupa derin lobileri şaşıp kaldılar.

Hemen arkasındaki genel seçimlerde de Refah Partisi birinci parti olarak Parlamentoya girdi ve koalisyonla da olsa hükümeti kurdu.

Artık destanlar yazma zamanıydı.

Başlandı da.

Yıllardır öldürülmüş piyasalar atağa kalktı, faizler aşağı düştü, millette umut çiçekleri açmaya başladı.

Dünya Müslümanları birleşmek için ellerini ileri uzattılar. Nur topu gibi D-8 doğdu.

Emelleri ve oyunları etkisiz kalan dış kaynaklar, içerdeki rantiye ve cunta heveslileri ile işbirliği yaparak, bu sefer başka planlar geliştirdiler.

Bunlar Milli Görüş’ü parçalayarak içten çökertme planları idi. Bu planlar da işletildi. 28 Şubat darbeleri ve arkasından bunun acı meyveleri millete yedirildi. Ama şükürler olsun Milli Görüş çökertilemedi.

İtiraf edeceğimiz bir şey varsa, o da millete çok zaman kaybettirdikleridir.

İşte bugünlere böyle geldik.

Şimdi işin asıl sahipleri olan Milli Görüş zihniyeti, yani Saadet Partisi önce belediyelere sahip çıkacak, arkasından da iktidar olacak.

İnşaallah!..

Değerli bir insanı Hakk’a yolcu ettik.

Aytunç Altındal’a Allah’tan rahmet ve milletimize başsağlığı diliyoruz.

AYTUNÇ ALTINDAL

Rahmetli Altındal da geçti ileri,

Etkilenirdi şuurlu beyinlerden;

Yazdı hep perde arkasındakileri,

Yaka silkerdi şu urlu beyinlerden.