Farkında mısınız Sessiz sedasız -esasen pek de sessiz falan değil- bir “ilk” yaşandı.

O ilk şu;

MHP 7 Haziran seçimlerinden bu yana HDP ile asla ve kata yan yana gelmeyeceğini defalarca duyurdu...

Bu uğurda TBMM Başkanlığı’nı bile feda etti…

Ama 7 Haziran 2015 tarihinden bu yana ilk kez HDP paralelinde oy kullandı, MHP...

Kısa bir süre önce, bağımsız bakanların yemin edip etmeyecekleri konusu Meclis Genel Kurulu’nda önce tartışmaya, ardından da karmaşaya dönüştü.

CHP, “Bakanların hiçbiri bağımsız değil” diyerek yemin etmemeleri gerektiğini savundu.

CHP’li Grup Başkanvekillerinin ortaya koyduğu bu fikre AKP karşı çıkarken, HDP destek verdi.

Herkes MHP’nin ne yapacağını merak ediyordu...

İşte o anda olanlar dikkat çekti, adeta “vay be!” dedirtti; yapılan oylamada MHP’liler de, “Bu bakanlar yemin edemez!” görüşünü benimsedi, bu doğrultuda oy kullandılar. HDP ile birlikte...

Bakalım MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli başta olmak üzere MHPli üst düzey yöneticiler bu oylamaya, daha doğrusu bu muhteşem U dönüşüne ne diyecekler

AZ BİLİNEN GERÇEKLER…

1) Dünyada en fazla kuşatılmış şehir Edirne’dir.

2) Atatürk İngilizleri hiç karşısına almamıştır.

3) NATO’nun epeydir yeni hedefi Güney’dir ve de İslam’dır. İslam uç noktalara itilerek “marjinal” gösterilmek istenmektedir. Burada hedef tarih 2015 idi. Ama öyle gözüküyor ki bu tarih biraz daha uzayacak…

4) Almanya zamanı geldiğinde NATO’yu dışlayacaktır. İran, Irak, Suriye ve Libya “bir zamanlar” NATO belgelerinde “direk tehdit” oluşturan ülkelerdi. Şimdi geldikleri durumu görüyorsunuz. Irak, Suriye ve Libya paramparça… İran’ın durumu daha farklı…

5) Bilgi devletlerin tekelinden çıktı, devletlerin milli egemenliği zayıfladı.

6) Olimpiyatların Türkiye’de yapılmasına izin verildiğinde Türkiye’ye AB kapısı açılacaktır.

7) Büyük ve de derin “kriz” durumlarında Türkiye’de çözüm olarak hâlâ eski yöntem ve usuller akla gelmektedir. Ne acı!

8) Sadece Washington’da 200’e yakın think-thank bulunmakta ve bu kuruluşlar 30-50 yıl sonrasının vizyonunu, planlamasını yapmaktadır.

9) “Uluslararası suyolu” diye bir kavram yoktur. Bizim Boğazlar için de bu geçerlidir. Çünkü Boğazların her iki tarafı da bizim toprağımızdır. Ayrıca ‘Boğazlar Bölgesi’ tabiri yanlış bir kavramdır, doğrusu Türk Boğazları’dır…

10) ABD olmasa PKK da olmaz.

11) KKTC hiçbir dönem Yunanistan’ın olmadı. KKTC’ye 1974 harekâtından bu yana yılda ortalama 40-50 milyon dolar yardım yapmaktayız.

12) Türkiye’nin İsrail’le yakınlaşma çabalarının asıl gerekçesi, ne Irak, ne Suriye ne de bir başka terör tehdidi değil Batı içinde kalabilme endişesidir.

13) Yakın zamana kadar, Balkan ülkelerinin liderlerinin büyük çoğunluğu Robert Kolej mezunuydu… Halen de öyle mi, acaba!

14) Ortadoğu ülkelerindeki rejimleri ayakta tutmanın tek yolu askeri güçlerdir. Latin Amerika ve Afrika’da da benzer bir durum vardır.

15) Hazreti Ömer ve El-Halil Camii çevresi Osmanlı Vakfı’na ait. İlgili tapu ve evrak, Türkiye’nin İsrail Başkonsolosluğu’nda mevcut. Merak eden gidip bakabilir…

16) Terörü üreten kaynakları kurutmadan terör bitmez…

17) Türkiye’nin elle tutulur, gözle görülür bir Ar-Ge (Araştırma Geliştirme) bütçesi hiçbir zaman olmadı.

18) Güneydoğu’da elektriğin ancak yüzde 20’sinin faturası toplanabiliyor. Sadece resmi dairelere fatura kesilebiliyor. Elektriğin bu kadar pahalı olmasının sebebi de biraz bu.

19) ABD’de yılda 300-500 milyar dolar kara para aklanıyor. Bu rakam Türkiye’de 50 milyar dolar civarında. 50 milyar doların ne kadarı MASAK tarafından yakalanabiliyor

20) 1. ve 2. Dünya Savaşı’nın gerçek sebebi, “ekonomik dengesizlik”tir.

21) Henry Kissenger’den: “Bir tek bir kurşun atmadan SSCB’yi dağıttık!”

22) Emperyalist-egemen güçler dünyayı “kent devlet”lere ayırma gayret ve çabasında. Amaç, 2 bine yakın devletçiğin kurulmasıdır.

23) ABD nüfusunun halen büyük kısmının sosyal güvencesi yoktur. Avrupa’da rahat gezebilirsiniz ama ABD’de belli bir saatten sonra dışarı çıkamazsınız.

24) Almanya, iki Almanya’nın birleşmesi için Rusya’ya 5 milyar dolar verdi.

25) 19. yüzyılda siyahî insanların acı çektiğine inanılmadığı için, onların ameliyatlarında anestezi kullanılmıyordu!

ABDULLAH GÜL O DÜĞÜNE NEDEN GİTTİ

* 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlunun da katıldığı, 7 Haziran seçimlerinden hemen önce, 30 Mayısta gerçekleştirilen Fetih Şölenine gitmedi. Gülün bu kararı almasının nedeni olarak yakın çevresine, "Cumhurbaşkanlığı’nı devrettikten sonra ne bir siyasi toplantıya, ne bir mitinge katıldım. Bu tutumumu devam ettiriyorum" dediği belirtildi, o dönem.

* Abdullah Gül’ün Çankaya Köşkü’nden indikten sonra, “Ben bu partinin kurucusuyum.” dediği biliniyor. Fakat şu da biliniyor; Gül şu ana kadar ziyaret ettiği il ve ilçelerde hiçbir AKP teşkilatına uğramadı.

***

Fakat şu da var; Gül, AKP Genel Merkezinde düzenlenen AKPnin 14. Kuruluş Yıldönümü programına davet edilmemiş, bu durum hayli konuşulmuştu. Bu da biraz tuhaf bir durumdu.

Daha tuhaf olanı, Gül’ün Çankaya Köşkü’ndeki son gününde AKP Kongresi’nin toplanması ve kendisine AKP Genel Başkanlığı adaylığı yolunun “çarpıcı” bir yöntemle kapanması idi…

***

Merakım şu; Başbakan Ahmet Davutoğlu davet etmesine rağmen, Abdullah bey acaba AKP’nin 12 Eylül 2015’teki toplantısına iştirak edecek mi

Daha da merakımı celbeden gelişme de şudur; çoğu davetlere katılmayan Gül, MHP milletvekili Ekmeleddin İhsanoğlu’nun oğlunun düğününe katıldı.

Sahi, Abdullah Gül o düğüne acaba niçin gitti

BİLİYORUM TUHAF BİR SORU, AMA!..

* İşçi işyerinde işini yapmazsa ne olur Bir-iki ikazdan sonra işten atarlar, değil mi

* Memur, diyelim ki öğretmen, derslerine girmezse ne olur Belli müeyyideleri var. Memuriyetine son vermeye kadar giden bir süreç… Örneğin askerlik, elbette “yatma” yeri değil…

* Bir köşe yazarı yazısını yazmazsa ne olur Sonunda Genel Yayın Yönetmeni çileden çıkar ve “Artık sizinle çalışamayacağız…” der.

***

* Türkiye’de 7 Haziran’da bir seçim yapıldı. Hiçbir parti yeterli çoğunluğu sağlayamadı. Yapılacak olan şey nedir; koalisyon. Bu, TBMM’ye giren siyasi partilerin, milletvekillerinin görevi değil mi Görevi. Biliyorum tuhaf bir soru; ama yine de sormak istiyorum: Sahi, görevini yapmayan siyasilere müeyyide uygulayacak bir makam var mı, Türkiye’de  

NOT: Bugün,  07 Eylül 2015 Pazartesi. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!