Bismillâhirrahmanirrahîm;
SEÇİM takviminin sonuna doğru yaklaştık. Cumhur ve millet İttifakları kıyasıya bir yarış içinde! Kazanabilmek için son kozlarını da kullanmaya çalışıyorlar. İçlerinde edep ve terbiyesini koruyanlar da var; hiçbir sınır tanımayanlar da. Sevgi, barış, kardeşlik, hoşgörü dilini kullananlar da var; saldırı ve nefret dilini kullananlar da! Toplum lâyık olduğunu bulacak ve halk, o minval üzere yönetilecektir.
AKP, devlet imkânlarını sınırsızca kullanıyor; halkın vergilerinden toplanan paralarla yeniden iktidar olmaya çalışıyor. Sahada orantısız güç ve haksız rekâbet görülüyor. Devletin araçları seçim için kullanılıyor; belediye otobüsleri “ücretsiz” olarak mitinge insan taşıyor. Atanmış bakanlar milletvekilliği adaylığı öncesi istifa etmediler. Bakanlar, millete hizmet için toplanan vergileri seçim için harcıyorlar.
Arazide halk her şeyin farkında! Millet İttifakı’nın mitinglerine büyük rağbet ediyor. Cumhur İttifakı araçlarla miting meydanlarına insan taşırken; vicdan sahibi halkımız, Millet İttifakı’nın mitinglerine “gönüllü” olarak gidiyor; bütün harcamaları kendisi yapıyor; satılık bir vicdana sahip olmadığını gösteriyor.
Kılıçdaroğlu, AKP Genel Başkanı’nı istediği TV kanalında açık oturuma davet etti; ama Erdoğan devlet imkânlarını, devlet TV’lerini orantısız ve “babasının çiftliği gibi” kullanarak seçim kazanmaya çalışıyor. Hep aynı şirketlere verilen devlet ihalelerinde olup biteni bilen yok. İsraf, yolsuzluk, rüşvet zirve yapmış durumda. Devlet olma ciddiyetine yeniden dönülmesi için seçimler büyük bir fırsattır.
TÜRKİYE’NİN TEMSİLİ
CUMHUR İttifakı; fikir, çözüm ve projeleriyle yarışacak yerde; Millet İttifakı’na karşı “çirkin bir kavga ve nefret dili” kullanıyor. Millî iradeyi yok saymaya varıncaya kadar ölçüsüz, tutarsız, âfâkî ithamlarda bulunuyor. Millet İttifakı sıradan insanlardan oluşmuyor ki! Önce Türkiye şartları bu ittifakın kurulmasını zorladı. Altı siyasî parti konuşarak, anlaşarak, uzlaşarak, büyük bir fedakârlıkla bugünlere geldiler. Sonra Millet İttifakı tüm Türkiye’yi temsil ediyor.
Şartlar; milletimizin inancı, tarihi, özü, aslı, kendisi olan Millî Görüş’ün temsil edildiği Saadet Partisi’ne, Millet İttifakı’nı koordine etme, uzlaştırma, arabuluculuk yapma şerefini nasip etti. Önce ahlâk ve maneviyat ve âdil düzen prensiplerinin uygulanması için fırsat doğdu. Kavga ve nefret söylemi yerine barış ve kardeşlik yolu açıldı.
CHP, klasik söylemleri yerine; başörtüsü, adalet, helâlleşme, barış, sevgi, uzlaşma söylemlerine öncelik verdi. Birlik vurgusu yaptı.
İYİ Partili Akşener, vatan ve milliyetçilik söylemleri olan, içişleri bakanlığı da yapmış bir genel başkan!
DEVA lideri Ali Babacan, 13 sene en stratejik bakanlıkları yürütmüş bir ekonomist. AKP, hâlâ ekonomide onun dönemiyle övünüyor.
GELECEK lideri Davutoğlu, akademisyen! Başbakanlık ve dışişleri bakanlığı da yaparak döneminde AKP’nin oylarını yüzde 50 noktasına taşımış.
Gültekin Uysal, yarım asır Türkiye’de etkili olan Menderes’in Demokrat Parti geleneğini temsil ediyor.
Altı farklı parti; ama Türkiye’nin sorunlarını çözmekte anlaşıp uzlaşabiliyorlar. İşin püf noktası bu!
BARIŞ KAZANACAK
TÜRKİYE, büyük bir ülkedir. Kimse bu milletin önüne bir “takoz” olarak çıkmasın! 6 Şubat depremi sonrasında olduğu gibi, 85 milyonluk Türkiye olarak kenetlenip yoluna devam edecektir. Sinir uçlarıyla oynanmasına, en kıymetli varlıklarının istismar edilmesine fırsat vermeyecektir. Terörü besleyen ABD’nin yanında yer alarak terörün çözülemeyeceğini bilip; birlikte kenetlenerek terörü bitireceğiz.
Mukaddes dinimizi birlikte yaşayacak, istismarına izin vermeyeceğiz. İstismarcılar gençlerimizi dininden soğuttu; deizm ve ateizme sürüklediler. Bu ülkenin bütün insanları vatanını sevmekte ve bu uğurda can vermeyi en büyük şeref bilmektedir. Biz bu ülkeyi sokakta bulmadık; şehitlerin emaneti olarak devraldık. Kimse değerlerimizi kendi tekeline alamaz. Evlâtlarımızı yoldan çıkaranları seçmeyeceğiz.
Saadet Partisi, sevgi ve kardeşliğin teminatıdır. Ölçüleri olan bir partidir. Meyhaneye davet için gitse de, camide olsa da ilkelerini korur; davasından taviz vermez. 54 yıldır görüldü ki, Saadet Partisi “hayra motor, şerre fren” olma görevini yapmaktan vazgeçmedi. Anlaşmalara sadık kaldı; ihaneti aklından geçirmedi.
İyiliklerin başı helâl lokmadır. Saadet Partisi baştan beri ana sütüyle beslenmektedir. Milletin emanet malına ihanet etmedi; yetimin hakkını korudu; vatandaşını faize ezdirmedi. Yanlış seçim sistemi, diğer partilerde olduğu gibi, Saadet Partisi’ni de seçime “ittifak”la girmeye zorladı. CHP listelerinde yer alarak, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı, Temel Karamollaoğlu’nun cumhurbaşkanı yardımcısı olması; Saadetli milletvekili adaylarının da Meclis’e girmesi için çalışıyor.